Vatikan Şehir Devleti : Roma ili sınırları içinde bağımsız bir devlet olan Vatikan, Hristiyanlıkta Katolik mezhebinin merkezi durumundadır. Yaklaşık 1000 kişilik bir nüfusa sahip. Nüfusunu çeşitli ülkereden papazlar ve muhafızlar oluşturmaktadır. Papa hem devletin başkanı hem de ruhani lider konumunda. 1929 yılında bağımsızlığını ilan etmiş ve monarşi ile yönetilen en küçük devlet ünvanına sahip. Vatikan’ın korumasını 110 tane İsviçre’li asker yapmakta. Hristiyan olmaları ve 30 yaşından küçük olmaları gerekmekte. Vatikan, bünyesindeki Aziz Petrus Bazilikası, Vatikan Müzeleri ve Sistina Şapeli nedeniyle oldukça ilgi görmekte ve her yıl binlerce turist ağırlamaktadır.
Vatikan’da nasıl giyinmeli :
Girişte kıyafetinizin uygun olması gerekir, kollar-omuzlar örtülü olmalı, şort, mini etek, şapka vb giyinmemelidir. Büyük sırt çantası ve şemsiye ile girilmesi yasak, vestiyere bırakmanız gerekmekte.
Vatikan gezilecek yerler :
Aziz Petrus Bazilikası : Aziz Petrus İsa peygamberin 12 havarisinden biri olup hristiyanlık aleminin ilk papası ve Roma’ya hristiyanlığı getiren kişidir. Bazilika Aziz Petrus’un öldürüldüğü yere yapılmış, inşasına 1547 yılında başlanmış ve bitmesi 100 yıldan fazla sürmüştür. Ana mimarı Michalangelo’dur. Büyük kısmı onun zamanında yapılmış ve ölümünden sonra tamamlanmıştır. Raffaello, Bernini ve Bramante gibi üstadlar da görev almıştır. Bazilika ücretsiz olarak ziyaret edilebilir ancak kubbesine çıkmak isterseniz o kısmı ücretli. 60,000 kişi kapasitesi ile dünyanın en büyük bazilikalarından biridir. Bazilikanın önündeki San Pietro meydanını Carlo Maderno ve Bernini tarafından tasarlanmış iki adet çeşme ve Papa V.Sixtux tarafından dikilen ve Mısır’dan getirilen 25.5 metre yüksekliğindeki dikilitaş süsler. Meydandaki Bernini tarafından tasarlanmış olup çevresi sütunlarla çevrili ve 140 aziz heykeliyle süslüdür. Bazilikanın önünde de Aziz Petrus’un başka bir heykeli de bulunur.
Vatikan Aziz Petrus BazilikasıVatikan Aziz Petrus BazilikasıVatikan Aziz Petrus BazilikasıVatikan Aziz Petrus Bazilikasıavlusu dikilitaşVatikan Aziz Petrus Bazilikasıavlusundaki çeşmeVatikan Muhafızları
Bazilika içinde 11 şapel, 45 sunak ve çok sayıda değerli rönesans eseri ile harika tavan süslemeri ve freskolar bulunur. En önemliler arasındaki Micealangelo imzalı, imzaladığı tek eser demek daha doğru olur, Pieta (merhamet) adlı heykel enfes bir yapıttır. Michelangelo’nun imzası Meryem’in göhsü üzerinden geçen parçada bulunur. Tek parça mermer kullanılarak yapılan eserde İsa çarmıhtan indirildikten sonra annesi Meryem’in kucağında betimlenmiştir. 1972 yılında saldırıya uğrayan eserde Meryem’in bir kolu kopmuş, burnu, gözü ve peçesinin bir kısmı hasar görmüştür. 10 ay süren bir restorasyonla düzeltilmiş. Eserde üstad Michelangelo mermeri adeta bir kumaş gibi işlemiştir. Saldırıdan sonra eser kurşun geçirmez bir cam arkasında muhafaza edilmektedir. Baldaken nedir ? Mimaride baldaken,bir sunak, nesne ya da kişiyi örtmek ve üstünü örttüğü şeyin önemini arttırmak için yapılmış dört ayaklı sütunlar üstünde yükselen bölüm olarak tarif edilebilir. Bazilika içindeki baldaken Bernini tarafından yapılmış ve eşsiz güzelliktedir. Barok özellikte yapılmış ve 4 mermer sütünu bulunmakta ve kubbenin tam altında yer alır. Baldaken’in altında Aziz Petrus’un mezarı bulunur. Aziz Petrus heykeli: Heykelin önünde saygı ya da şans getirdiğine inanıldığı için eline-ayağına dokunmak ya da öpmek için kuyruklar oluşmaktadır. Papa Alexander VII. anıt mezarı: Bernini tarafından yapılmıştır. Anıtın en tepesinde Alexander dizlerinin üzerinde tasvir edilmiş. Etrafındaki 4 kadın heykeli. En önde, kollarında çocukla tasvir edilen Charity hayırseverliği temsil eder Onun sağında ve kürenin üzerindeki Truth’dur ve doğruluğun temsilcisidir. Biraz daha ileride bulunanlar Prudence (sağduyu) ve Justice’dir (adalet). Alexander’in altında bronzdan yapılmış iskelet heykeli ölümü temsil eder. Bu figür zamanın geçtiğini hatırlatan bir kum saati kaldırmaktadır. Kum saati memento mori-öleceğini hatırla şeklinde sembolik bir anlam taşımaktadır. Kutsal Kapı : Çok dikkati çekmemekle birlikte önemli bir yeri olan kutsal kapı “Porta Sancta” 25 yılda bir açılmaktadır. Geleneksel olarak Roma’daki papalık kutlamalarının giriş kapısı olarak kullanılır.
Michelangelo’nun Pieta’sıVatikan Aziz Petrus Bazilikası BaldakenVatikan Aziz Petrus Bazilikası KubbePapa Alexander VII. anıt mezarıPapa Alexander VII. anıt mezarıiskelet ve kum saatiVatikanAziz Petrus Bazilikası
Vatikan Müzeleri – Vatikan Bahçeleri ve Vatikan Sistina Şapeli: Müzeler,Vatikan şehri sınırları içinde, dünyadaki en büyük ve en güzel müzelerden biri olup Sistina Şapeli ile birlikte 54 galeriden oluşur. 70 bin kadar esere ev sahipliği yapmakta. Gezi alanı 7 kilometrelik bir alanı kaplar. Görülmeye değer alanları aşağıdaki gibi özetlenebilir. Bahçeleri görmek için ayrı bilet gerekmekte. Müzelerin tamamını burada anlatmak mümkün olamayacağı için kısaca en önemlilerinden bahsetmek doğru olur.
Mısır Müzesi-Mısır’dan getirilen eserlerin sergilendiği 9 odalık bölüm
Pio Clementino Müzesi: Antik Yunan ve Roma dönemine ait eserler sergilenir
Chiaramonti Galerisi- Heykeller, lahitler sergilenmekte. Roma imparatoru Tiberius ve Hadrianus’un büstleri ile çocuk Eros heykeli görülecekler arasında,
Braccio Nuovo (yeni kanat) – Buradaki antik Roma dönemi eserler görülmeye değer. Sol elinde zafer tanrısı Nike bulunan Lucius Verus heykeli, iki metre yüksekliğinde ve üzerinde harika el işçiliği ile semboller işlenmiş Prima Porta’lı Augustus heykeli ve Nil Tanrısı heykeli görülmeye değer şeyler arasındadır.
Candelabra Galerisi: Adını galeriyi altı bölüme ayırıan büyük mermer şamdanlardan alır, Roma dönemi heykelleri ve duvar freskleri ile süslüdür.
Halılar Galerisi-Tarihi halıların, Haritalar Galerisi-tarihi haritaların bulunduğu kısım, Hayvanlar Salonu: Antik çağ dönemine ait hayvan heykelleri,
Heykeller Galerisi–Müzler Salonu (Sala delle Muse): Belvedere gövdesi (Belvedere Torso) adlı Roma dönemi heykeli,
Sala Rotonda (Yuvarlak Oda)– Kelime anlamı olarak yuvarlak ve kubbeli yapılara verilen gelen addır. Oda Pantheonun küçük bir kopyası şeklindedir. Sistina Şapeline giden yol üzerinde, Muses odasının yanındadır. Odada en dikkat çekici şey Neron’un küvetidir. Porfir adı verilen değerli kırmızı taştan yapılmıştır.
Sekizgen Avlu – Laokoon ve Oğulları heykel grubu–Apollo Belvedere ve Perseus Zaferi yine görülecekler arasındadır.
Bramante merdivenleri: Vatikan’da görülecekler arasında bulunan ve fotolara sıklıkla rastlanacak iki adet spiral merdiven bulunur. Müzelerin sonunda yer alır. Merdivenlerden ilki rönesans sanatçısı ve mimar Donato Bramante’nin tasarımı, 1505 tarihinde yapılmış, spiral tasarımı sayesinde insanların yollarının kesişmeden çıkıp inmelerini sağlar. İkinci Bramante merdiveni ise Giuseppe Momo tarafından 1932 tarihinde yapılmıştır.
Vatikan müzelerinde dikkat çekici önemli eserlerin bulunduğu odalar:
Raphael Odaları – 8.oda: Haritalar galerisinden sonra yer alır. Burada bulunan ve Raphael’in son eseri olan “Başkalaşım” da İncil’deki konular işlenmiştir. Atina okulu freski yine Raphael odalarında bulunan önemli eserler arasındadır.
Da Vinci-9. oda: Halı üzerine yapılmış “İsanın Son Akşam Yemeği” ,
Cortile della Pigna-Fontana della Pigna (Kozalak avlusu ve Kozalak çeşmesi) : Avluda antik Roma dönemine ait 4 metre yüksekliğindeki bronzdan yapılmış dev kozalak (pigna) ve altında sonradan buraya taşınmış çeşme ile çok güzel. Burada ayrıca İtalyan heykeltraş Arnoldo Pomodoro tarafından 1966 tarihinde yapılmış Sphere with Sphere (küre içinde küre) heykeli görülecekler arasındadır.
Vatikan Küre içinde küreheykeliVatikan MüzesiVatikan Müzeleri Mısır MüzesiYuvarlak Oda bronz Herkül heykeliSala Rotonda Neron’un küvetiVatikan Müzeleri – Son Akşam YemeğiCaravaggio İsa’nın çarmıhtan indirilişiRaphael “Başkalaşım”Bartolomeo – Madonna and BambinoJohann Wenzel Peter– Adem ve Havva Cennet Bahçelerinde (Adam & Eve in the garden of Eden-room 16)Antonio Cavano-Perseus Zaferi Vatikan Müzeleri Pio ClementinoVatikan Müzeleri Raphael Atina Okulu freskosu
Vatikan Sistina Şapeli -Sanat tarihi açısından çok önemli bir yere sahip olan Sistina Şapeli kardinaller heyetinin toplanması ve papanın seçilmesi amacıyla 1473 yılında yapılmaya başlanmış. En çok Michelangelo’nun yaptığı tavan süslemeleri ile tanınsa da birçok sanatçının eseri mevcut. İsa ve Musa’nın hayatlarından sahnelerle süslenmiş. Michelangelo dışında rönesans ustaları Boticelli, Raphael ve Ghirlandaio gibi sanatçılar da çalışmış. Papa II.Julius şapelin tavan süslemelerini Michelangelo’nun yapmasını istemiş. Aslen heykeltraş olan Michelangelo başlangıçta işi yapmak istememesine karşın papanın baskısı sonucu teklifi kabul etmiş ve 1508-1512 yılları arasında tamamlamış. Üstad tarafından yapılan ve yaklaşık 300 figürün bulunduğu tavanı ve Son Yargı (Kıyamet günü) adlı duvar freski buradaki en önemli eserlerdir. Michelangelo tavanı kendi tasarladığı eğik bir iskele üzerinde, çok zor şartlar alıtında tamamlamış. Tavandaki en ünlü fresklerden biri Ademin Yaradılışı adlı kısımdır. Duvar freski Son Yargı’da İsanın tekrar gelişi ve Tanrının insanlık üzerindeki son yargısı tasvir edilmiş. Şapeldeki önemli figürler arasında Aydınlık ve Karanlığın Ayrılması, Cennet Bahçesi, Büyük Tufan, Adem ve Havva, Cenneten Kovuluş, Kıyamet günü gibi sahneler sayılabilir. Şapelin duvar halılarını Rafaello tarafından tasarlamış. İçeride foto çekilmesi yasak.
Vatikan Sistina Şapeli tavan freskosu Ademin YaradılışıVatikan Sistina Şapeli
Müzelerde cafe ve atıştırmalık yiyecekler alabileceğiniz yerler mevcut. Müzelerin hepsini gezmek çok zaman alacağı için önden en çok neleri görmek istediğinize karar verip gezmek daha pratik olacaktır. Biletinizi mutlaka seyahatinizden önce online almaya çalışın.
Roma’da gezilecek yerler yazımızın linki aşağıdadır.
Florence is the capital of the Tuscany region and one of the masterpieces among the beautiful Italian cities, especially if you love art. It was established on both banks of the Arno River. The city was the capital of the Kingdom of Italy too for a short period. The word comes from the Latin word florentius (flower) and the symbol of the city is lily flower. Lily is also on the city’s coat of arms and attributed to Mary in Christianity.
It is better to mention briefly about the Renaissance and Medici family before our travel notes. The Renaissance movement, literally means rebirth, is a renewal movement that started in this city in Italy after the Middle Ages and took place in areas such as politics, science, art, architecture and education. The Renaissance began to sprout in the late 14th century, took place between the 15th and 17th centuries, and from there it spread to the world. The reason it started in Italy can be shown as the Medici family and the positive environment that developed there. The spirit of independence and the influence of humanism that developed after the Middle Ages, which were under intense pressure from the Catholic Church in Europe, played an important role. The Medici family lived in Florence between the 14th and 17th centuries and was a very powerful and successful family that generally operated in the banking sector. In addition, politicians and 3 popes emerged from the family. The family also managed the money of the Pope and the church thus gained considerable political power in Italy. The family placed great importance on art and played an important role in the development of art by taking Da Vinci, Michelangelo, Donatello, Boticelli and many other artists under their patronage. Lorenzo de’Medici, who was called Lorenzo the Magnificent and was elected Lord in Italy, provided significant financial support to science and art. Florence experienced its golden age during his reign.
If you want to enter every structure and visit every gallery in Florence, it would be right to spend at least 4 days. However, if you determine your priorities and leave some off the list, it is a city that can be easily visited on foot in 3 days. There is no need to rent a car, everywhere is quite close to each other. You also need an extra day to see places like Pisa, St. Giminiano and Siena near Florence, and while you are there, you should definitely see these historical and small cities too.
Transportation to Florence city from Bologna : We flew from Istanbul to Bologna and from there we went to Florence by bus. After picking up your luggage, go out from the airport, turn left and pass the taxi stands, you will see buses departing for other cities. The Appenino Shuttle departing from here goes to Florence in about 1.5 hours. Although we are not sure, we think that the ticket should be purchased online. We bought our tickets from the omio application by credit card. The Appenino Shuttle departs at 2-hour intervals. Our journey to Florence took 1.5 hours, but it took us more than 2 hours on the way back. There are also trains departing from Santa Maria Novella to Bologna.
Visit Florence and best things to do in Florence
Places to see on the Centro Storico side of the Arno river (the historical side of the city):
1-Piazza del Duomo (Duomo Square)
2-Galleria Dell’Accademia (Academy Gallery)
3-Piazza del Signoria (Signoria Square)
4-Piazza del Republica
5-Piazza del Mercato Nuovo
6-Piazza del Santa Groce
7-Piazza del Santa Maria Novella
8-Mercato Centrale
9-Bargello Museum
10-Basilica di San Lorenzo and Medici Chapel
11-Dante’s House
12-Uffizi Gallery
13-Galileo Museum
14-Via de Tornabuoni
15-Ponte Vecchio Bridge
16-Vasari Corridor
Places to see on the other side of the Arno river, Santo Spirato:
17-Pitti Palace
18-Boboli Gardens
19-Piazza Michelangelo
20-San Miniato Al Monte
Since we had visited the Cathedral on our previous visit to Florence, we did not go inside this time. Our priorities for this 2.5-days trip were visiting Uffizi Gallery, Pitti Palac-Boboli Gardens, Vecchio Palace, Bargello Museum, Medici Chapel. Academy Gallery and the baptistery of the Florence Cathedral were also in our plans if we had enough time. We saw other structures from outside. Since we went to Florence in February, we entered almost everywhere without any queues and bought our tickets at the door, except the Academy Gallery. However, during peak seanson, it is definitely worth buying online in advance.
1-Duomo Square (Piazza Del Duomo): We can say that it is the most important and most visited square in Florence. Things to see there:
Florence Cathedral-Duomo (Santa Maria del Fiore): This is the most important Florence’s iconic structures. The history of the structure goes back to 1296. It was completed in 1496. Since its construction took many years, it has the characteristics of various periods such as Renaissance, Gothic and Romanesque in terms of architecture. It was planned in the shape of a Latin cross. The dome is located where the arms of the cross intersect. The magnificent red tile dome was completed by Brunelleschi and is visible from everywhere in the city. The impressive and very beautiful interior frescoes of the dome were made by Vasari and depicted the “Last Judgment” scene inspired by the Divine Comedy. You can go up to the bell tower and dome of the cathedral. Since we visited the Cathedral on our first visit to Florence, we skipped it this time.
Santa Maria del Fiore FrenzeFlorence CathedralFlorence View on ArtRooftop Cocktail Bar
Giotto’s Bell Tower (Campanile di Giotto): The bell tower in the Duomo square belongs to the cathedral but looks like it is independent. It is one of the most striking structures in the square. The tower, which sits on a square plan, was built by Giotto di Bondore in 1359. It is approximately 85 meters high. It has Gothic architectural features and rich ornaments. It is possible to climb the tower with 414 steps and a wonderful view.
Florence Giotto’s Bell Tower Giotto’s Bell Tower Florence
Baptistery of Saint Giovanni (Battistero di San Giovanni): Located in Duomo Square, opposite of the Florence Cathedral. It is the oldest octagonal structure in Florence with basilica status. It started to be used as a baptistery in the 12th century. The baptisms of many political and famous figures took place here. It has Romanesque architecture. Its bronze doors, colored marble coverings and mosaic decorations are quite eye-catching. Michelangelo described the beauty of the doors as the “Gates of Paradise”. When we went, scaffolding had been set up because the interior was being renovated. We did not go in because the attendant warned us that it was not very convenient to walk around and that it was difficult to see the dome.
Baptistery of Saint GiovanniBaptistery of Saint GiovanniBaptistery of Saint Giovanni
Museo dell’Opera (Santa Maria di Fiore): The works in the Florence Cathedral are exhibited. The museum was built in 1891. The three-story museum contains works by artists such as Michelangelo and Donatello. Michelangelo’s Pieta is among the works that can be seen.
2- Galeria Dell’Accademia (Academy Gallery): Apart from the Uffizi Gallery, we can say that it is the most interesting art gallery in Florence. The original of Michelangelo’s famous David statue is exhibited here and is the most interesting work of the museum. Works by Boticelli, Paolo Uchello, Giambologna’s statue called Rape of the Sabine Women, Michelangelo’s Slaves statues and many more are here. Since it is not as large as the Uffizi, the visitor capacity is much lower and this causes long queues. We came here in the afternoon and unfortunately there was a long queue. Therefore we could not visit it. We recommend that you come here early in the morning.
3-Piazza de Signoria (Women’s Square) places to see:
Vecchio Palace: It was built between 1298-1314 by the architect Ghibelline as the first palace of the Medici family in the city. Today, it is used as the town hall and museum. The palace was first named as Palazzo Signoria and after Medici family moved from here to Pitti Palace it has been called as Palazzo Vecchio, which means old palace. Vecchio has an interesting and beautiful courtyard. At the entrance of the palace, there is a replica of Michelangelo’s David statue (the original is in the Galleria dell’Accademia) and a white statue of Baccio Bandinelli called Hercules and Cacus. The museum’s tower, Torre d’Arnolfo, with 416 steps, has a beautiful view. The Cortile di Michelozzo (Michelozzo courtyard) on the ground floor of the palace is one of the most striking sections. There are arches designed by the artist Michelozzo, placed with gilded columns, Andrea del Verrocchio’s fountain and the statue of Dolphin and Angel (the original is inside the palace). The ceiling decorations in the palace are interesting. The Salone dei Cinquecento (Hall of the 500s) is located on the first floor. One side of the hall was painted by Da Vinci and the other side by Michelangelo. The ceiling decorations are by Vasari. The hall also has Michelangelo’s famous Statue of Victory and many other statues. The first parliament of Italy was held in this hall. The building is still used as the city hall today. There is a gold-blue patterned symbol on the walls of the Sala dei Gigli room (Lily Room). You can also see Donatello’s statue of Judith and Holofernes in this room. The Sala delle Carte Geografiche (Room of Geographical Maps) is known as the room where the Medici kept their most important documents and treasures. The walls of the room are covered with maps painted on leather. The room contains the world’s largest medieval map, “Mappa Mundi”, from the 16th century, and a rotating globe. One of the most striking rooms on the second floor is the Loggia del Saturno room, which has a decorated ceiling painted by Giovanni Stradano. This room is mostly popular for its panoramic views of the Arno Valley. The male profile, thought to be Michelangelo’s, carved on the outer wall of the Vecchio Palace is among the things to see.
Signoria Square, Michelangelo statue of David (replica) and Baccio Bandinelli’s Hercules & CacusstatuesVecchio Palace & Torre d’ArnolfoVecchio PalaceAndrea del Verrocchio’s fountain and the statue of Dolphin & Angel Vecchio Palace
Fountain of Neptune: In the marble statue made by Bortolomio Ammanati in 1565, the sea god Neptune stands on horses. Nymphs (water fairies) and male gods are depicted around.
Neptune Fountain
Equestrian Statue of Cosimo I de Medici: In the statue dated 1587, Cosimo from the Medici family is depicted on a horse.
Statue ofCosimo I de Medici
Loggia dei Lanzi: It is an open-air sculpture gallery built in the Gothic style. The building opens onto the Signoria Square with 3 arches and adjacent to the Uffizi Gallery. It was built in 1300’s to be used in public ceremonies. One of the most important works here is the statue of Perseus with the head of Medusa, which Cosmo from the Medici family commissioned from the artist Cellini. In the bronze statue, Perseus holds severed head of snake-headed Medusa in his hand, and the body of Medusa is under his feet. Other than Perseus, Ammanati’s Neptune, the Lion of Marzocco, Hercules and Cacus by Bandinelli, and The Abduction of the Sabina Women by Giambologna are among the things to see.
Loggia Dei LanziPerseus with the head of Medusa
Palazzo Gucci: It is located in Signoria Square and houses a museum and exhibition where you can learn about the history of the Gucci brand. We did not visit it.
Palazzo Gucci
4- Piazza dell Republica: There is a carousel that has been subject of photographs in the square and the Column of Abundance, which was made by Donatello.
Piazz dell Republica Column of Abundance
5- Piazza del Mercato Nuovo: The Piglet Fountain and an open market where local products are sold are popular to see there. People throw coins and make wishes. It is believed that touching the pig’s nose will bring luck. In addition, after putting a coin in the pig’s mouth, you should wait for it to fall with water. It is believed that if the coin slides easily, your wish will come true.
Piglet FountainFlorence
6- Piazza del Santa Groce: Basilica of Santa Groce (Holy Cross Church) – Completed in 1442. It contains the tombs of famous names such as Michelangelo, Galileo, and Machiavelli. This beautiful structure worth seeing is also known as the Temple of Italian Glories.
Santa Groce Basilica
7-Piazza del Santa Maria Novella: This is the first square you will see if you are coming to Florence by train. Basilica Santa Maria Novella is located in the square. It is a very beautiful and elegant structure. The structure was completed by Leon Battista Alberti in 1470. It is called Novella because it was built on a temple that was already in its place. Its exterior is made of marble and interior is as beautiful as its exterior. It is decorated with frescoes and paintings by famous artists. One of the most important of these is the Holy Trinity by artist Masaccio. Behind Jesus on the cross, God and the Holy Spirit are depicted together. In addition, the premature birth scene above the door by artist Sandro Boticelli, the green portico by Paolo Ucchello and the Spanish chapel are among the beauties to see.
Santa Maria Novella
8-Mercato Centrale: It is close to the train station The lower floor is shopping area and the upper floor is food and beverage area. There is all kinds of food. We did not have enough time to go inside. The food section is good for some and mediocre for others, but it is suitable for a cheap snack.
9- Bargello Museum: The Bargello Museum, also known as the Bargello Palace, located close to Signoria Square. It is worth seeing. It was a prison and now it is used as an art gallery. The famous statue of David with a hat and a sword in his hand, made of bronze by Donatello in 1430-1440, St. George by Donatello, and Michelangelo’s Bacchus and Pitti Tondo are among the works exhibited here. The Michelangelo room, which is passed through the courtyard, and the area where bronze animal statues, metal works, weapons, coins and various jewelry are exhibited, which can be reached by going up the stairs in the courtyard, are worth seeing. Address: Via del Proconsolo
Bargello Museum FlorenceDonatello‘s DavidStatueMichelangelo’s Pitti TondoBargello Museum
10-Basilica di San Lorenzo and Medici Chapel (Basilica of San Lorenzo): It is one of the largest basilicas in the city. The chapel contains tombs of all important members of the Medici family. It can be considered one of the most important examples of Renaissance architecture and is truly worth seeing. The chapel was designed by Michelangelo. The basilica and the chapel are located in the same building, but they can be visited by paying separate fees.
Medici Chapel FlorenceMedici Chapel FlorenceMichelangelo’s Tomb of Lorenzo Duke of Urbino with the statues Dawn and DuskMedici Chapel Florence
11-Dante’s House: Dante, the author of the Divine Comedy, wrote this famous work here. It was rebuilt in accordance with the original that was destroyed. It is used as a museum and contains the poet’s original works and information about his life. We did not go there but we included it in the article for the sake of knowing.
12- Uffiizi Gallery : Uffizi is one of the most important art centers not only in Italy but also in the world. It was built between 1560-1580 and designed by Giorgio Vasari. It hosts the works of many artists from the 14th century Renaissance to the present day. Uffizi means office as a word and was built for the purpose of using Duke Cosimo I, as his office. Many works from the Renaissance period and the art collection of the Medici family fascinate people. In addition to works by masters such as Da Vinci, Raphael, Michelangelo, Botticelli, and Caravaggio, there are also works by German, Dutch, and Belgian artists. The building, which bears Renaissance architectural features, is two-story and has U-shaped design, and includes office areas inside, which were later converted into a gallery. Botticelli’s world-famous Birth of Venus painting (Nascita di Venere), Caravaggio’s Medusa and Bacchus, Titian’s Venus of Urbino, Piero della Francesca’s Duke and Duchess of Urbino, Raffaello Sanzio’s self-portrait, Battista’s Angel Playing a Lute, Leonardo Da Vinci’s Annunciation, and dozens of other paintings and sculptures are among the things to see. We purchased a combination ticket that includes Uffizi Gallery, Pitti Palace, and Boboli Gardens. The ticket worths 40 Euros per person snd is valid for 5 days. You don’t need to visit all three on the same day. You can visit whenever you want in 5 days after buying it. There are also tickets that include the Vasari corridor. If you want to enter Vasari corridor as well, there is a passage from the Uffizi gallery to the corridor.
Caravaccio MedusaCaravaccio BacchusBoticelli – Birth of Venus Battista- Angel Playing a LuteLeonardo Da Vinci – Annunciation
13-Galileo Museum: It is located very close to the Uffizi Gallery. It was established by the University of Florence in 1972 in the Castellani Palace. It holds the title of the world’s largest science museum. Galileo’s personal belongings, his severed finger preserved in a glass jar, scientific materials from the Renaissance, Galileo’s original telescope, Antonio Santucci’s famous globe and the science library are among the things that can be seen. We did not visit it, but I want to add it to the article for information.
14- Via de Tornabuoni: The street where luxury shopping stores such as Ferragamo and Gucci are located. There are stores selling designer products next to luxury brands. The palace, built by the Strozzi family in the 15th century, was used as a residence until 1937. Today, it is used as a modern art gallery and temporary exhibitions are held. It was built by Filippo Strozzi, a rival of the Medici family. While walking on Via de Tornabuoni, the Column of Justice (monument of justice) in the square is among the things to see.
Column of Justice
15-Ponte Vecchio Bridge: It is one of the 4 bridges with a market in the world. It was built in the 14th century, at the narrowest point of the river and is located on 3 arches. The Germans did not destroy the bridge when they bombed the city. Most of the shops on the bridge are jewelers or shops selling souvenirs. The view is beautiful both day and nigth.
Ponte VecchioFrenze
16- Vasari Corridor : After the Medici family moved from the Vecchio Palace to the Pitti Palace, they had a passage called the Vasari Corridor built on the bridge in order to secretly pass between the two palaces. Vasari built the passage in a short time in 1565 and is 1.5 km long. When you look at the Ponte Vecchio Bridge from the outside, you can see a part of the corridor on the upper floor of the bridge.
Vasari Corridor
Santo Spirito side of the Arno River:
17- Pitti Palace (Palazzo Pitti): It is a magnificent Renaissance palace located close to the Uffizi Gallery. The first structure, built in 1458 as the residence of banker Luca Pitti, was purchased by the Medici family in 1549 and used as the family’s administrative center. After being used as a base by Napoleon for a while in the 18th century, it served as the royal center of the Italian Union. It is used as a museum and gallery today. The Palatine Gallery inside contains works by many artists from the Renaissance to the Baroque period. It really should be among the top places to visit both in terms of ceiling decorations and the works inside. There is also a section in the palace where examples of both Renaissance period clothing and past creations of famous brands that shaped fashion are exhibited.
Pitti Palace FlorencePitti Palace FlorencePitti Palace Florence a small breakin the Palace
18- Boboli Gardens (Giardini di Boboli): It is the most famous garden in Florence and located next to the Pitti Palace. It was designed for Eleonora di Teleodo from the Medici family when Ufizzi Gallery was their residence. There are monuments dedicated to the Nymphs in Greek mythology, as well as Renaissance period statues, fountains and artificial caves in the garden. The garden is irrigated with water from the Arno River.
Boboli Gardens Florence
19- Piazza Michelangelo: The square named after Michelangelo. It has a panoramic, beautiful view of Florence.
Piazza MichelangeloPiazza Michelangelo Frenze
20- San Miniato Al Monte : It is located on a hill with a beautiful view above Michelangelo Square. San Miniato Al Monte means “St. Miniato on the Mountain”. It was built at the highest point of the city. Although it is often mentioned as the place with the most beautiful view of the city, the view of the city is seen very far from there and the photos are as small as a blob. It was dedicated to the Armenian prince Miniato, who was fed to the lions because he was a Christian by the Roman Emperor Decius. When the lions could not tear off his head, the emperor had Miniato beheaded. Later, Miniato was declared a saint and a basilica was built in 1018 where his head was brought. The statues of Jesus and the 12 apostles are among the things to see in the basilica. The mausoleum of Lorenzi, the author of Pinocchio, is here. When we went, the basilica was undergoing renovation. It was impossible to enter inside and its facade was covered with scaffolding. We only visited the cemetery section and I can say that it is worth seeing.
Florence San Miniato Al MonteSan Miniato Al MonteFlorenceCimitero Delle Porte Sante – FlorenceCimitero Delle Porte Sante
There are links below to my Where to eat in Florence and Visiting Uffizi Gallery and Tuscany Travel blogs
Her yıl en az 2 milyon kişinin ziyaret ettiği Dünyanın en eski, en büyük ve en görülesi galerilerinden biridir. Arno nehri kıyısında U şeklinde planlanmış yapı, Cosimo de Medici tarafından sipariş edilmiş ve Vasari tarafından tasarlanmış, yapımı 20 yıldan fazla sürmüş. Michelangelo, Da Vinci, Boticelli, Tiziano, Rembrandt, Raphael, Caravaccio, Rubens gibi üstatların eserleri dışında onlarca eser ve antik yunan dönemi heykelleri ile dolu. İçindeki eserlerin dışında tavan süslemeleri de bir harika. Galeriyi gezmemiz 4 saate yakın sürdü ama inanın o bile yeterli değil. Bir noktadan sonra algınız zayıflıyor, yoruluyorsunuz, galeri kalabalıklaşmaya başladıkça eserlerin önündeki kuyruklar da uzuyor. Müze bünyesindeki kafeterya soluklanmak için iyi bir seçenek. Sabah açılışta gitmek en iyi iyisi. Sanatla bir şekilde profesyonel ya da ya da hobi olarak ilgilenmiyorsanız çoğu zaman bir eserin karşısında, resim, heykel ya da mimari olabilir, onu anlamayabilir doğal olarak gereken tadı almakta güçlük çekebilirsiniz. Galerileri gezerken yanınıza rehber almak ya da audi ile gezmek (Uffizi’de Türkçe seçenek yok) çok keyif almanızı sağlar ama bu da ek maliyet gerektirir. Bunu yapmak istemiyorsanız en azından önemli eserler hakkında kısaca bilgi edinmeniz işinizi kolaylaştıracaktır. Bu yazıda önemli eserler hakkında kısa bilgilendirmeler bulacaksınız. Hikayelerini öğrenince aldığınız keyif de doğru orantılı olarak artacaktır. Turistik gezilere küçük de olsa katkı sunmak dileğiyle…
Floransa Uffizi Galerisi
Uffizi Galerisinde görülecekler
Michelangelo Merisi da Caravaggio: 1571-1610 yılları arasında yaşamış İtalyan barok ressamdır. Eserlerinde ışık ve gölgeyi çok başarılı uygulamıştır. Dini ve mitolojik sahneleri sıradan insan figürleriyle anlatarak fark yaratmış sanatçıdır.
Medusa: Galerideki en önemli eserlerden biridir. Resimde gorgon Medusa’nın yarı tanrı Perseus tarafından öldürülmesi tasvir edilmiş. (Gorgonlar yunan mitolojisinden yılan başlı korkunç dişi canavarlardır.) Medusa gözlerine bakanı taşa çevirmektedir. Medusa’nın 2 kız kardeşi daha vardır. Onların bakanı taşa çevirebilme özelliği yoktur ama ölümsüzlük özelliğine sahiptir. Medusa, kendisini de ölümsüz sanır. Perseus Medusa’yı öldürmeye giderken Athena ile karşılaşır ve Athena kendisine medusanın gözlerine bakmamasını tembihler, korunması için de Perseus’a bir kalkan verir. Caravaggio’nun Medusa eserinde Perseus’un Medusa’yı öldürme anı ve medusanın kalkana yansıyan görüntüsü yer alır. Medusa’nın yüzünde beliren korku ve şaşkınlık ifadesi başarıyla verilmiştir. Sanatçı eserde model olarak kendisini kullanmıştır. 1.kat, 90 numaralı oda
Caravaggio Medusa
Bacchus: Yunan mitolojisinde Dionysos şarap ve doğurganlık tanrısıdır. Roma’da ise Bacchus adıyla anılır. Caravaggio’nun iki adet Bacchus tablosu bulunmakta ancak bunlardan “Hasta Bacchus” adlı olanı Roma’daki Galleria Borghese’de sergilenmektedir. Uffizi Galerisindeki Bacchus’de Caravaggio Bacchus’u genç ve sağlıklı olarak betimlemiş. Bacchus olarak arkadaşı Marrio Mitti’yi model yapmış. Resimde Bacchus’un başında üzüm ve asmalar var, yatağa uzanmış ve sol elinde şarap kadehi var. Caravaggio tanrı Bacchus’u insanlaştırarak tasvir etmiş. Bacchus şarap kadehini sanki ikram edecek gibi tutmakta. Sepetteki meyveler fazla olgun bazıları bozulmaya başlamış. Bu da dünyevi hayatın geçiciliğini anlatmak için kullanılmış. Masadaki şarap testisinde Caravaggio kendi otoportresini yansıtmıştır. 1.kat, 90 numaralı oda
Caravaggio Bacchus
Sacrifice of Isaac – İbrahim’in tek oğlu Isaac’ı kurban ederken tanrının melek göndererek İbrahim’e engel oluşu anlatılmakta. 1.kat, 90 numaralı oda
CaravaggioSacrifice of Isaac
Giovanni Masaccio: 1401-1428 yılları arasında yaşamış erken dönem İtalyan Rönesans akımının başlangıç sanatçılarındandır. Perspektif anlayışını getiren ilk ressamlardandır.
Madonna and Child: Naziler tarafından kaçırılmış olan tablo savaştan sonra geri kazanılmış. Yazılı bir döküman olmamasına rağmen stilinden dolayı eserin Masaccio’ya ait olduğu varsayılmış. İki boyutlu eserde İsa neşeli bir çocuk olarak tasvir edilmekte. Meryem ve İsa’nın başlarındaki hale üst üste bindirilerek derinlik duygusu sağlanmış.
Giovanni Masaccio–Madonna and Child
Bartolomeo Manfredi : 1582-1622 yılları arasında yaşamış başarılı İtalyan sanatçısıdır.
Roman Chariy –Roma hayırseverliği: Antik Yunan’da aç bırakılarak ölüm cezasına çarptırılan babasını gizlice sütüyle besleyen kadının destanı anlatılmış. Babanın adı Cimon kızının adı Pero. Room 91
Bartolomeo Manfredi –Roman Charity
Filippo Lippi : 1457-1504 yılları arasında yaşamıştır. Tanınmış ressam Fra’ Lippo Lippi’nin oğludur. Floransalı, erken Rönesans dönemi sanatçısıdır.
St.Jerome : Aziz Jerome çarmıh önünde diz çökmüş şekilde tasvir edilmiş. (St. Jerome ya da asıl adıyla Eusebius Hieronyemus, İncil’in latinceye çevirisini en başarılı şekilde uygulayan kişi, İncil alimi) Kilisenin dört büyük pederinden biridir.
Filippo Lippi – St.Jerome
Artemisia Gentileschi: 1593-1653 yılları arasında yaşamış, Roma doğumlu barok sanatçı. Kadın ressamların kabul görmediği bir dönemde Floransa’da akademiye ilk kabul edilen kadın sanatçı olması bakımından önemlidir. Caravaggio sonrasının en önemli sanatçılarından biri olarak kabul edilir.
Judith Slaying Holofernos-Judith Holofernes’in Kafasını Keserken: Konu olarak Yahudilerin Asurlular tarafından istila edilmesinden sonra yahudi bir kadın olan Judith’in Asur generali Holofernes’in başını kesmesi ve cesareti anlatılmakta. Judith halkını Asurlulardan korumak için general Holofernes’i sarhoş edip baştan çıkardıktan sonra kafasını kesmesi sahnelenmekte.
Artemisia Gentileschi – Judith Slaying Holofernos
Leonardo da Vinci: Floransa doğumlu, 1452-1519 yılları arasında yaşamış Rönenans sanatçısıdır. Resim sanatı yanında mimar, mühendis ve bilim insanıdır.
Annunciation (Müjde ya da Büyük Haber) : Ustası Andrea del Verrocchio tarafından başlanıp büyük çoğunluğu Da Vinci tarafından 1472-1476 yılları arasında tamamlanmış eserde İsa’nın geleceğinin annesi Meryem’e bildirilişi sahnedilmiştir. Resimde dindar ve bakire bir kadın olan Meryem oturmuş ve masadaki kutsal kitap eski ahiti okumaktadır. Karşısında aniden Cebrail belirir ve kendisine İsa’nın geleceğini müjdeler. Meryem’in sol eli şaşkınlıkla havaya kalkmıştır. Cebrail’in elindeki zambak Meryem’in saflığını ve el değmemişliğini temsil eder.
Leonardo da Vinci – Müjde
İsa’nın Vaftizi : Da Vinci’nin ustası Andrea del Verrocchio ile birlikte yaptıkları 1472 tarihli ahşap üzerine yapılmış tabloda İncil’e göre Şeria nehri kıyısında vaftizci Yahya tarafından vaftiz edilen İsa ve vaftizci Yahya tasvir edilmiş. Tanrının kolları altın ışınlarla boyanmış ve hristiyanlıkta kutsal ruhu temsil eden beyaz güvercin kanatları açılmış bir şekilde tablonun üst kısmında yer alır. İsa’nın yanında, onun kıyafetlini tutan iki melek figürü bulunur. Bunlardan sol taraftakini Da Vinci, İsa’ya daha yakın olanı Verrocchio boyamış olup Da Vinci’nin yaptığı meleği daha güzel bulduğu rivayet edilir.
Leonardo da Vinci İsa’nın vaftizi
Adoration of the Magi ( Bilge Adamlar Hayranlığı ): Leonardo’nun bitmemiş eserinde, ortadaki Meryem ve bebek İsa etrafında yarım daire formunda onlara hayranlıkla bakan adamlar tarafından çevrelenmiş durumda.
Leonardo da Vinci
Michelangelo di Lodovico Buonarroti Simoni: 1475-1564 yılları arasında yaşamış heykeltraş, mimar ve ressamdır. Holy Family aslen heykeltraş olan Michelangelo’nun panel üzerine yapılmış tek boyama eseridir.
Kutsal Aile : 1506 tarihli eserde çocuk İsa, Meryem, Yusuf ve vaftizci Yahya olduğu varsayılan ve çocuk İsa ile arka planda çıplak erkek figürleri var. Yuvarlak-daire anlamınına gelen tondo ile sipariş veren Agnoli Doni’nin adından esinlenerek Doni Tondo olarak da anılmakta. İkinci kat 35.salon
Michelangelo – Kutsal Aile
Alessandro Boticelli: 1445-1510 yılları arasında yaşamış, Floransa doğumlu önemli bir Rönesans sanatçısıdır.
Venüsün Doğuşu : Uffizi Galerisinde görülecekler arasında ilk sıralarda yer alır. 1482-1486 yılları arasında yapılan tabloda Roma mitolojisinde aşk ve güzellik tanrıçası Venüs’ün (Yunan mitolojisinde Afrodit) denizden doğarak deniz kabuğu üzerinde kıyıya çıkış anı anlatılır. Doğarak dünyaya aşk ve güzellik getirmektedir, Sol tarafta batı rüzgarı tanrısı Zephyr ve ona sarılmış Chloris, Venüs’e doğru rüzgar estirerek deniz kabuğunun su üstünde yol almasını sağlamakta. Rüzgarla birlikte Venüs’ün simgesi güller savrulmakta. Venüs ahlaklı bir duruş içinde elleri ve saçı ile özel bölgelerini gizlemekte. Resmin sağ tarafında Venüs’ü giydirmek üzere Venüs’e doğru koşan bir Horai betimlenmiş (mevsimleri simgeyen tanrıça). Horainin elindeki kıyafetin çiçeklerle bezenmiş olması ilkbaharı temsil edişini yansıtır.
Boticelli Venüsün Doğuşu
İlkbahar : 1482 tarihli eserde aşk ve güzellik tanrıçası Venüs (Afrodit) resmin tam merkezinde, başı eğik ve başının etrafındaki hale ile Meryem’i andırmakta. Arka planda meyve ağaçları, zeminde çiçeklerle tam bir bahar resmi. Resmin sol tarafındaki üç güzeller olarak bilinen Kharitler (Aglaie, Thalia ve Eupherosyne) zerafetle ışıldamakta. Peri kızlarının kıyafetini boyarken Boticelli yumurta akı kullanarak bu rengi elde etmiş. Peri kızlarının solundaki erkek figürü Merkür’dür. Merkür elindeki yılan başlı asası ile bulutları dağıtmakta. Venüs’ün başının yanındaki erkek çocuğu figürü oğlu Cupid (Eros) gözleri bağlı bir şekilde okunu üç güzellere doğrultmuştur ve aniden gelecek bir aşkın habercisidir. Venüs’ün diğer yanındaki elbiseli figür topladığı çiçekleri kucağında tutmakta olan çiçek tanrıçası Flora’dır (Chloris) . Floranın yanındaki figür de kendisinin çiçek tanrıçası haline dönüşmeden önce, batı rüzgarı tanrısı Zephyr tarafından zaptedilmesi ve değişimini anlatır. Bu değişim Flora’nın ağzından çıkan çiçekler olarak tasfir edilmiştir.
Boticelliİlkbahar
Pallas and the Centaur : Tablodaki kadının Pallas (Athena) olduğu varsayılmakta. Yanındaki centaur itaatkar bir duruş sergilemekte. Centaurlar ormanda yaşayan ve perileri avlayan, vahşi, azgın ve şehvetli, yarı insan yarı at bedenli yaratıklardır. Centaur insanoğlunun acımasız ve vahşi içgüdülerini ve kontrolsüz şehveti temsil ediyor. Resim bu duyguların erdem ve zeka karşısında boyun eğişini anlatmakta.
Boticelli – Pallas and the Centaur
Tiziano Vecellio- Titian olarak da tanınan Venedikli sanatçı yaşarken de tanınan ve saygı duyulan bir sanatçıymış. Özgün fırça kullanımı, renkleri parmaklarıyla yumuşatarak kullanarak daha zengin renkler elde etmesiyle tanınır. Venedikli sanatçıların en iyilerinden birisidir.
Urbino Venüsü : Rönesans sanatçısı Tiziano’nun 1538 tarihli yapıtında Venüs baştan çıkaran bir kadın olarak resmedilmiş.
Tziano Urbino Venüsü
Annibale Carracci : 1560 Bolonya doğumlu İtalyan barok sanatçıdır.
Venus with a Satyry and two Cubids – (La Baccante): adlı tablosunda Venüs ve iki satir ve aşk tanrısı ile resmedilmiş. Satir, Yunan mitolojisinde yer alan yarı keçi yarı insan orman canlısıdır. Roma mitolojisinde faun olarak geçer. Belden üstü insan, belden aşağı ise keçi şeklindedir.
Annibale Carracci – La Baccante
Pierro della Francesca: İtalyan rönesans dönemi sanatçısıdır. Resim yanında matematik, geometri ve perspektif ile de ilgilenmiştir.
Urbino Dük ve Düşesinin portreleri : Resimde dükün sağ tarafında yara olması nedeniyle soldan resmedilmiş. Karşısında duran eşi de dönemin güzellik anlayışına uygun olarak alnı açık şekilde portrelenmiş. İkinci kat 8 nolu oda.
Urbino Dük ve Düşesinin portreleri
Francesco de Rossi (Sanatçı Salviati adıyla da tanınmakta): 1510-1563 tarihleri arasında yaşamış Floransalı sanatçıdır.
Haç taşıyan Mesih : İsa sırtında bir haçla, çarmıha gerildiği Kudüs sınırları dışındaki tepe olan Calvary dağına doğru gitmekte. Bu betimleme 16.yüzyılda oldukça popüler olan bir sahne. Resim İsa’nın yüzüne odaklanmış.
Francesco de Rossi – Haç taşıyan Mesih
Raffaello Sanzio da Urbino: 1483-1520 yılları arasında yaşamış Rönesans dönemi İtalyan ressam ve mimarıdır. Leonardo ve Michelangelo ile birlikte dönemin üçlüsü olarak anılır. Çalışmalarında şekiller belirgindir.
Agnolo and Maddalena Doni’nin portreleri : Varlıklı tüccar ve Floransalı soylu aile Strozzi’lere mensup eşinin tablosu, sanatçının eserlerinin olgunluk döneminin başlangıcı olarak kabul edilebilir. Sanat dışındaki harcamalarında cimri olduğu bilinen Agnolo Doni, Raffael Floransa’dayken tabloları yaptırmış. Maddalena Doni, Mona Lisa’ya benzer şekilde elleri üst üste pozisyonda ancak Raffael kıyafetlere Da Vinci’den daha çok önem verdiğini görüyoruz. Maddalena Doni’nin kıyafeti sade ama zenginliğini doğrular şekilde.
Raffaello – Agnolo and Maddalena Doni’nin portreleri
Madonna ve çocuk İsa (Madonna of the Goldfinch): Eser Saka Kuşu Madonna olarak da bilinir.Meryem, çocuk İsa ve yaşıtı vaftizci Yahya (John the Baptist) birlikteler. Çocuk Yahya’nın elinde saka kuşu var ve İsa ona dokunmak istiyor. Saka kuşu çarmıhı simgelediği düşünülmekte. Meryem’in elindeki kutsal kitap onun inancını göstermekte. Resmin arka planı diğer Raffael resimlerinde olduğu gibi öndeki sahnenin gücünü arttıracak şekilde sakin. Raphael eseri arkadaşı Lorenzo Nasi’ye evlilik hediyesi olarak yapmış ancak 1548 depreminde Lorenzo Nasi’nin evi yıkılmış ve tablo parçalanmış. Başarılı olmayan ilk restorasyondan sonra 2002 yılında 6 yıl sürecek bir düzeltme ile şimdiki halini alarak 2008 yılından bu yana Uffizi Galerisinde sergilenmekte.
Raffaello – Saka Kuşu Madonna
Giovanni Battista di Jocopo (Rosso Fiorentino): 1495-1540 yılları arasında yaşamış Floransa doğumlu sanatçıdır. Hareketli figürler ve cesur renk kullanımı ile tanınır. İtalyan mannerizmini Fransa’ya taşımıştır.
Lut çalan melek : 1521 tarihli eserde bir melek müzik aleti çalarken görüntülenmekte. Mannerist tarzın bir örneğidir.
Giovanni Battista di Jocopo – Lut çalan melek
Tribuna Odası : Uffizi Galerindeki Tribuna odası sekizgen yapıda, muhteşem güzellikte bir odadır. İçine girilemiyor sadece kapıdan içeriye bakılmasına müsaade edilmekte. Sekizgen oda 1584 yılında Bernardo Bountalenti tarafından Francesco I’de Medici için tasarlanmış. Çok değerli antikalar, tablolar ve heykellerle dolu.
Uffizi Gallerisi Tribuna Odası
Floransa gezilecek yerler hakkındaki yazımızın linki aşağıda bulunmaktadır.
Bu güzel şehirde ancak 3 gün geçirdiğimiz için lezzetlerinden el verdiğince tatmak istedik. İtalya denince akla ilk önce pizzalar, makarnalar ve dondurmalar gelmekle birlikte kısıtlı zamanımızda pizzaya yer kalmadığı için listemize almadık.
Toskana’ya özgü lezzetler :
Pappa al Pomodoro: Ekmek, domates, sarımsak, fesleğen ve çeşitli baharatlarla hazırlanan yoğun kıvamlı bir çorba.
Ribollita Çorbası: Fasulye, havuç, kereviz vb çeşitli sebzelerle hazırlanan koyu kıvamlı çorba
Tuscan creamy white beans and spelt soup: Beyaz fasülye, sarımsak, parmesan gibi malzemelerle hazırlanan yine koyu kıvamlı ve oldukça lezzetli bir çorba
Panzanella: Domates, kıtır ekmek, soğan ve fesleğen gibi malzemelerle hazırlanan salata
Lampredetto: Kokoreç benzeri, ekmek arası sakatat olarak tarif edebilebileceğimiz (inekten yapılır) bir tür sokak lezzeti.
Bistecca Fiorentina: Bölgenin en ünlü et yemeği. Özel olarak yetiştirilmiş sığır eti kullanılmakta. Az pişmiş olarak servis edilmekte ama biz iyi pişmiş istedik. Çoğu restoranda en az 1 kiloluk porsiyon olarak servis ediliyor, büyükçe bir kısmı kemik olmasına rağmen yine de oldukça fazla. Sipariş etmeden önce porsiyon miktarına dikkat etmekte fayda var.
Risotto al nero di seppia: Mürekkep balıklı risotto
Pici Pasta: Floransa bölgesine has bir makarna çeşidi. Hemen hemen her restoranın menüsünde bulunmakta. Genelde sadece un ve su ile yapılıp elle yuvarlanmaktaymış.
Crostini de Fegato: Tavuk ciğeri, soğan ve kapari gibi malzemelerle hazırlanan ve ekmeğe sürülerek yenen bir mezedir.
Bruscehetta: Başlangıç atıştırmalığı olarak yenmekte. Zeytinyağı ve sarımsakla lezzetlendirilen kızarmış ekmeğin üzeri domatesle çeşnilendirilerek servis ediliyor.
Biscotti: Bademli, fındıklı ya da kuru meyveli çeşitleri olan tereyağı ile pişirilmiş kurabiyedir. Biscotti iki kez pişirilmiş anlamına gelmekteymiş. Floransa’da her fırın ve pastanede bulunmakta. Gerçekten lezzetli bir kurabiye.
Cannoli: Yine bütün pastanelerde bulabileceğiniz, sade, fıstıklı, nutellalı çeşitleri de yapılan, içi kremalı dışı çıtır boru şeklindeki hamur tatlısı.
Gelato: Hemen her yerde var ve çoğu lezzetli
Floransa’da Restoran önerileri :
All’Antico Vinaio: Gerçekten lezzetli sandviçlerin yapıldığı mekan. Seyahatimizi Şubat ayında yaptığımız için kapısında uzun kuyruklar yoktu. Ama yazın düşünemiyorum. Gerçi hızlı eriyor ama yine de bu mevsimde bile önümüzde en az 15 kişilik bir sıra vardı. “Beatrice” yedik ve çok beğendik. İsteğe göre fark ödeyerek sandviçinize eklentiler yaptırabiliyorsunuz. Sandviç fiyatları 8-12 Euro arası değişiyor. Çok aç değilseniz iki kişi bir tane bölüşülebilecek büyüklükte. Biz düşünemedik ve de bitiremedik. Uffizi Galerisine 40 metre uzaklıkta. Adres: Via dei Neri, 76 R
All’Antico Vinario
All’Antico Vinario
Trattoria ZaZa: Şehirde öne çıkan restoranlardan. İkinci gecemizde rezervasyonsuz girmeye çalıştık ama önümüzdeki 20-25 kişilik kuyruk gözümüzü korkuttu. Sorduğumuz yarım saate yer açılır denmesine rağmen beklemeyip ertesi akşam için online rezervasyon yaptık. Mekan dışarıdan 20-25 masalık bir yer gibi görülmekle birlikte ne kadar büyük olduğunu girdiğinizde anlıyorsunuz. Yaklaşık 4-5 bitişik nizam binanın altı komple restorana ait ve bolca masa var. O nedenle de hızla yer boşalıyor ama yüksek sezonda rezervasyon şart. İçi oldukça sevimli, biraz ne buldularsa dekorasyona eklemişler kıvamında. Yemekleri lezzetli, personeli yardımcı, fiyatlar da çok yüksek değil. Biz başlangıç olarak yöreye özgü çorba tadım tabağı, “Tris di minestre” sipariş ettik. Toscana bölgesinin meşhur ve lezzetli çorbalarından Ribollita, Pappa al pomodoro & Tuscan creamy white beans and spelt soup üçlü olarak servis ediliyor. Ana yemek olarak da “Creamy Truffled sauce Ravioli” ve Lazanya yanına da şarap sipariş ettik. Ravioli gerçekten üst düzeydi, sosuna ekmek batırarak onu da yedik, o derece. Çorbalar da gayet başarılıydı. Lazanya yenecek düzeyde ama çok özel değil. Adres: Piazza del Mercato Centrale
Ribollita, Pappa al pomodoro & Tuscan creamy white beans and spelt soupCreamy Truffled sauce RavioliLazanya BologneseTrattoria ZaZa
Trattoria Katti: Trattoria ZaZa’da yer bulamadığımız akşam mekan ararken önümüze çıkan restoran. ZaZa’ya yaklaşık 200 metre mesafede. İçinin neredeyse dolu olması burada yiyebiliriz diye düşündürdü:))) Yemekler lezzetli ve fiyatları makul. Bistecca Fiorentina’yı burada denedik, önden bruscehetta, yanında patates garnitürlü bistecca fiorentina ve yanında bir kadeh şarap ile birlikte aldığımız menü kişi başı 30 Euro. Et büyük sayılabilecek porsiyonda geliyor. Eti az pişmiş olarak sevmediğimiz için siparişimiz iyi pişmiş olarak verdik. Trattoria Katti bizi üzmedi, hepsi lezzetli, özellikle kullandıkları zeytinyağı çok iyiydi, restoran için özel yapım getirtiyorlarmış. Adres: Via Faenze, 31.
Trattoria KattiBruschettaBistecca fiorentina
View on Art Roofto Cocktail Bar: Yukarıdan Duomo manzarasına karşı bir şeyler yemek ya da içmek için gidebileceğiniz, en güzel Santa Maria Del Fiore manzaralı roof bar. Şansımıza gider gitmez ön sırada yer bulabildik. Yazın oluşacak kalabalığı düşünemiyorum. Adres: Via Dei Medici, 6.
Duomo manzaralı roof bar
Babae Restoran (wine vindow) : San Sprito bölgesinde bulunmakta. Dilerseniz bizim yaptığımız gibi wine vindow’dan içeceğinizi alıp sokakta ya da önündeki masalarda içebilirsiniz (ayrıca restoran kısmında da yer varsa içeride oturulabiliyor) dilerseniz yemek de yiyebileceğiniz güzel bir restoran. Şarap yerine aperol tercih ettik, lezzeti eh ama daha çok şarap penceresi için geldiğimizden ve de biraz da dinlenme fırsatı bulduğumuzdan memnun ayrıldık. İçeri girer girmez çok popüler olduğunu, yerellerinde burayı tercih ettiklerini hemen anlıyorsunuz. Adres: Via Santo Spirito, 21R
Babae wine window
Gino’s Bakery: San Sprito tarafında canoli yediğimiz fırın. Fıstıklı ve nutellalı aldık ve cannolilerinden memnun kaldık. Favorim fıstıklısı. Adres: Via de’ Guicciardini, 3/5
CannoliGino’s Bakery
Biscotti Fırını: II Cantuccio di San Lorenzo: Biscotti’leri çok başarılı, taptaze ve leziz. Hazır paketlerde olduğu gibi istediğiniz karmayı hazırlatabiliyorsunuz. Adres: Via Faenza, 23/red
II Cantuccio di San LorenzoBiscotti
Pompi Tiramisu: Yorumlara bakarak gittiğimiz tiramisucu. Bir tık hayal kırıklığı oldu benim için. Fazla yağlı ve ağır buldum. Çeşitli tiramisuları var ama klasik olanı tercih etmenizi öneririm. İçinde birkaç masası var ama al-götür yapabiliyorsunuz. Adres: Via Faenza, 37/R
Pompi Tiramisu
La Strega Nocciola Galeteria Artigianale – Dondurma : Önündeki kuyruğa bakıp bunca insan beklediğine göre vardır bir hayır dedik. Gerçi kuyruk olmasının en önemli nedeni içindeki çalışanın hem dondurma servis etmesi hem de kasaya bakması))) ama beklediğimize değdi. Özellikle tarçınlı dondurması enfes. Duomo meydanına çok yakınında. Adres: Via Ricosoli 16r
La Strega Nocciola Galeteria ArtigianaleGelato
Gelateria La Carraia – Dondurma : İtalya’nın hiçbir yerinde kötü dondurma yemedik. Burası La Strega Nocciola Galeteria’da yediğimiz kadar leziz olmasa da güzel. Ayrıca porsiyonu bol. Arno nehrinin diğer tarafında, Santo Spirito mahallesinde. Adres: Piazza Nazario Sauro, 25/r
Gelateria La Carraia
Caffe Gilli: Biz zamansızlıktan giremedik, önünden geçtik sadece ama zamanımız olsa da girmemeyi tercih ederdik. Lezzetinin vasat, fiyatlarının yüksek olduğu yazılan mekan. Republica Meydanının dibinde. Tarihi bir mekan olmasından dolayı içine girip bakılabilir.
Caffe GilliCaffe Gilli
La Bottega del Tartufo: Trüf mantarı seviyorsanız hem kendinize hem de hediyelik olarak alabileceğiniz dükkan. Farklı aromalandırılmış çeşitleri var. Tadım yaparak dilediğiniz alabiliyorsunuz.
Tartufi
Floransa Gezilecek Yerler ve Toskana Gezilecek Yerler yazılarımıza aşağıdaki linklerden ulaşılabilir.
Prag yeme içme konusunda hem yerel lezzetleri hem de dünya mutfaklarından örnekler bulabileceğiniz ve kesinlikle aç kalmayacağınız bir şehir.
Prag’da ne yenir ve nerede yenir ? Hemen hemen tüm restoranlarda rahatlıkla ulaşabileceğiniz Çek yemekleri;
Macar Gulaş: Macar yemeği olmakla birlikte Prag’da her yerde bulabileceğiniz temel bir et yemeği.
Kozlona Restoran Macar Gulaş
Rizek (Snitzel) : Hemen her türlü etle hazırlanabilen bir tür snitzel
Rizek
Fazalova: Fasulye çorbası. Fasulye ve kök sebzelerin et suyunda pişirilmesi ile yapılıyor
Kulajda: Mantar çorbası. Krema, patates ve mantarla hazırlanır, üzerinde yumurta ile de servis edilebilir.
Kulajda
Svickova: Dana filetosundan yapılan ve yanında ekmekle servis edilen et yemeği
Smazenye Syr: Yanında kızarmış patatesle servis edilen ve başlangıç yemeği ya da atıştırmalık olarak yenilen kızarmış keçi peyniri
Smazenye Syr
Chlebicky: Yine atıştırmalık olarak yenilen ve üzeri peynir, yumurta, salam ve turşu ile döşenerek hazırlanan açık sandviç
Chlebicky
Trdelnik (baca pastası) dönen çubuklar üzerinde pişirilen bir tür hamur tatlısı. Restoran ve kafelerin menülerinde olması yanında aslında bir sokak lezzeti ve caddelerde kolaylıkla bulunmakta.
Trdelnik
Palacinky: Üzerine reçel, meyve, dondurma ve çikolata gibi malzemelerle sunulan krep benzeri tatlı
Palacinky
Knedliky: İçi meyve dolgulu hamur topları
Prag, Çek yemekleri dışında dünya mutfakları açısından da zengin. Tapascısından, Meksika restoranlarına, suchiden pizzaya kadar farklı seçenekler mevcut. Özellikle somon çok sevilen, sıklıkla tüketilen ve şehirde birçok yerde rahatlıkla bulabiliceğiniz bir balık.
Prag’a has bir ürün olmamasına rağmen somon balığı Prag’da sevilen ve oldukça fazla tüketilen bir yiyecek, birçok yerde güzel de yapılıyor.
Hard Rock Cafe Somon
Prag’da Mekan önerileri :
Lokál Dlouhááá: Lokal hem yerel lezzetleri tadıp hem de bira içebileceğiniz uygun fiyatlı bir pub.
Local Restoran Chicken Breast Snitzel
KozlovnaAprapos: Stare Mestro’da gittiğimiz ve memnun kaldığımız restoranlardan biri.
KozlovnaAprapos
Bira sevenlerdenseniz Çekya tam bir bira merkezi. Kendi üretimleri olan Kozel marka bira denenebilir.
Fat Cat: Hem yemek yiyebileceğiniz hem de farklı lezzetlerde biralar bulunan bir mekan
Prag Fat Cat Cherry beer
Hard Rock Cafe: Prag’daki hard rock cafeyi de hem yemek hem içecek anlamında tavsiye ederiz.
Prag Hard Rock Cafe
Kavarna Slavia-Nazım Hikmet’in sıklıkla geldiği ve sevdiği kafe olarak ün salmış. Charles köprüsü yakınında ve Opera binasının karşısında bulunmakta.
Prag Kavarna Slavia
Kafka kafesi: Güzel dekorasyona sahip kafede tatlı ve kahve molası verilebilir. En azından içeri girip göz atılabilirsiniz.
Prag Cafe Savoy– Mala Strana’da 1893 de açılmış Fransız kafesi. Kahvaltı, atıştırmalık, yemek ya da tatlı için gidilebilir.
Prag Gezi Rehberi ve Prag Terezin toplama kampı yazılarımızın linkleri aşağıdadır.
Prag’da fazladan gününüz varsa şehir merkezinden yaklaşık 60 km uzaklıktaki Terezin’i ve buradaki Yahudi toplama kampını ziyaret edebilirsiniz. Prag merkezden turlar düzenlenmekte, tur alınabilir ya da araç kiralanabilir.
Kamp 2. dünya savaşında Naziler tarafından kuruluyor. 1941 yılından 1945 yılına kadar açık kalmış. Çalışma vaadiyle getirilen yahudilerin tutulduğu kamplardan biri. Kamptakilerin bir kısmı açlık ve hastalık nedeniyle ölmüş büyük bir çoğunluğu da infaz edilerek öldürülmüş. Öldürülenlerin çoğu yakılarak külleri imha edilmiş. Birçok yahudi canlı olarak deneylere maruz kalmışlar. Çok kötü şartlardaki küçücük hücrelerde hijyensiz, aç ve susuz yüzlerce insan tıkılarak yaşamaya zorlanmışlar.
Ziyaret sırasında yahudilerin kaldıkları koğuşlar, banyolar, idam edildikleri yerler, atış alanı, krematoryum, tüneller, kamp müdürünün ofisi, 10.000 yahudinin mezarının bulunduğu mezarlık alanı, ölenlerin anısına yapılmış anıtlar, revir ve gardiyanların yaşam alanları görülmekte. En fazla 15-20 kişilik koğuşlara onlarca insan tıkılarak inanılmaz kötü şartlarda yaşamaya zorlanmış. Tuvalet ve banyo imkanı yok denecek kadar az. Kampa denetime gelen kızılhaç yetkililerine göstermek üzere hazırlanan traş odası hiç kullanılmamış hatta musluklarda su bağlantısı dahi yok, gelen yetkililer de ya gerçekten kontrol etmemiş ya da görmezlikten gelmiş. Kampta üzerinde Arbeit macht frei (çalışmak özgürleştirir) yazan kapıdan geçerek hücrelerin bulunduğu bölüme geçiliyor. Mahkumlar ölüm kapısı denen 500 metrelik dar bir geçitten geçirilerek infaz alanına götürülmekteymiş. Bu kamplarda yaşananlar insanın yüreğini dağlıyor, insanın insana yaptığı-yapabileceği acımasızlığın boyutunu tahmin etmek zor. Ziyaretimi seneler önce yapmış olmama rağmen orada hissettiklerimi dün gibi hatırlıyorum. Gri bir Prag gününde içimi acı ve hüzünle dolduran bir ziyaret olmuştu. Yazımı yazdığım şu günler ise İsrail’in Gazze saldırılarına denk gelmekte maalesef. Mazlumların gün gelip zalim olmamaları dileğiyle diyerek anlatımıma son vermek isterim.
TheresienstadtTheresienstadt-Ölenlerin yakınları tarafından yaptırılmış anıtTheresienstadt- 10 bin mezarın bulunduğu mezarlık alanıArbeit macht frei (çalışmak özgürleştirir)Kamp müdürünün odasıTheresienstadt-KoğuşTerezin koğuşlardaki yataklarTerezin-Denetim için yapılan göstermelik banyolarÖlüm kapısıİnfaz alanıYahudi asıllı heykeltraş Ladislav Chochole tarafından ölen yahudilerin anısına yaptırılmış anıtTheresienstadt avluTheresienstadt idam alanıYönetici ve ailelerinin yaşam alanıTutsaklara yaptırılmış olan kamp yöneticileri ve ailelerinin kullandığı havuz
Prag Gezi Rehberi ve Prag yeme içme yazımızın linki aşağıdadır.
Bu kez yolculuk uzun süredir gitmeyi istediğimiz, farklı ırk ve renklerin bir arada yaşaması nedeniyle “Gökkuşağı Ulusu” sıfatı taşıyan, kendisi gibi bayrağı da gökkuşağı renklerindeki Güney Afrika Cumhuriyeti.
Güney Afrika gezilecek yerlerGüney Afrika bayrağı
Güney Afrika güvenli mi ?
Seyahat ederken kendimize bir daha gelmek ister miyiz diye sorarız, bizim için bir tür çok beğenme kriteridir bu soru. Bu kriterler arasına güvenli, özgürce ve tek başımıza gezebilme, sokaklarında korkusuzca yürüyebilme imkanı olması da giriyor ve bu yönüyle Güney Afrika maalesef sınıfta kalmakta ancak kesinlikle gidilmeli ve görülmeli. Ülke çok az yerde bir arada bulabileceğiniz çeşitliliği ve güzelliği bünyesinde barındırmakta. Uyarıları dikkate alarak gezdiğinizde başınıza bir şey gelme ihtimali yok denebilir. Uyarıların en başında hava karardıktan sonra birkaç kişi olsanız bile yürümemek, yürürken kalabalık caddelerden ayrılmamak, uber ya da kaldığınız otelden çağıracağınız taksiyi kullanmak, üzerinizde fazla para ve değerli eşya bulundurmamak, bilinmedik barlara gitmemek ve oralarda açık içki içmemek, araç kiralıyorsanız araç içinde bir şey bırakmamak gibi şeyler sayılabilir. Bu güzel ülke umarız gelecekte çok daha güvenli bir ortama kavuşur ve biz de belki tekrar giderek daha özgürce keşifler yapma imkanı buluruz.
Üç başkentli ve 11 dil konuşulan ülkedeki kültürel zenginlik, doğası, iklimi, yapılacak şeylerin, gezilecek yerlerin çokluğu insanın aklını başından almakta. Geçmişinden kısaca bahsetmek gerekirse ülkenin kaderi 1488 yılında Portekizli denizci Bartolomeu Dias’ın Hindistan’ı ararken ulaştığı ve kendisinin Fırtınalar Burnu olarak adlandırdığı daha sonra adı Ümit Burnu olarak değiştirilen yere ulaşması ile değişmiş. İlk Avrupalı yerleşimi ise Hollandalılar tarafından kurulmuş. 1931 yılında ise kolonisi olduğu Birleşik Krallıktan bağımsızlığını kazanmış. Dünyanın tanınmış kabilelerinden biri olan Zulu kabilesi, kendine özgü inançları, kültürü, gelenek ve değerleri ile Güney Afrika’nın kültürel zenginliğinde önemli bir yer tutmakta. En önemli geçim kaynakları arasında madencilik, tarım ve turizm sayılabilir. Çok miktarda altın ve elmas rezervi var ve tahmin edeceğiniz gibi yabancı şirketler tarafından çıkarılmakta. İşsizlik oranı yüzde 50’lere yakınmış. Zengin ve fakir arasındaki fark konusunda dünya lideriymiş.
Apartheid rejimi karşıtı Nelson Mandela ülkenin ilk siyahi başkanı. Ayrılık anlamına gelen apartheid rejimi 1948-1994 yılları arasında devlet politikası olarak uygulanmış, ırksal ayrımcılığı ve beyazların üstün olduğunu savunan bir ideoloji. Ülke, azınlık durumundaki beyaz nüfus tarafından yönetilmiş. Bu dönemde siyahlar aşırı baskıcı ve özgürlükten uzak bir yaşam sürmüşler. Birçok yerde siyahlar giremez tabelaları asılmış, kamusal alanda siyahların çalışamaması, toplu taşıma, okul vb yerlerin siyah ve beyazlar olarak ayrılmış olması, eğitimde fırsat eşitsizliği, siyahların evlerinden sürülüp daha kötü bölgelere yerleştirilmesi, oy kullanamaması, beyazla evlenememek gibi birçok kısıtlama ve ötekileştirmeye maruz kalmışlar. Özgürlük savaşçısı olarak kabul edilen Nelson Mandela bu uğurda Robben Adasında (fok adası) çok kötü koşullarda 17 yıl hapis yatmış, toplamda ise 27 yıl hapis hayatı olmuş.
Güney Afrika vize istiyor mu ?
Türkiye’den yaklaşık 11 saat uçuşla ulaşılan Güney Afrika, vizesiz gidebilecek ülkelerden olup bu yönüyle çok avantajlı.
Güney Afrika Para birimi ?
Güney Afrika Rand’ıdır. Gittiğimiz dönemde 1 Rant 2 Türk Lirasına karşılık geliyordu. Birçok yerde kredi kartı sorunsuzca kullanılabilmekte.
Güney Afrikaya ne zaman gidilir ?
Akdeniz ikliminin hakim olduğu ülke yılın her mevsimi ziyaret edilebilir. Giderken aşı olmanıza gerek yok ama yanınıza mutlaka sinek kovar almalısınız. Ülkede turistik bölgeler ve merkezdeki oteller oldukça temiz, en azından bizim kaldıklarımız öyleydi, yine ziyaret noktalarında, restoran-cafe ve avm’ler, umumi tuvaletler de oldukça temiz, Türkiye’den iyi olduklarını söyleyebilirim.
Güney Afrika’da ne yenir ?
Güney Afrika mutfağı, ülkede yaşayan çeşitli toplulukların oluşturduğu çeşitliliği yansıtmakta. Hollanda, Fransa, Hint, Malay mutfaklarına özgü yemekler, deniz ürünleri, yöreye has kudu, devekuşu, timsah, geyik, sığır ve kuzu eti birçok restoranın menüsünde bulunur. Biltong sığır, devekuşu ve kudu gibi hayvanların etinin kurutulması ile yapılan kuru ettir. Samosa, üçgen şeklinde ve içi tavuk, peynir vb malzemelerle doldurulmuş lezzetli bir börek. Vetkoek, bir tür hamur kızartması olup kıyma ile servis edilmekte. Botswana ostrich curry, körili deve kuşu eti. Atchar, olgunlaşmamış yeşil mango ve biber turşuları. Rooibos çayı, yöreye özgü bir çalı olan rooibos bitkisinin yapraklarından yapılan, kafeinsiz ve lezzetli bir çay. Amarula, marula meyvesi, şeker ve krema ile yapılan Güney Afrika’da çok sevilen bir likör. Yine buraya özgü bir üzümden yapılan Güney Afrika Pinotage şarabı ve Wild Africa Cream oldukça lezzetli içkilerdir. Malva pudingi, Güney Afrika’ya özgü bir tatlı. Sıcakken üzerine krema sosu dökülerek yenir. Yeri gelmişken restoran ya da cafelerde hesabı fiş ve kalemle getiriyorlar, bahsiş verecekseniz ödeyeceğiniz bahşişin miktarını fişe yazıp imzalamanız gerekiyor.
Güney Afrika’dan ne alınır ?
Ahşaptan yapılmış masklar ve el yapımı çeşitli hayvan objeleri, yöreye özgü motifleri olan şallar, Güney Afrika şarabı, el işi yelpazeler, Hollanda peyniri, amarula, rooibos çayı ve bu bitkiden yapılmış takviyeler, baharat, deri çantalar, Afrika’ya özgü tanzanit taşından yapılma takılar alınabilecek şeyler arasındadır.
Cape Town gezilecek yerler ile Johannesburg ve Pretoria gezilecek yerler yazılarımızın linkleri aşağıdadır.
Güney Afrika Cumhuriyeti’nin başkentlerinden biri olan Cape Town, Afrika Kıtasının en güneyinde, Atlas Okyanusu ve Hint okyanusun buluştuğu noktada, ülkenin en güzel, en modern ve en gelişmiş şehri. Hollanda’nın Güney Afrika’daki ilk sömürge yerleşmesi burada olmuş. Daha sonra da İngiltere’nin sömürgesi haline gelmiş. Mother City olarak anılan şehir, Masa Dağı (Table Mountain) eteklerinde kurulmuş. Dünyanın her yerini görmediğimiz için Dünyanın en güzel şehirlerinden biri ünvanını ne kadar hak ediyor yorum yapamayız ancak Cape Town gerçekten çok güzel bir şehir.
Cape Town güvenli mi ?
Cape Town Güney Afrika’daki en çok beyaz nüfusa sahip ve en güvenli şehri olmakla birlikte yine de kendinizi güvende hissetmeyeceğiniz ve belirli kurallara uymanız gereken bir şehir. Bunlar hava karardıktan sonra dışarıda olmamak, gezeceğiz zaman uber ya da güvenli bir taksiye binmek, üzerinizde çok para ve değerli eşya bulundurmamak, çantanızı kollamak ve mümkünse tatilinizi turla ya da birkaç kişi olarak organize etmek, tenha caddelere girmemek olarak özetlenebilir. Cape Town’da langalar asla girilmemesi gereken bölgelerdir. Langalar fakir ve çoğunlukla işsiz halkın barındığı teneke evlerden oluşan mahallelerdir. Buralara özel gezi turları düzenlenmekte, eğer gidecekseniz bu turlara dahil olmak gerek.
Cape Town kaç günde gezilir :
Çevresi gezilecek ve yapılacak şeylerle dolu ve sindirerek gezmek için en az 5-6 günlük bir gezi planlanmalı.
Şehirde beyaz nüfus oldukça fazla. Apartheid dönemi bitse de gözlediğimiz kadarıyla beyaz nüfus ve siyahlar arasında ayrışma bir şekilde devam ediyor denebilir. İnsanlar beyaz, siyah ve renkliler olarak adlandırılmakta ve renkliler sınıfına Hintliler, Malezyalılar ve Asyalı halklar girmekte. Beyaz ve zengin nüfus genellikle sahil kesiminde, oldukça yüksek duvarlar ve elektrikli tellerle korunmuş çoğunlukla silahlı korumalı, havuzlu lüks villalarda, ayrıcalıklı bir yaşam sürmekte. Cape Town çok eski bir şehir değil dolayısıyla da tarihi binalar, köprüler ve benzeri mimari yok denebilir. Fazlaca müze ve galeri de bulunmuyor ve bu yönüyle klasik bir Avrupa şehrinden oldukça farklı. Eski yapılarda da kolonyal tarzı mimari göze çarpıyor. Cape Town’da güzel restoranlar, barlar ve gece hayatını sevenler için klüpler mevcut. Anladığımız kadarıyla herkes kendi içinde, kendi statüsündeki insanlarla kapalı grup hayat sürmekte. Güney Afrika’nın en modern, en gelişmiş ve beyaz nüfusun en yoğun yaşadığı şehri olarak tanımlanan Cape Town’ın turistik caddelerinde bile özellikle hava kararmaya başladıktan sonra in cin top oynamakta. 1-1.5 kilometrelik kısacık mesafeleri araçla gitmek durumundasınız. Kalabalık olsanız bile en 5-6 dilenci peşinize takılıp sizi oldukça rahatsız edebilmekte ve tabi ki tek sorun dilenciler de değil, dikkatli olmakta fayda var. Modern şehir ile langalar birbirine çok yakın (teneke evlerden oluşma mahalleler). Langalarda yaşam oldukça kötü, burada yaşayanların gelir seviyesi en alt düzeyde. Çoğu teneke evin penceresi dahi yok, yazın fırın, kışın buz gibi. Çoğunda tuvalet, banyo yok, su ortak bir alandan temin ediliyormuş ama ilginç bir biçimde gördüğüm yerleşimlerin çoğunda uygu anteni var. Langalar oldukça geniş mahalleler ve çok kalabalık. Bu mahallelere girmek son derece tehlikeli, girmek var çıkmak yok desek yeridir. Bazılarında rehberli ve korumalı turlar yapılıyormuş. Cape Town’daki en büyük langa yerleşimi Khayelitsha. Şehrin göbeğinde evsizlerin yerleşimleri bulunuyor ve onlar da turistler için tehlike oluşturmakta.
Cape Town para birimi nedir : Güney Afrika rand’ı olmakla birlikte kredi kartı hemen heryerde geçmekte. Alışverişlerde pazarlık edilmesi tavsiye olunur.
Cape Town gezilecek yerler:
Şehri merkez ve çevresi olarak ayrı ayrı anlatmak daha pratik olacak. Merkezden başlayarak anlatımımızı sürdürelim.
Cape TownMasa Dağı ( Table Mountain ) :
Şehrin simgesi konumundaki 1087 metre yüksekliğindeki dağın tepesi masa gibi düz olduğu için bu isimle adlandırılmış. Dünyanın 7 doğal harikasından biri. Sisli olmadığı günlerde 360 derece dönebilen ve tüm manzarayı görebileceğiniz bir teleferik ile tepeye çıkılıyor. Ayrıca yürüyerek çıkmak ta mümkün. Tepede hediyelik eşya dükkanı, restoran ve cafe mevcut. Dağın iki yanında Aslan Başı ve Şeytan zirveleri olarak isimlendirilmiş tepeler var. Masa Dağı milli parkında 2000 den fazla bitki çeşidi ve 1500’e yakın çiçek bulunmaktaymış. Masa Dağı; Milli Park, Ümit Burnu, Cape Point, Light House ve dağı içine alan çok geniş bir alan. Tepeye teleferikle çıkmak için havanın açık ve çok rüzgarlı olmaması gerekiyor bu nedenle de yılda ortalama ancak 200 gün çıkmaya elverişliymiş. Gittiğimizde şansımıza teleferiğin çalıştığı güne denk geldik ama aşağıda hava günlük güneşlik olmasına rağmen zirve çok rüzgarlı ve soğuktu. Aşağıdaki havaya aldanmayıp yanınıza mont ve bere almanız faydalı. Çıkışta ve inişte en az bir saatlik kuyruk oluşuyor, iniş ve çıkış yaklaşık 3’er dakika sürmekte. Manzarası eşsiz güzellikte.
Cape Town gezilecek yerler Masa Dağına çıkanteleferikCape Town gezilecek yerler Masa Dağı’dan güzel bir manzaraCape Town gezilecek yerlerTable Mountain Lion’s Head
Maclear’s Beacon Taşı: Masa dağının en tepesine, dünyanın çevresini belirlemek amacıyla Thomas Maclear tarafından 1865 yılında yerleştirilmiş üçgen forumlu taş. Teleferikle buraya kadar çıkılmıyor, gelmek isteyenlerin tırmanması gerekiyormuş. Gittiğimizde zirve aşırı rüzgarlı olduğu için bırakın oraya tırmanmak dışarıda durmak dahi imkansızdı.
Cape TownLong Street :
Şehrin en ünlü, hareketli ve turistik caddesi. Hop on hop of otobüslerinin tüm hatlarına burada aktarma yapılabiliyor ve otobüsler şehrin tüm ziyaret noktalarına gidiyor. Rahatlıkla ve güvenle binebilirsiniz. Restoranlar, bar ve cafeler, alışveriş merkezleri ile en çok gezilen caddesi. Green Market Square: Pazar yeri ve her türlü hediyelik eşya, takı vb şeyler satılmakta. St. George Katedrali. Anglikan katedrali ve başpiskoposun makamı durumunda. Apartheid döneminde aldığı siyasi duruşla bilinmekte ve halkın katedrali olarak anılmakta. Company’s Gardens: Katedralden sonra başlayan park alanı. Bu parkın sonunda Adderley Street üzerinde Izıko Slave Lodge (Müze) var, bu müze de şehrin en eski müzesiymiş. Güney Afrika sosyal müzesi olarak geçmekte, tarih öncesi döneme ait 3 boyutlu modellemeler bulunmaktaymış. Müze binası geçmişte kölelerin tutulduğu, hapsedildiği yer olarak kullanılmış. Cape Town’da kölelik 1838 yılında son bulmuş. Bunun dışında District 6 müzesi de gezilecek yerler arasında. Müzenin bulunduğu District 6 bölgesi 19.yy başlarında tarım arazisi iken, şehrin büyümesi ile burada yaşayan yaklaşık 60,000 kişi evlerinden çıkarılarak başka yerlere zorla yerleştirilmiş, evleri ve mahalleleri buldozerlerle dümdüz edilmiş ve beyaz nüfus için yer açılmış. Müzede bu geçmiş anlatılmakta. Müzenin ilerisinde 17. yüzyılda inşa edilmiş, 5 köşeli, içinde müze olan Castle of Good Hope (Ümit Kalesi) bulunmakta. Kale Hollandalı sömürgeciler tarafından 1666 yılında inşa edilmiş. 17.yüzyıl askeri mimarisinin en iyi korunmuş örneklerinden biri ve ayakta kalan en eski mimari yapı olma özelliği taşıyor. Şatonun ilerisinde Mandela’nın serbest kaldıktan sonra tarihi balkon konuşmasını yaptığı City Hall (belediye binası) ve önünde Çarşamba ve C.tesi günleri pazar kurulan Grand Parade meydanı yer alıyor. Kraliçe 2. Elizabeth 21.doğum gününü burada, City Hall’de kutlamış. Meydandaki heykel Kral VII Edward. Heerengracht Caddesindeki döner kavşakta heybetli Reibeck Heykeli bulunmakta. Bronzdan yapılmış heykel şehrin kurucusu Jan Van Reibeck’in eşine aittir. Bunun dışında Parlemento Binası ve Adderly Caddesi şehirde görülecek yerler arasında bulunmakta. Yazım tur şirketlerinin broşürü gibi oldu ama gerçekten de çoğu yerde tur aracından inmeyip önünden transit geçtik. Sadece Nelson Mandela’nın balkon konuşmasını yaptığı City Hall önünde durup foto çekilmek için kısa bir mola verebildik. Şehirde pırlanta, tanzanit ve değerli mücevherlerin satıldığı mağazayı şampanya ikramlarını tadımlayarak gezdik.
Cape Town gezilecek yerler Ümit Kalesi (Castle of Good Hope )Cape Town gezilecek yerlerSt. George CathedralCape Town gezilecek yerler Iziko Museum Slave LodgeGrande Parade Meydanı, City Hall & Kral VII EdwardheykeliCity Hall, Nelson Mandela’nın hapisten çıkınca balkon konuşması yaptığı yerŞehrin göbeğinde, Ümit Kalesi yakınında mahalle oluşturmuş evsizler
Cape Town Waterfront :
Burası Cape Town’da liman bölgesi. Restoranları, cafeleri, alışveriş merkezleri ile şehrin en modern ve canlı yeri, marinayı da içeren oldukça büyük bir kompleks. Nelson Mandela’nın hapis yattığı Robben Adasına tur motorları buradan kalkıyor. Two Oceans Akvaryum Waterfront’taki en önemli cazibe merkezlerinden biri olarak sayılabilir. Waterfront gerçekten çok keyifli bir yer, okyanusa karşı yemek yemek, bir şeyler içmek harika. Akşam üzerleri meydanda yerel danslar ve müzik yapan gruplar gösteri yapıyor. Binince Cape Town manzarasını izleyebileceğiniz büyük bir dönme dolap bulunmakta (the cape wheel). Biz gece bindik, çok da özel bir manzaramız olamadı ama gün batmadan binmek daha güzel olabilir. Waterfront’taki Watershed isimli pazar yerini görmenizi tavsiye ederiz. Time Out Market’in yanında. Giyimden mutfak ürünlerine, maskelerden hediyelik eşyalara, tasarım ürünlerinden sanat eserlerine kadar çok çeşitli ürün satılmakta. Waterfront’taki alışveriş merkezlerinden diğer alışveriş merkezi V &A (Victoria and Alfred). Burada tasarım ürünleri bulabileceğiniz alışveriş merkezi, cafe ve restoranlar mevcut. Waterfront restoran ve cafe açısından oldukça zengin, V &A Food Markette çeşitli yemek kornırları ve dünya mutfaklarından birçok yiyeceği bulabileceğiz bir yer. Time Out Market, ayaküstü lezzetler ve yöreye özgü fast food ürünleri uygun fiyatlara yiyebileceğiniz bir yer. Waterfront’ta sadece Pazar günleri kurulan ve çok iyi olan bir pazar varmış, programa uymadığı için gidemedik ama aklımızda kaldı.
Cape Town gezilecek yerlerWaterfrontWaterfront The Cape Wheel
Cape Town Robben Adası :
Waterfront’tan kalkan teknelerle 30 dakikada ulaşılmakta. Nelson Mandela’nın 18 yıl boyunca hapis yattığı yer. Mandela 1996 yılında buraya kapatılmışç Mandela dışında Walter Sisulu gibi ırk ayrımına karşı olanların tutulduğu bir hapishane adası. Adaya ulaştığınızda daha önce bu hapishanede yatmış eski bir mahkum sizi karşılayıp rehberlik etmekte. Adada günümüzde müze çalışanları, hapishane rehberleri ve light house çalışanlarının oluşturduğu yaklaşık 150 kişi yaşamaktaymış. Tekneler Waterfront’taki kırmızı saat kulesinin yanından kalkıyor.
Cape Town Bo-Kaap Göçmen mahallesi : Long Street caddesinin üst kısmında yer alan ve beyaz olmayanların yaşadığı mahalle. Giderek turistik önemi artmakta. Şehirdeki güvenli mahallelerden biri denebilir. Geçmişte insanların renkli giyinmeleri ve evlerini boyamaları yasakmış. Aperheid uygulamasının kalkması ile bölgede yaşayanlar evlerini rengarenk boyamaya başlamış ve ortaya çok renkli bir mahalle çıkmış. Nüfusu ağırlıklı olarak Müslüman. Sömürgecilik döneminde Malezya ve Hindistandan getirilen müslümanlar sayesinde müslüman nüfus artmış. Şehrin en eski camisi de burada. Gezmeye müsait bir mahalle, sokak satıcılarından hediyelik alabilir, güzel fotolar çekebilirsiniz.
Cape Town gezilecek yerler Bo-kaapCape Town gezilecek yerlerCape Town gezilecek yerlerBo-kaap
Cape Town çevresinde gidilebilecek yerler :
Ostrich Ranch: Şehir merkezinden yaklaşık 30 km uzaklıktaki deve kuşu çiftliği. Geldiğinizde devekuşlarının cinsleri, beslenmesi, üremesi gibi devekuşları hakkında birçok detay hakkında bilgilendirme yapıldıktan sonra çiftliği ziyaret ediyor ve devekuşlarını ellerimizle besleyebiliyorsunuz. İnanılmaz tatlılar ama çitlerden içeri girmek yasak. Çifteleri inanılmaz derece kuvvetli. Çiftlikte ayrıca devekuşu derisinden üretilme çanta, kemer, yelpaze, anahtarlık, deve kuşu yumurtası ve çeşitli süs eşyalarının satıldığı mağaza ve cafesi mevcut.
Cape Town gezilecek yerlerOstrich RanchCape Town gezilecek yerlerCape Town gezilecek yerlerOstrich Ranch shop
Kirstenbosch Botanik Bahçeleri : Cape Town şehir merkezinden yaklaşık 13 km uzaklıkta. Masa dağının doğusunda yer almakta. Bazı bloglarda yürüyerek Masa dağına çıkmak için en kolay yolun bu bahçelerden geçtiği belirtilmiş ve bu rotaya Skeleton George adı verilmiş. Denemek isteyenler araştırabilir ama bence güvenlik en büyük sorun. Çok güzel bir bahçe, oldukça büyük. Yeşil, orman, çiçekler ne olsa gidiyor, kabulümüz. Tree Canopy adlı çok güzel bir köprüden geçiyorsunuz, tam fotoluk. İçeride Afrika’ya özgü bitkiler ve azalmış türler var. Dikkatli olursanız bize denk geldiği gibi baykuş vb kuşları rahatlıkla görebilirsiniz. Biz aşağıdaki güzeli görme şansını yakaladık. Eylül ayında yani Güney Afrika’da kıştan yaza geçiş döneminde gittiğimiz için çok farklı çiçek türü göremedik ama Ekim-Kasım ayları gibi ziyaret edenler daha bu açıdan daha şanslı olabilir. İçeride cafe, restoran ve hediyelik eşya dükkanı mevcut.
Cape Town gezilecek yerlerKirstenbosh tree canopy walkwayGüney Afrika’ya özgü Cennet kuşu çiçeğiParkta karşılaştığımız baykuş
Cape Town’da Ümit Burnu’na kadar olan sahil şeridinde bulunan yerlerin hepsi aynı yol üzerinde, sırayla gezilebilecek yerler.
Cape Town Gezilecek Yerler Cape Town haritası
Sea Point : Şehir merkezinden yaklaşık 5 km uzaklıkta. Varlıklı insanların yaşadığı bölge, oteller, gel-git havuzları bulunmakta. Sea Point Promenade ise yürüyüş-koşu gibi sporları yapmak için oldukça popüler olan deniz kenarındaki yürüme yolu.
Clifton: Burası Okyanus kıyısında, Lion’s Head zirvesinin altında kalan ve kendine has müdavimleri olan 4 adet plajdan oluşan lüks bir bölge. Plajların müdavimleri sörfçüler, aileler, LGBT mekanı ve daha çok piyasa yapmak isteyenlerin yeri olarak sınıflanabilir. Camps Bay’a komşudur.
Camps Bay: Şehrin en zengin banliyosu denebilir. En pahalı emlak buradaymış Şehir merkezine 7-8 km uzaklıkta. Hareketl bir bölge, barlar ve restoranlarla dolu. Kayalar arasına gizlenmiş plajları ve dalış noktaları var. Camp Bay plajı en büyük plaj denebilir. Plaj demişken Güney Afrika’da deniz suyu oldukça soğuk denebilir ve köpek balığı riski yüksek. Birçok plajda gözleme noktaları var ve tehdit oluştuğunda plajdakilere sudan çıkmaları için uyarıda bulunuluyor. Bazı yerlerde de insan marifetiyle oluşturulmuş havuz benzeri küçük koylar var. Köpek balıkları ciddi risk. Gittiğimizde hava müsait olduğu için plajların kalabalık olduğunu söyleyebiliriz ancak biraz açılarak yüzen yürek yemiş sadece 2 kişi gördük. Yeri gelmişken Güney Afrika denizlerinde her yerde bölgeye has devasa boyutlu kelp yosunu göreceksiniz. Protein, mineral ve iyot kaynağıymış. Özellikle fokların ve çeşitli deniz canlılarının besin kaynağı, insanlar için de bitkisel takviye olarak tablet vb formlarda satılmakta.
Hout Bay-Tahta Koyu: Şehir merkezinden yaklaşık 20 km uzaklıkta, Atlantik kıyısında yer almakta. Eski dönemlerde ahşap tekneler ve Cape Town şehrinin kurulmasında kullanılan ahşaplar burada yapıldıkları için bu ismi almış, şimdilerde zengin ve ünlülerin evleri bulunmakta. Koya gelirken yolda göreceğiniz sömürgeciler tarafından yaptırılmış en az 150 yıllık 2 tane şato bulunmakta. Hout Bay adlı genişçe sayılabilecek bir plajı var. Sahildeki tezgahlarda el yapımı hediyelik eşyalar satılıyor ve gördüğümüz en uygun bütçeli sayılabilecek tezgahlar burada. Ancak fiyatları yüksekten açıyorlar ve neredeyse 3te bire kadar indikleri ürünler oluyor. Muhtemelen asıl fiyata iniyorlar ama indirim alınca bir mutlu oluyor insan. Deniz aslanlarını görmek için tekneler bu koydan kalkıyor ve şayet hava şartları nedeniyle tekne kalkmazsa de limanda fokları görme imkanı var. Tekne gezisi esnasında Duiker kayalığında doğal ortamlarında kürklü fokları görebiliyorsunuz. Gerçekten yapılması gereken bir tur.
Cape Town gezilecek yerlerDuiker kayalığı-Kürklü foklarCape Town gezilecek yerlerHout Bay limanının gözdesiHout Bay-Kolonyal dönemde yapılmış şatolardan biriCape Town Gezilecek Yerler Hout Bay Sahildeki tezgahlar
Cape TownBoulders Beach :
Cape town şehir merkezinden yaklaşık 40 km uzaklıkta ve yolculuk 1.15 saat sürüyor. Küçük koylardan oluşan bir bölge. Gerçekten güzel bir yerleşim bölgesi ve söylememe gerek yok burada da beyaz, zengin ve ayrıcalıklı nüfus yaşamakta. Burayı özel kılan sebeplerden biri Afrika penguenlerine ev sahipliği yapması. Sayıları maalesef giderek azalmakta olduğu için koruma altına alındıkları parkta ziyaret edilebiliyor. Yakından gözlemek çok güzel. Eğer daha da yakından gözlemek isterseniz parka yürüyerek 8-10 dakika mesafede bulunan, çok yaklaşmama tavsiyesi ile, Foxy Beach’e gidebilirsiniz. Burası ayrıca yüzebileceğiniz bir plaj. Boulders beach bölgesi ayrıca güvenle yüzülebilecek küçük koylara sahip bir yer.
Cape Town Gezilecek Yerler Boulders BeachCape Town Gezilecek Yerler Yüzmeye elverişli Foxy Beach
Yemeği Boulders Beach’de Seaforth Restaurant’ta aldığımız için restorandan burada bahsedelim. Plajın yanında ve manzarası çok güzel. Oturduğunuz yerden plajda badi badi yürüyen penguenleri seyrediyorsunuz. Yemek olarak tercihimizi Afrika’da bulunan codfish (morina balığı) ettik ve gayet lezzetliydi.
Seaforth Restaurant
Cape Town Ümit Burnu :
Afrika kıtasının en uç noktası olarak bilinse de aslında en uç nokta Cape Agulhas. Ümit Burnu denize doğru uzanan kayalık bir burun. Ümit Burnu Portekizli kaşif Bartolomeu Dias tarafından 1488 de keşfetmiş ve Fırtınalar Burnu olarak isimlendirilmiş. Sonrasında denizciler için umut kırıcı olmaması adına Ümit Burnu olarak adlandırılmış. Ümit Burnu yarımadası ve onu çevreleyen bölge koruma altına altında. Hint Okyanusundan gelen sıcak su akıntısı ve Antartika’dan gelen soğuk su akıntısının kesiştiği yer olduğu için her zaman kuvvetli fırtınalar var. Cape Point’ten Haziran-Ekim ayları arası gerçekleşen balina göçünü izlemek mümkün. Şehir merkezinde yaklaşık 65 km uzaklıkta ve yolculuk 2 saate yakın sürüyor. Yolda giderken babunları görmeye hazır olun. Masa Dağı Milli Parkına dahil olan Ümit Burnu’nda tepedeki feneri de içine alan bölgeye biletle giriliyor. Cape Point noktasından finikülerle çok güzel bir manzara eşliğinde dünyanın en yüksek fenerine çıkılıyor. Tam fenerin olduğu yer oldukça rüzgarlı ama manzara gerçekten nefes kesici. Burada da hediyelik eşya satılan bir dükkan bulunmakta. Aşağıda sahilde bölgenin koordinatları gösteren tabela hatıra fotoğrafı çekilmek için güzel bir nokta.
Cape Town gezilecek yerlerCape of Good HopeCape Town gezilecek yerlerCape PointCape Town gezilecek yerler Light HouseCape of Good Hope Light HouseCape Town Gezilecek Yerler Ümit Burnu
Cape Town yakınlarında gezilebilecek diğer yerler:
Cape TownGiraffe House: Cape Town şehir merkezin 39 km uzaklıkta bir hayvanat bahçesi. Stellenbosch’a yakın. Piknik yapabiliyorsunuz ancak alkol getirmek yasakmış. Her ne kadar zürafa evi olarak isimlendirilse de içeride devekuşları, alpacalar, keçi ve koyunlar, yılanlar, zebralar, çeşitli kuş türleri, lemurlar, yaban kedisi, oklu kirpi ve kaplumbağalar da mevcut, oyalanmadan gezmek yarım saati alıyor. Oklu kirpi (Porcupine) ve lemurları görmek bizi oldukça heyecanlandırdı. Vaktiniz kısıtlı ve benzerlerini gördünüzse gezmeyi atlayabileceğiniz bir hayvanat bahçesi olarak tanımlanabilir.
Cape Town gezilecek yerlerCape Town gezilecek yerler
Cape Town Stellenbosch Gezilecek Yerler:
Cape Town şehir merkezinden 60 km uzaklıkta ve yolculuk yaklaşık 1 saat sürüyor. Güney Afrika’nın Hollandalılar tarafından kurulmuş, Cape Town’dan sonra en eski ikinci yerleşim yeri. Verimli toprakları nedeniyle en iyi şarapların yapıldığı yer olarak biliniyor. Güzel bir yerleşim bölgesi ve üniversitesi bulunmakta. Gittiğinizde Jongelingen Vereniging ve Christ Church kiliselerini gezebilirsiniz, oldukça sade kiliseler. Tarihi binaları, alışveriş mekanları ile çok daha güvenli bir bölge, sokaklarında rahatlıkla gezebilirsiniz. Binalar mimari olarak kolonyal dönem özellikleri taşımakta. Buraya gelmişken Stephen Rautenbach’nin galerisini gezmenizi tavsiye ederiz. Cape Town’dan trenle gelinebilmekte ancak güvenlik nedeniyle önerilmiyor. Geniş araziler boyunca üzüm bağları bulunmakta. Her ne kadar paket turlarda üzüm çiftlikleri gezisi olarak yanlış bilgilendirme yapılsa da, çiftlik gezisi yapılmıyor. Bağları yol boyunca görüp şarap tanıtımı, tadımı ve satışı yapılan KWV adlı markanın satış yerine götürüldük, en azından turu aldığımız şirketin programı böyle, başka turları bilemeyeceğiz. Bu yönüyle hepimizde bir miktar hayal kırıklığı yarattığını söyleyebiliriz, yine de bölge üzüm ve şaraplarının tanıtımı, ikramlar ve alışveriş güzeldi. Tanıtım esnasında daha pahalı şaraplar ön plana çıkarılıyor ancak sorduğunuzda daha uygun bütçeli şarapları da tanıtıp tadım yaptırıyorlar. Biz Güney Afrika’ya has bir üzüm çeşidi olan Pinotage’dan yapılmış Laborie şarabı ve Wild Africa likörü aldık.
Cape TownFranschhoek Gezilecek Yerler :
1685 tarihinde Fransa Kralı 14.Louis Fransa’da Protestanlığı yasaklamış. Bunun üzerine yüzlerce dindar proteston ülkeyi terk etmek zorunda kalmış. 1688 tarihinde Cape Town’a gemiyle gelen 300 protestana yerleşmeleri için Franschhoek kasabasında yer verilmiş. Bu insanlar kendileriyle birlikte kültürlerini ve tarım bilgilerini de getirmişler. Küçük ve güzel bir kasaba. Birçok üzüm bağı ve üreticisi bulunmakta. Yiyecek ve şarap şehri olarak biliniyor. Yapılaşma oldukça güzel. Güvenli bir yerleşim yeri olarak bilinmekle birlikte burada da geç saatte ve yalnız olarak dolaşılmaması gerektiği tavsiye ediliyor. Stellenbosch’a oldukça yakın. Aracınızla birinden diğerine rahatlıkla geçilir. Çok gelinmesi gereken bir yer mi kesinlikle hayır, küçük bir ana cadde etrafında dükkanlar, market, Hollanda Reform Kilisesi ve sanat evi görülecek şeyler arasında. Kilisenin içi oldukça sade, kolonyal mimari. Bu kasabayı görmek şart değil ama beyazların yoğunluklu yaşadığı yerlerin nasıl güzel mahalleler olduğu aradaki tezatı görmek açısından güzel olabilir, yoksa Avrupa’ki herhangi bir mahalleden farklı değil.
Cape Town Gezilecek Yerler FranschhoekThe Dutch Reformed Church
Islah Merkezi (Victor Vester Hapishanesi). Franschhoek yakınında bulunan ve geçerken Mandela anıtı önünde kısa bir mola verdiğimiz ıslah merkezi. Apartheid rejimine karşı yürüttüğü kampanya nedeniye Mandela’nın hapis cezasının son bölümünü, 14 ay geçirdiği yer. 1988 yılından serbest bırakıldığı 1990 yılına kadar, kompleks içinde özel güvenlikli bir evde yaşamış.
Cape Town gezilecek yerlerDrakensteinVictor Vestor Prison
Cape Town Yeme İçmeönerileri :
Genel olarak mutfak konusunda başarılı, çeşit bol, tabaklar doyurucu ve fiyatlar uygun, Türkiye’den hesaplı. Cape Town yeme içme konusunda oldukça bol seçenek sunmaktadır.
Güney Afrika Cumhuriyeti başlıklı yazımızda belirttiğimiz gibibahşiş genelde bekledikleri bir şey. Miktar size kalmış olmakla birlikte hesabın %10 gibi diyebiliriz. Hesabı fiş ve kalemle getiriyorlar, bahşiş verecekseniz vermek istediğiniz tutarı yazıp fişi imzalıyorsunuz.
Waterfront marina bölgesi, restoran, cafe/bar konusunda birçok seçenekle dolu. Tavsiye edebileceğimiz ve kendimizin de denemiş olduğu restoranlar:
City Grill Steakhouse (Waterfront, Victoria Wharf Shopping Center): Yemek olarak steak ve salata yedik, başarılı denebilir. Krem Brulee tatlısı oldukça iyiydi. Akşam yemeği esnasında yöresel danslar yapan gruplar girip kısa gösteriler yapmakta.
Cape Town gezilecek yerler
Quay Four gayet başarılı, manzarası güzel. Balık çorbası ve Güney Afrika’ya özgü kingklip balığı yedik her ikisi de çok lezzetliydi. Tatlı olarak Malva Pudingi başarılı ama Krem Brulee tatlısını hiç beğenmedik, sakın yemeyin.
Cape Town gezilecek yerlerQuay Four restaurant fish soapKingklipfish
Tiger’s Milk: Hamburgerleri oldukça lezzetli, kalabalık grup olarak gittik ve herkes seçiminden memnun kaldı. Belthazar: Yine waterfront’ta başarılı ve tutulan bir restoran. Game başlığı altında av hayvanları eti var. Devekuşu eti başarılıymış.
Cape Town gezilecek yerler
Ocean Basket : Deniz ürünleri oldukça başarılı, biz Johannesburg’daki şubesini denedik, tavsiye ederiz. Time Out Market ayaküstü çeşitli lezzetler bulabileceğiniz fast food noktaları var. Fish market: Waterfront saat kulesinin yanı, deniz ürünleri oldukça iyi. Gibsons Burger: Denemedik ama en iyi burgerci seçilmiş. Kloof House: Çok tavsiye edilen ama gitme fırsatı bulamadığımız restoranlardan biri. Waterfron’ta denemediğimiz ama dışarıdan beğendiğimiz diğer bir restoran Harbour House. Tam denizin yanında, her dair kalabalık ve davetkar bir havası var.
Cape Town gezilecek yerlerWaterfront Harbour House
Cape Town gezilecek yerlerTruth Cafe
Dünyanın en iyi kahvecisi unvanına sahip cafe. Zamanımız olmadığı için fazlaca vakit ayıramadık ama gittik, gördük şükür, mahrum kalmadık:))) Mekanın endüstriyel tasarımı var, çalışanların kostümleri ilginç.
Cape Town gezilecek yerlerTruth CoffeeThe Truth Cafe
Samosa: Franchoek kasabasında içinde fırını olan bir markette deneme fırsatı bulduk, oldukça lezzetli, içinde tavuk, peynir gibi farklı malzemelerle dolgulu üçgen formlu börek.
Cape Town gezilecek yerlerSamosa
Listemde olup fırsat bulamadığımız için gidemediğimiz ama birçok yerde tavsiye edilen bazı restoranlar ise The Africa Cafe; fix menü, tüm yemekler sınırsızmış, çorba, 12 çeşit yemek ve tatlı sunuluyormuş. Dans, yüz boyama, el yıkama gibi etkinlikleri varmış. Mama Africa; Game meat tabağı lezzetli ve çok doyurucuymuş. Tabakta, springbok, kudu, ostrick, worthog, timsah ve geyik sucuğu (venison) servis ediliyormuş ve canlı müzik varmış.
Güney Afrika gezilecek yerler ile Johannesburg ve Pretoria gezilecek yerler hakkındaki yazılarımıza aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.
Johannesburg, Güney Afrika’nın finans merkezi olarak bilinmekte, tanınmış şirket ve bankaların genel müdürlüklerine ev sahipliği yapmakta. Cape Town’dan uçakla 1.5 saat mesafede. Ülkenin en büyük ve en kalabalık şehri konumunda. Joburg ve altın şehri olarak da biliniyor. Altın ve pırlanta yatakları ile çevrili ve çevresinde yıllardır kazılan madenlerinden çıkarılan toprak nedeniyle sonrada oluşmuş tepelerle dolu. Son yıllarda şehir merkezinde ofisi bulunan birçok tanınmış şirket, sürekli yaşanan hırsızlık olayları nedeniyle binalarını boşaltmış, kendilerine ait daha güvenli alanlar oluşturarak bu bölgelere taşınmışlar. Onlardan boşalan bir çok binaya ise evsizler yerleşmiş. 1888 yılındaki kuruluşundan 21. yüzyıla kadar ham elmas konusunda dünya lideri olan İngiliz-Güney Afrika şirketi olan De Beers’in elmas biçimli binası diamonds building de bu şehir de bulunmakta. Şehir zenginlerin yaşadığı mahalleler ve birkaç cadde dışında kötü durumda, ortalık pislik ve sefalet içinde. Tren istasyonu, tren yolu ağının daha iyi hale getirilmesi amacıyla satın alınmış ama amacına ulaşamayarak boşta kalan onlarca tren ve vagon ile tren mezarlığına dönmüş durumda. Johannesburg ve çevresinde yetişen Jakaranda ağaçları, açmaya başladıkları Ekim ayından sonra inanılmaz güzellikte görüntü oluşturmakta.
Güney Afrika Gezilecek yerler Jakaranda ağaçları
Johannesburg gezilecek yerler
Anayasa tepesi insan hakları bölgesinde (Constitution Hill) Güney Afrika Anayasa Mahkemesi, en yüksek mahkeme konumunda. Binanın önünde Güney Afrikalılara adalet ve baskıdan uzak yaşama haklarını hatırlatmak için sürekli yanan demokrasi alevi bulunmakta. Şehirdeki başka bir ziyaret noktası da Houghton Mandela Evi. Houghton oldukça varlıklı bir bölge, çevre tertemiz, evler son derece lüks. Mandela evi ziyaret edilemiyor, dışarıdan görüyorsunuz. Çocukları şimdilerde bu ev için mahkemelikmiş. Ziyaretçiler evin önüne dileklerini yazdıkları küçük taşlar bırakıyorlar. Apartheid Müzesi gezilebilecek yerler arasında.
Constitution Hill & The Flame of DemocracyHoughton Nelson Mandela EviNelson Mandela’nın evi önündeki yazılı taşlar
Sandton City Mall: Burası çok güvenilir bir alışveriş merkezi, birçok tanınmış marka ve yerel ürünü bulabilirsiniz. Ayrıca yeme içme yerleri açısından da zengin. Avlusunun adı Nelson Mandela Square ve meydanda anıtı var. Avluda akşamları müzik/dans aktiviteleri yapılıyor. Alışveriş merkezinin altındaki markete de bayıldık. Akşam yemeğini Afrika’ya gelirken uçakta yanımızda oturan Cape Town yerlisi bir çiftin önerdiği Ocean Basket adlı restoranda aldık. Deniz ürünleri ağırlıklı bir restoran ve oldukça başarılı. Yemek sonrası Mandela meydanında gittiğimiz Hard Rock Cafe şansımıza mı öyleydi bilmiyoruz oldukça kalabalık, çok büyük olmasına rağmen oturacak yer bulmak zor. Canlı müzik eşliğinde dans edenlerle oldukça hareketli bir ortamı var. İçeceklerini hem sunum hem lezzet olarak beğenmedik hatta ilk kez bir Hard Rock Cafe’de böylesine hayal kırıklığı yaşadık ama içeride güzel koleksiyon var, duvarlarında çeşitli sanatçıların kıyafetleri, gitarları ve fotoları asılarak sergi haline gelmiş. Bunlar arasında Jackson’s 5 kardeşlerin kıyafetleri, Bon Jovi’nin gitarı, bar kısmında Gun’s and Roses’ın davulu sayılabilir. Yer bulamasanız da uğramaya ve sergilenen koleksiyonu görmeye değer. Yeri gelmişken kaldığımız Sandton Sky Hotel bu alışveriş merkezine 150 metre mesafede. Hem Cape Town hem de Johannesburg’da Sky Hotelde konakladık, her ikisi de oldukça iyi, gerek odalar gerekse genel alanlar temiz. Kahvaltıları çok güzel ve çeşit bol.
Johannesburg gezilecek yerler Hard Rock Cafe Bon JoviGuns & Roses
Planesberg Ulusal Parkı , Safari ve Bakubung :
Seyahatimizin açık ara en güzel ayağı, Afrika’da birçok güzellik deneyimlememize rağmen baştan sona gezinin bizim için başrol oyuncusu. Safarimizi, Johannesburg’dan yaklaşık 170 km uzaklıkta bulunan Planesberg Ulusal Parkında yaptık ve Planesberg ulusal parkı içindeki Bakubung Legacy Hotel & Resort de konakladık. Lodge’lar inanılmaz güzel, parkın içinde, yemyeşil doğası, havası ile başka bir dünya. Odalar temiz ve konforlu. Akşam yemeğini ulusal parkta, tellerle çevrili alanda açık büfe olarak, yöresel müzik ve danslar eşliğinde alıyorsunuz, menüde bölgeye has yemekler var ve oldukça lezzetli. Kudu ve sığır eti, balık, malay usulü tavuk, zeytinyağlılar, yöreye has salatalar, turşular, meyve ve tatlı çeşitleri menüden aklımızda kalanlar. Otelin kahvaltısı da kesinlikle 10 numara, tabiatın içinde keyfine doyum olmuyor. En kötü tarafı bir gece kalmış olmamız, keşke daha uzun kalabilseydik.
Sabah 05.30 da otelden kalkan korunaklı jiplerle safari başlıyor. Biri sabah erken saatte diğeri aksam üzeri olmak üzere günde 2 safari yapılıyor. Safari 3 saat sürüyor. Park 550 km karelik bir alanı kapsıyor ama safari sadece belli bir rota üzerinde yapılıyor. Sabah erken ve gece geç saatte yapılmalarının sebebi buradaki hayvanları avlanma nedeni ile gece ayakta olmaları ve görünebilme olasılıklarının artması. Üzerinize ceket ve bere almanızda fayda var ve de sinek ilacı. Gelirken dürbün getirirseniz çok daha iyi gözlem yapabilirsiniz. Başarılı bir safari big 5 olarak adlandırılan aslan, leopar, gergedan, fil ve bizon gibi hayvanların hepsini ya da çoğunu görebilmekle ifade ediliyor. Hepsini ya da çoğunu göreceğinizin garantisi yok. Şoförler deneyimli, nerelere bakmaları, hangi sapaklara girmeleri gerektiğini biliyor olsa da yine başarılı bir safari şansınıza kalmış. Araçtan çıkmak yasak, kendi aracınızla da safari yapabiliyorsunuz ayrıca uçan balonla gezmek de mümkün. Şansımıza büyük beşten aslan, gergedan ve fil, diğer türlerden su aygırı, zebra, geyik, zürafa, kudu (güney afrikaya özgü antilop), çakal ve coyote (kır kurdu) ile birçok kuş türünü görebildik hatta aslanların avına ve beslenmelerine şahit olduk. Bu yönüyle başarılı bir safari yaşadığımızı söyleyebilirim, bu hayvanları doğal ortamlarında görmek inanılmaz heyecan verici. Safari esnasında leopar görme olasılığınız hiç yok denemese de leoparların yaşadığı bölge farklı, yapılan safarinin rotası aslan bölgesinden geçtiği için leopar görebilme şansı düşük.
Johannesburg gezilecek yerlersafariJohannesburg gezilecek yerlersafariJohannesburg gezilecek yerlersafariPlanesberg National Park Safari alanı
Johannesburg Aslan Parkı (Lion & Safari Park): Johannesburg şehrine 30 km uzaklıktaki park korunaklı araçlarla geziliyor. Tur yaklaşık bir saat. Rehber gezi süresince buradaki yaşam hakkında bilgi vermekte. Dilerseniz kendi aracınızla da parkı gezebiliyorsunuz ama araçtan dışarı çıkmanız, pencereleri açık bırakmanız, hayvanlara yaklaşmanız güvenlik nedeniyle yasak, yasağı delmeye kalkarsanız da sorumluluk size ait. 2015 yılında kendi araçları ile parkı gezen çiftin açık olan camından dişi bir aslan atlıyor ve kadın turiste saldırıyor. Kadın kurtulamazken eşini yaralı olarak kurtarıyorlar. Geziniz sırasında aslanlar, çitalar, yabani köpekler ve zürafalar görebileceğiniz türler arasında. Oldukça keyifli geçen bir gezi. Plannesberg Ulusal Parkında safari yapacak olsanız da safariniz esnasında aslan, zebra, Afrika köpeği, çita gibi hayvanları görememe olasılığı nedeniyle bu parka da gitmeniz tavsiye olunur. Parkta market, alışveriş merkezi ve wc bulunmakta.
Johannesburg gezilecek yerlerLion and Safari ParkJohannesburg gezilecek yerler aslan parkıJohannesburg Lion & Safari Park
Johannesburg gezilecek yerlerLesedi Kültür Köyü :
Lesedi aslında anime bir köy. Afrika yerlilerinden Zulu, ,Xhosa, Basotho ve Pedi gibi kabilelerinin yaşamlarının sergilendiği bölge. Geziniz sırasında rehber, kabilelerin yaşamı, dili, töreleri ve ritüelleri hakkında bilgi veriyor. Sonrasında yerel dansları izleyeceğiniz gösteri alanına geçiyorsunuz. Köyde ayrıca makul fiyatlı hediyelik eşya satın alabileceğiniz pazar yeri bulunuyor, kredi kartı geçmekte. Anime bir köy olsa da çok keyifli bir yer ya da biz çok sevdik. Lesedi köyünde orijinal yerli yaşam yok ancak ülkede anlatıldığı şekilde yaşayan kabileler mevcutmuş.
Johannesburg gezilecek yerlerLesedi Kültür KöyüJohannesburg gezilecek yerlerLesedi Johannesburg gezilecek yerlerLesedi
Johannesburg gezilecek yerler Sun City Resort : Johannesburg’dan yaklaşık 2 saatlik mesafede bulunan Sun City aslında oteller, kumarhaneler, restoranlar ve alışveriş merkezinden oluşan bir eğlence merkezi ve tatil bölgesi. Komplekste 4 otel var. Burası bir şehir değil etrafı çevrili bir tatil beldesi. Otellerin kendi havuzları ayrıca otellerde kalan misafirlerin ücretsiz kullanabildiği dalga havuzu bulunmakta. Dışarıdan gelen misafirler dalga havuzuna ücret ödeyerek girebiliyor. Daha önceleri otellerle dalga havuzu, restoran ve alışveriş merkezi arasında finiküler sistem varmış ama artık shuttlarla ulaşım sağlanıyor. Aslında tam bir Afrika tatil köyü, bizim gruptan başka beyaz neredeyse görmedik. Gittiğimizdeki ilk izlenimimiz harika bir yer şeklinde oldu, sonra hazırlanıp dalga havuzuna geçtiğimizde hayal kırıklığı yaşadık, nedense hijyenik gelmedi, sezon henüz başlamasına ve çok kalabalık olmamasına rağmen etraf da çok temiz değildi, yoğun sezonunu düşünemiyoruz bile. Dalga havuzunda kaydıraklar var, plajı yapay kum ve şezlonglar bulunmakta. Yapay havuzun girişi otel müşterilerine ücretsiz, check in esnasında resepsiyonda giriş fişleri veriliyor. Bu havuzdan verim alamayınca kaldığımız otelin havuzuna gidelim dedik ama orada da durum aynı, Türkiye’de düşük bütçeli, hijyeni fazlaca takmayan işletmeleri hatırlattı bize ve sadece güneşlenmekle yetindik. Buraya gelen bazı misafirler ayılıp bayılıyormuş ama kısaca bizi etkileyemedi. Neyse ki sadece bir gece kaldık. Havuzları bizi açmasa da tesisin yeme olanakları fazla. Sun City göl kenarında kurulmuş, akşam yemek öncesi kaldığımız otelden göle doğru yürüyüş yaptık, çevre gerçekten çok güzel, huzur verici ama karşımıza çıkan babun nedeniyle huzurumuz kaçtı, korkudan tırıs tırıs kalabalığın olduğu bölgeye gitmek zorunda kaldık. Babunlar saldırgan olabiliyor özellikle de elinizde yiyecek bir şeyler varsa, gelirseniz siz siz olun yiyecekle dolaşmayın, odanızın kapı ve pencerelerini kapalı tutun. Tesis Plannesberg Milli Parkı sınırında olduğu için çevrede sıklıkla babunlarla karşılaşılması mümkün. Akşam yemeğini tesis bünyesindeki Legends Restorantta aldık. Buranın en iyi restoranı imiş, daha ziyade et ürünleri bulunuyor. Canlı müzik var ve hoş vakit geçiriliyor. Kumarla aramız olmadığı için yemek sonrası Hard Rock Cafe’de oturmayı tercih ettik. Buradaki şubenin daha başarılı olduğunu söylenebilir. Sun City’e gelirken yolda onlarca teneke ve kibrit kutusu büyüklüğündeki evlerinin olduğu langa yerleşimlerinden geçiyorsunuz. Gözlenen yaşam içler acısı. Yolda birçok speed bump var, bunlar yönetim tarafından yapılmamış hatta yetkiler kaldırıyor burada yaşayan halk yeniden yapıyormuş. Amaçları ise gece buradan geçen araçların süratini düşürerek yavaşlamalarını ve soyulmalarının kolay hale getirmekmiş.
Johannesburg gezilecek yerler Sun City ResortSun City yapay dalga havuzu
Pretoria gezilecek yerler :
Johannesburg’dan yaklaşık 60, havaalanından ise 50 km uzaklıktaki, ülkenin yönetsel başkenti olan Pretoria gezisini yaptık. Hakkında çok da bir şey yazamayacağım, geçerken uğradık sadece tadında bir gezi oldu. Gezimiz güvenlik nedeniyle daha ziyade araçla tur şeklinde gerçekleşti, zaten insan inmek de istemiyor. Güvenli olmamasının nedeni sadece beyazlara duyulan antipati değil aynı zamanda genel olarak turistlerin hırsızlığa uğramaları, rahatsızlık verilmesi gibi sebepler yoksa gündüz gözüyle saldırıya uğramanız ya da cinayete kurban gitme olasılığı değil. Girilmemesi gereken mahallelere girmemek, gece yürümemek gibi hususlara burada da azami dikkat edilmesi gerekiyor.
Şehre Andries Pretorius’un kendi adı verilmiş. Pretorius yanına Cape kolonisinden kovulan Voortrekker’leri (Hollanda kökenli, Afrikaan lehçesi kullanan halk) alarak onları Apies nehri kıyısına yerleştirmiş. Burada Zulu kabilesi ile girdikleri kanlı savaşta galip gelmesi nedeniyle kahraman ilan edilmiş. Bu nedenle nehir kanlı nehir olarak bilinmekte. Şehirde büyük bir üniversite bulunmakta. Pretoria’da Afrika’ya geldiğinizi sonuna kadar anlıyorsunuz, sokaklarda bir tek beyaz yok. Beyaz nüfus %9 civarında ve oldukça korunaklı, lüks, havuzlu çok güzel evlerde, mahallelerde yaşamakta. Şehirde çok fazla ziyaret noktası ya da yapılacak bir şey yok. Voortrekker Anıtı ve Union Buildings (Birlik Binaları) ve Church Square görülebilecek yerler arasında. Church Square şehrin en önemli meydanı, ortasında Güney Afrika Cumhuriyeti’nin kurulmasında önemli rol oynayan ve devlet başkanı olan Berlin kökenli Paul Kruger‘in heykeli yer alır. Voortrekker Anıtı, granitten yapılmış ve bir tepenin üzerine inşa edilmiş. Duvarlarında Voortrekker’lerin yerli halk ile yaptıkları savaşların kabartmaları canlandırılmış. Mola vererek ziyaret ettiğimiz tek yer Birlik binaları ve önündeki Nelson Mandela Anıtı oldu. Yarım çember şeklindeki binanın mimarisi oldukça güzel aynı zamanda Güney Afrika Devlet Başkanının ofisi de burada bulunmakta. Birlik Binalarının karşısında alanda bulunan 9 metrelik Nelson Mandela anıtı önünde mola verdik. Anıtın yakınında Güney Afrika’nın en eski kabilelerinden biri olduklarını ve dillerinin Afrika’da kullanılan ilk dil olduğu halde hükümet tarafından resmi olarak kabul edilmediği için 5 yıldır direniş yapan Khoisan kabile üyeleri bulunmakta. Kabile aynı zamanda eylem yaptıkları alanda kenevir de yetiştirmekte. Güney Afrika’da kenevirin evlerde şahsi kullanımı 2018 yılında serbest bırakılmış olmasına rağmen, Khoisan Kralı olduğu söylenen kabile lideri burada, başkanlık binası karşısında kenevir yetiştirdiği için 2022 yılında tutuklanmış. Ücret karşılığı fotoğraf çektiren bir üye bu ücretin direniş masraflarına kullanılmakta olduğunu belirtti ancak rehberimizin ricası üzerine de fotoğraf çektirmeye razı oldu
Voortrekker AnıtıUnion Buidings ve önünde 9 metrelik Mandela AnıtıUnion Building yakınında eylem yapan Khoisan vatandaşı ve yetiştirdikleri kenevirler
Güney Afrika gezilecek yerler ile Cape Town gezilecek yazılarımızın linkleri aşağıdadır.
Gozo Adası: Malta’ya gelmişken Gozo’yu görmeden dönmek olmaz, gezi eksik kalır. Bu adaya da geliş-gezme derken bir tam gününüzü ayırabilirsiniz. Gozo, Malta’nın ikinci büyük adası. Adalar arasında karayolu geçişi yok, feribotla gidiliyor. Aracınızla gitmek isterseniz feribota aracınızla da binebilirsiniz. Malta adasından Gozo adasına gitmek için Cirkewwa limanına gitmeniz gerek. Feribot yaklaşık 5 Euro ama ödemeyi dönüşte Gozo’da yapıyorsunuz. Gozo’dan uzaklığı 5.5 km ve feribot yolculuğu yaklaşık 30 dakika sürüyor. 45 dakikada bir feribot var. En önemli yerleşim yeri Victoria’dır. (Eskiden buraya da Rabat denilmekteymiş) Adaya tam bir günümüzü ayırdık. Kaldığımız yer olan St. Julians’tan 222 nolu otobüsle Cirkewwa limanına gelmek yaklaşık 1 saatli sürüyor, adaya geçiş, gezmek, dönüş yolu vs. rahatlıkla bir gün alıyor. Her yarım saatte bir otobüs var, feribot saatlerine göre gezinizi planlayabilirsiniz. Malta adasındaki Sliema’dan günü birlik tekne turu alarak da gelebilirsiniz, hatta daha keyifli ve iyi olabilir. Gozo adası daha az turistik, otel sayısı fazla değil ve çok daha sakin bir ada. Gozo’ya gidilmeli mi, evet buralara gelmişken mutlaka gidilmeli.
Feribottan indiğiniz yer Gozo adasının liman şehri Mgrar. Limandan kalkan otobüsler başkent Victoria şehrine gider. Ayrıca limanda kafe, postane, banka ve restoranlar bulunur. Otobüse bindikten sonra da çevredeki manzaranın keyfini çıkararak yolculuğunuzu yapın deriz.
Gozo adasının başkentineVictoria adı İngilizler tarafından 1897 yılında, kraliçenin tahta çıkışının, 25. yılı şerefine verilmiştir ancak ada halkı eski adı olan Rabat’ı kullanır. Şehirde el sanatları ürünlerin satıldığı dükkanlar, antikacılar, çeşitli kafe ve restoranlar var. Misrah It-Tokk meydanında gündüzleri pazar kuruluyor.
Victoria ve Citadella– Şehrin görsel açıdan en etkileyici yeri Citadella, yani hisar var. Mdina’yı andırıyor ancak daha küçük ve biraz tırmanmayı gerektirdiği için ulaşması meşakkatli. Hisardaki en ihtişamlı binalardan biri Meryem Ana Katedrali. İçinde ayrıca Arkeoloji Müzesi, eski bir hapishane ve Doğa Tarihi Müzesi bulunuyor.
Victoria Citadella
Ta’ Pinu Bazilikası-Manzarası gerçekten çok güzel, Victoria’dan Djerwe’ya giderken anayol üzerindedir. Biz içine giremedik ama muthiş güzelliğini dışarıdan da olsa görebildik. 16. yy tarihli ilk şapelin yerine 1920’lerde yapılmıştır. Buraya ait bir de hikaye var. Hikayeye göre 1883 yılında burada yaşayan Carmen Grima adlı bir kadın şapelde yalnızken bir ses duyuyor ve ses ona dua etmesi gerektiğini söylediğini söylüyor. Birkaç yıl sonra bunu bir arkadaşıyla paylaştığında arkadaşı da o şapelde benzer bir şey yaşadığını söylüyor. Birlikte arkadaşının hasta annesi için dua ederler ve kadın mucizevi bir şekilde iyileşir. Bunu duyan başka insanlar da dua etmek için buraya gelmeye başlarlar ve burası ihtiyaca yetmez olur. 1920 yılında daha büyük bir kilise yapılmasına karar verilir.
Ta’Pinu yoldan görünüşü
Ggantija: Victoria şehrinde, bir tepe üzerine bulunmaktadır. Neolitik çağda bölgenin tapınak alanıdır. Malta’da ortaya çıkarılmış, dört büyük tapınak kompleksinden en eskisi olan Ggantija dev kadın anlamına gelmekte. Tapınaktaki dev taşların MÖ.3500 yıllarında dev bir kadın tarafından yerleştirildiğine inanılıyor. Bölgede 1820 yıllarında yapılan kazılarda çeşitli heykel ve çömlekler bulunmuş. Tapınakların, ortak avlusu, toplu ibadet için tasarlanmıştır. Saat 10.00-17.00 arası ziyarete açıktır.
Gjantija Tapınakları
Gozo AdasıDwejra Koyu – Azure Window– Inner Sea: Victoria şehrinden sahile giden yolun sonu. Gozo hatta Malta adası genelinde en bilindik yerlerden biri ancak aşağıdaki bu manzara artık resimlerde kaldı. Bir fırtına ile kemeri yıkıldıktan sonra bu görünüm kalmadı. Burası ayrıca Game of Thrones’da Khaleesi ve Khal Drogo’nun evlendiği sahnenin çekildiği nokta. Sakın ola bu taş yıkıldı görmesek de olur demeyin inanın çok güzel. Buranın hemen yanında, Inland Sea (İç deniz) olarak anılan ve kayalık yamaçtaki gizli bir yarıktan akıp gelen deniz sularının doldurduğu bir krater var.
DwejraAzur Window-Fırtınadan sonra kalan görünümInland Sea
Comino& CominottoAdaları ve Blue Lagoon. Görmeyi çok isteyip gidemediğimiz, inşallah bir dahaki sefere dediğimiz minik ada Comino ve bu adada yeryüzündeki en güzel plajlardan biri olarak kabul edilen Blue Lagoon. Cominotto ise Comino adasına 100 metre mesafedeki küçük adacık, üzerinde yaşam yok. Comino adasında ise 3 kişi yaşamaktaymış. İki plajı var ve yaz aylarında çok kalabalık olduğu için yer bulmak hiç de kolay olmasa gerek. Adanın yüzölçümü 3.5 kilometrekare. Malta’da Cirkewwa’dan kalkan teknelerle ulaşım sağlanmakta, Gozo adasından ise Mgarr’dan teknelerle ulaşıyorsunuz. Sliema’dan deniz yolu ile Gozo ve Comino adalarına turlar düzenlenmekte. Comino adası ve Comino mağaraları turu 25 Euro. Sabah 10 gibi tekne kalkıyor, ilk önce Gozo adasına sonra Comino adasına uğrayıp inenleri bırakıyor. Yolculuk 1 saat sürüyor. Yanınıza ihtiyacınız için su ve atıştırmalık bir şeyler almanız iyi olabilir. Çünkü yemek büfelerinin ihtiyaca yetmediği ve kuyruklar oluşabildiğini okudum. Erken gidip iyi yerden şezlong kapmaya çalışmak iyi olur bir de hafta arası gitmek. Şezlong ücretli. Yüksek sezonda gitmek ne kadar keyif verir bilemem ama buralara geçmişken ne olursa olsun görülmeli sanki. Aşağıda boşken çekilmiş olan resimler görülecek güzelliği çok güzel anlatıyor.
Malta Adası gezilecek yerler ve malta yeme içme hakkındaki yazılarımıza aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.
Malta Adası gezisi bu adaya yaptığımız ikinci gezi. İlkinde sadece 1.5 gün geçirebildiğimiz için tamamlanmamış bir hikaye olarak kaldı. O zaman çok beğendiğim ve mutlaka tekrar gelmeliyim dediğim Akdeniz’in bu güzel adası, o zaman ki hüviyetinden biraz kaybetmiş olsa da bizi yeterince büyüledi, kendine hayran bırakmayı başardı. Malta küçük adalar topluluğu olmasına rağmen yüzölçümü ile kıyaslanmayacak kadar önemli sanat ve tarih öncesi mimariye ev sahipliği yapmakta, her yeriyle dolu dolu, gündüzüyle de gecesiyle de ayrı güzel bir ülke. Çirkin betonlaşmadan yavaş yavaş nasibini alsa da, ilk seyahatimizde hoplaya zıplaya gezdiğimiz nostaljik otobüslerini göremesek de gönlümüzdeki yerinden hiç bir şey kaybetmedi. Gerçi böylesine kalabalık kışın dahi yüzlerce turist çeken bir ülkede klimalı ve konforlu otobüslerin olması elbette şart ama gözlerimiz eski otobüsleri en azından sembolik olarak görebilmeyi isterdi. Malta adaları sadece güneşi, denizi ve güzel plajları ile değil, harika doğal dokusu ve tarihi güzellikleri ile de gönülleri fethetmeyi kolaylıkla başaran bir ada ülkesi.
Malta adası nerede : Malta Adaları Akdeniz’de Sicilya, Tunus ve Libra’ya komşu durumda. Malta, Gozo ve Comino adında 3 adadan oluşan bir takımada devleti. Resmi olarak iki dili birden kabul eden az sayıdaki ülkeden biri olan Malta’da halk Maltaca (Maltese) ve İngilizce dillerini konuşmakta. Adaların en büyüğü Malta Adası, başkenti de Valletta’dır. Adını Osmanlı saldırılarını püskürten Malta şovalyesi Jean De Valetta’dan almaktadır. Türkiye’ye oldukça yakın olan Malta’ya yolculuk direk uçuşla 2.5 saat sürmektedir.
1800’lerin başında Malta’yı Fransız hakimiyetinden kurtarmaya gelen Birleşik Krallık adaya egemen olmuştur. Bu egemenlik 1964 yılına kadar sürmüş, 21 Eylül 1964 yılında Malta bağımsızlığını ilan etmiştir. Arkeologların Malta’nın güneyindeki Ghar Dalam mağarasında geyik, hipopotam ve fil kalıntılarından bulması, adada yaşamın cilalı taş devrine kadar uzandığına işaret eder.
Malta Vize gerekli mi: Schengen vizesi gereklidir.
Para birimi nedir ve pahalı bir ülke mi: Para birimi Euro olup çok pahalı ülkeler sınıfında olmasa da Euro’daki artış nedeniyle fiyatlar yüksek gelebilir.
Malta Adası kaç günde gezilir ?
Gezimizi 5 gece 6 gün olarak planlamıştık. Gitmeden önce de “kış vakti acaba sıkılır mıyız” diye endişe etmemize rağmen oldukça dolu dolu geçen bir gezi oldu. Comino adasındaki Blue Lagoon dışında hemen hemen listemizdeki tüm noktaları ziyaret ettik diyebiliriz. Comino adasında olay zaten deniz ama giremesek de Blue Lagoon’un turkuaz yeşili manzarasını görebilmeyi çok isterdik. Siz kalacağınız süreyi ve gezmek istediğiniz yerleri belirleyip gezinizi buna göre kısaltıp, uzatabilirsiniz. Ama Malta adası bizce en az 4 gün gezmeyi hak eden bir yer. Gezebildiğimiz yerleri yorumlarımızı katarak, gezemediklerimizi ise yorumsuz olarak sizler için derledik ki siz de kendi rotanızı zamanınıza ve önceliklerinize göre rahatça planlayabilin.
Malta’ya ne zaman gitmeli :
4 mevsim gidilebilir, yazın giderseniz güzel plajlarında deniz keyfi yapabilirsiniz. İkinci gidişimizde Ocak sonu olmasına rağmen, hava genellikle güneşli ve ılıktı sadece zaman zaman kısa süreli hafif yağmur geçişlerine denk geldik. Onun dışında çok kalın olmayan mont vb bir kıyafet işinizi görecektir.
Malta Havaalanından şehre ulaşım:
Havaalanında indikten sonra gümrüğü geçtiğinizde ister gişeden isterseniz bankomattan otobüs bileti alabileceğiniz Malta Public Transport gişelerini görüyorsunuz. Buradan biletinizi ya da gezinizin durumuna uygun çoklu bilet Talinnja Card’ı temin edebilirsiniz. Havaalanı çıkışından şehre otobüsler kalkmakta. Tabii ki taksi tutup araç da kiralayabilirsiniz. Aşağıda havaalanından kalkan otobüslerin numaraları ve hangi şehirlere gittiğini gösteren havaalanı otobüs servisinin internet adresini bulacaksınız. Biz X2 numaralı otobüsle San Giljan’a (St.Julian’s) giderek otelimize ulaştık. Bu arada adada trafik sistemi İngiliz sistemi yani sağdan o nedenle araç beklerken beklediğiniz durağa dikkat edin ve yanlış tarafta beklemeyin:)))
Şehir hatları genelde 05.30-23.30 arası çalışmakta. Önünde X ile başlayan hatlar ekspres otobüslerdir, ya havaalanı ya da uzak noktalara yolcu taşır. Şehir hatlarında ödemenizi otobüste yapabilirsiniz. Şayet Talinnja kart almadıysanız ve bindikçe ödeme yaparım diyorsanız ödeme yaptıktan sonra şoförün size verdiği fişi atmayın. Fiş tek kullanımlık ancak aldıktan sonra 2 saat geçerli, bu süre içinde başka otobüse binerseniz ücret ödemiyorsunuz. Önünde N ile başlayan otobüsler de gece çalışan otobüslerdir. Kışın otobüs 1.5 euro, yazın 2 Euro’dur. Malta’nın merkez otobüs terminali Valetta’dadır. Aşağıda şehir hatlarının internet adresi bulunmaktadır. Bunun dışında şehirde taksi hizmetleri de gelişmiş durumdadır ancak ücreti düşük sayılmaz.
Malta Adası Gezilecek yerler :
St. Julians ve Sliema (Paceville)
Valetta Şehri
3 Cities
Marsaxlokk
Mdina
Rabat Şehri, St. Paul’s Catacombs
Dingli Cliffs
Blue Grotto
Popeye Village
Hypogeum of Hal-Saflieni
Tarxien Temple
Ghar Dalam
Gozo Adası
Comino Adası-Blue Lagoon
Malta nerede kalınır ?
St. Julians bölgesinde Holiday Inn Express hotelde konakladık ve çok memnun kaldık. Personeli güler yüzlü ve yardımsever. Her türlü sorunuzda sıkılmadan yardımcı oluyorlar. Yeri oldukça merkezi, gece hayatına birkaç adım. Otobüs durakları da son derece yakın. Yazın geldiyseniz St. George’s Bay plajına sadece 120 metreyakınında. Ayrıca kahvaltısı da oldukça güzel ve yanınıza take away bir şeyler alabilmeniz için gerekli paket vs bulunmakta. Bunun dışında bölgede çeşitli bütçelerde alternatifler de bulunmakta.
1.Gün: Otele varış, çevre gezisi, St.Julian’s bölgesi ve Sliema’yı keşif. Şansımıza bizi Malta’da güneşli ve sıcak bir hava karşılayarak bol bol yürüyerek keşifleme imkanı sağladı.
St. Julian’s ya da Maltaca San Giljan : Burası adanın Paceville olarak bilinen, oteller, gece klüpleri ve çeşitli cafe-restoranlar bulacağınız turistik işletmeleri ile tanınmakta. Adanın gece hayatı ve eğlencenin merkezi diyebiliriz. Akşamları oldukça hareketli. Gece dışarı çıkmak istediğinizde çok fazla seçenek sunmakta. Bu bölgede Spinola Körfezi, Marina Portomaso, St.George’s Bay plajı bulunmakta. Malta İngiltere’den sonra İngilizce öğrenmek için gidilebilecek ikinci ülke ve Paceville bölgesinde çok sayıda dil okuluna ev sahipliği yapmakta. Spinola Bay körfezi yürüyüş yapmak ve deniz kenarında bir şeyler içmek için de oldukça elverişli.
Malta gezilece yerlerSpinola Bay-St.Julian’s
Biz de elimize kahvemizi alıp Spinola Bay körfezi boyunca yürüyerek Sliema’ya ulaştık. Sliema bu bölgedeki bir yerleşim merkezi. Yol boyunca güzel konutlar var. Sliema’da kalabileceğiniz oteller vb herşey mevcut. Kalmak için bu semti de rahatlıkla seçebilirsiniz. Hatta St. Julians kalabalık ve gürültülü, özellikle gece hayatının yoğun olduğu caddelerde gürültü sabahın erken saatlerine kadar sürüyor. Bu eğlencenin içinde olmak istemez, dinlenmek ve rahat bir uyku çekmek isterseniz Sliema kalmak için daha uygun bir alternatif olabilir. Gideceğinizde otelinizin konumu ve hakkındaki yorumlarını mutlaka okuyun derim. Malta gezimiz sezon indirimine denk geldiği için alışveriş yapma imkanımız da oldu. Malta’da sezon sonlarında özellikle serisi biten, tek kalan ürünler gerçekten çok ucuz denebilecek kadar indirime giriyor. Bu durum alışveriş yapma isteğini tetikliyor haliyle. Daha ilk günden kendimize bir yığın şey alıp otele eli kolu dolu geri döndük sanki shopping turuna çıkmışız gibi. Sliema’daki The Point Shopping Center küçük sayılabilecek bir AVM. Alisveriş merkezinin hemen önündeki meydan Piazza Tigne (Tigne meydani) ve meydanin etrafinda sağlı sollu hediyelik eşya satan dükkanlar, güzel restoranlar mevcut.
Malta Adası gezilecek yerler Sliema
2. Gün: Valetta– 3 Cities– Marsaxlokk
Malta Valetta : St.Julian’s dan Valetta’ya sıklıkla otobüs var .Valetta ülkenin başkenti. Her şeyin merkezi. Bizim gibi St.Julian’da ya da Sliema’da konaklıyorsanız Sliema’dan feribotla Valetta’ya geçmek te mümkün. Valetta yüzyıllar boyu liman kenti olarak kullanılmış, şehre vardığınızda sizi surlar karşılıyor. Küçük bir köprüden geçerek şehre giriş yapıyorsunuz. Sağ tarafınızda kalan antik tiyatro 2. Dünya savaşında yıkılmış, kalanların üzerinde şu anda konser salonu var. Giriş yaptığınız noktadan sonra Republic Caddesine geçiyorsunuz. Republic caddesine paralel trafiğe kapalı Merchant Caddesi bulunmakta. Bu iki cadde alışveriş merkezi, hediyelik eşya satan dükkanlar, marka mağazalar, cafelerle dolu. Pazar günleri alışveriş merkezleri dışında mağazaların hepsi kapalı. İnişli çıkışlı daracık sokaklarının her yeri fotoğraflık. Tarihi yapılar insanı kendine hayran bırakıyor. Huzurlu ama oldukça dinamik bir yer Malta.
Malta gezilecek yerlerValetta girişMalta adası gezilecek yerler
Grand Master’s Palace: Malta’yı 1530’dan 1798’e kadar yöneten St. John Tarikatının Büyük Üstadı’nın sarayı olarak 16. ve 18. yüzyıllar arasında inşa edilmiş.
Malta Ulusal Kutuphanesi’nin onunde Kralice Victoria heykeli
St. John Katedrali-St John’s Co-Cathedral : Daha önce çok sayıda katedral gezdiğinizi düşünerek girmek istemeyebilirsiniz ama mutlaka ve mutlaka gezin derim. Dışı güzel olmakla beraber abartısız ve sakin. İki çan kulesi ile çevrili oldukça sade bir yapı. Gösterişten uzaktır. Bunun sebebi olarak da adaya gelenlerin sahip olunan zenginliği görmelerini istememeleri olarak açıklanmaktadır. Ancak katedralin içi oldukça görkemli. Altın varak kaplı duvarlar göz kamaştırıcı. İçeride Caravaccio’ya ait eserler bulunmakta. Giriş ücreti 10 Euro, biletinizle birlikte verilen kulaklıkla rahatlıkla gezinizi yapabilirsiniz.
St. John Katedralinin abartıdan uzak dış görünümüSt. John Katedralioldukça gösterişli harika iç mekan
Fort St. Elmo Kalesi ve Savaş Müzesi: Osman donanmasının top ateşine tutarak 1565’de zapettiği kale. Bu kaleyi ele geçirmişler ama karşısındaki Birgu kalesini ele geçirememişler. İzleyenler tanıyacak, Gece yarısı Ekspresi filmindeki hapishane bölümlerinin çekildiği kaledir kendisi. 09.00-18.00 saatleri arası ziyarete açık
Malta gezilecek yerlerFort St. Elmo
Victoria Gate: İngilizler tarafından Kraliçe Viktorya’ya ithafen yapılmış olan şehrin giriş kapısı. 1885 de Emanuele Luigi Galizia tarafından yapılmış görkemli bir kapı.
Malta Adası gezilecek yerler
Upper Barrack Gardens –Lower Barrack Gardens (Yukarı ve Aşağı Barraka Bahçeleri)- Valetta’nın en meşhur yeri diyebiliriz. 1661’de yapılmış. Manzarası ve peysajı harika, halka açık bir bahçe. Grand Harbour (büyük liman) manzaralı. Tam karşısında Birgu kasabası-3 cities görülür. Buradaki manzara gerçekten harika bir manzaradır desek hiç de abartmış olmayız. Güzel fotolar için gün batımında gelinmesi tavsiye olunur ancak bahçelerin alt katında her gün öğlen 12.00’de top atışı yapılıyor. Biz yakaladık siz de öğlene denk gelirseniz bu ritüeli kaçırmayın. Bahçenin yanından , deniz seviyesine inen bir asansör bulunuyor. Binmek isterseniz ücreti 1 euro. Republic Street Caddesi’nin sonunda Lower Barrakka Gardens‘a ulaşılır ve hemen yakınında Siege Bell War Memorial adlı savaş anıtı yer aliyor.
Upper Barraka Gardens ve yanındaki asansör- Bahçeler yukarıda görülen kemerlerin arkasında kalmaktaMalta Adası gezilecek yerlerUpper Barraka GardensLower Barraka GardensMalta Adası gezilecek yerlerValetta Upper Barraka Gardens’ tan arkamda harika Birgu manzarası (3 cities) Her gün saat 12’de top atışı yapılmaktaSiege Bell War Memorial
Malta Three Cities –Birgu, Senglea ve Bormla (ayrıca Vittoriosa, Isla ve Cospicua olarak da bilinmekte) Valetta’daki Upper Barraka Gardens’tan seyrine doyulamayan Birgu . Valetta’dan Birgu’ya otobüsle yaklaşık 15 dakikada ulaşırsınız. 3 Şehirden en eskisi Birgu. 16-17. yüyıllarda şovalyeler tarafından kurulmuş. Otobüs dışında buraya en güzel Upper Barraka Gardens’ın aşağısındaki iskeleden kalkan küçük vapurlarla gitmek. Ücreti 2.5 Euro ve nakit ödeniyor, yaklaşık 7-8 dakikada karşıya Birgu tarafına geçiyorsunuz. Bu eski kentler günümüzde tekrar popülerlik kazanmakta ve Malta’da gezilecek yerler listesinde üst sıralarda yer almakta. Buraya ayrıca Sliema kalkışlı feribot seferi ile de ulaşabilirsiniz.
Malta Adası gezilecek yerlerMalta haritası
Malta Marsaxlokk : Malta Adası’nı kuşatan Osmanlı donanmasının askerlerini ilk olarak karaya çıkarmış olduğu korunaklı bir koy. Valetta’dan 81 nuramaralı otobüsle trafik durumuna göre 20 dakikada ulaşılabiliyor. Otobüsle geldiyseniz ana durakta inin, kısa bir yürüyüşle sahile ulaşacaksınız. Dönmek için aynı yerden otobüse binmeniz gerekmekte. Marsaxlokk bir balıkçı kasabası ve buradaki balıkçı teknelerine hayran kalacaksınız. Birbirinin neredeyse aynı boyalı ve renklerdeki bölgeye özgün ahşap kayıkların şekilleri de biraz farklı. Sahilde yol boyunca kurulmuş küçük dükkan ve tezgahlardan oluşan Marsaxlokk Marketi göreceksiniz, bir tür açık pazar. Bunlarda balıktan hediyelik eşyaya kadar birçok şey bulunmakta. Sahildeki restoranlarda özellikle deniz mahsulleri yiyebilir, güzel manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Denizde demirli balıkçı kayıklarının manzarası gerçekten nefis. Teknelerin önünde buraya has göz motifi göreceksiniz. Bunlar için balıkçıları koruyan bir simge, bir tür nazar boncuğu diyebiliriz. Burada bundan fazla da yapacak bir şey yok. Gezi planınızı yaparken burada uzun uzadıya vakit harcamanızın çok gerekmediğini de aklınızda bulundurun.
Malta Adası gezilecek yerlerMarsaxlokkMalta Adası gezilecek yerlerLuzzu
3. Gün: – Malta Mdina ( Sessiz Şehir ) –Rabat– St. Paul’s CatacombsveDingli Cliffs
Malta Adası Mdina :
Valetta’ya 13 km uzaklıkta tarihi bir kent. MÖ. 700’ler de Finikeliler tarafından kurulmuş. M.Ö. 218 yılında Roma İmparatorluğu’nun adayı ele geçirmesi ile Maleth adını almış. Yaklaşık üç yüz yetmiş sene Bizans İmparatorluğu hakimiyetinde kalmış. M.S. 870 yılında ise Kuzey Afrika’dan gelen Berberiler adayı ele geçirmiş. Mdina ismi Arapça bir kelime olan Medina’dan geliyor. Kuzey Afrikalı Araplar iki yüz sene boyunca adayı ellerinde tutmuş. Günümüzde konuşulan Maltaca dilinin temellerinin bu dönemde atılmış. Kökleri bakımından Arapça’ya çok benzemekte. Malta, M.S. 1090 yılında Normanların ve sonrasında Almanlar, Fransızlar ve İspanyolların idaresine tabi olmuş. 1565 tarihine kadar adaya başkent olmuş olan Mdina, St. John Şövalyelerinin başkenti Birgu şehri olarak değiştirmesiyle başkentlik görevini tamamlamış sonrasında ise gerilemeye başlamış. Terkedildikten sonra da Sessiz Şehir-The Silent City olarak anılmaya başlanmış.
Yüksek bir tepeye kurulmuş, denizden uzak, şehre araçla yaklaşırken ki ihtişamlı manzarası çok etkileyici. Game of Thrones dizisin de Kralın Şehri. Mdina ve Rabat içiçe. Surlar içinde kalan eski kent Mdina sur dışındaki yerleşim Rabat. Buraya Valetta’dan 50 numaralı otobüsle rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Mdina’da yeme/içme gibi nedenlerle mola vermeyecekseniz tamamını gezmeniz maksimum 1 saatinizi alır. Tarihi şehirde daracık sokakları gezerken, hele bir de bizim gibi kış sezonunda geldiyseniz gerçekten sessizlik ve huşu içinde dolaşma zevkine ulaşıyorsunuz. Mdina’da yaklaşık 300 kişi yaşıyor, kamu araçları dışında araç girmesi yasak. Şehri çevreleyen surlarda 8 yıl restorasyon yapılmış. Şehre giriş ve çıkışın sağlandığı iki önemli geçiş; Mdina ve Greeks kapıları. İçeride ayrıca müzeler de bulunmakta. Mdina National Museum of Natural History bunlarda biri. Biz gezmedik ama içinde doğal hayatı gösteren sergiler bulunmakta. Barok mimariye sahip ve giriş ücreti 5 Euro. Şehre girişte sol tarafta yer almakta. Mdina’da ayrıca St. Paul Katedrali ve St.Paul Müzesi’ni (St. Pawl Kilisesi) gezebilirsiniz. Müzenin girişi ücreti de 5 Euro. Katedral Havari Aziz Paul’e adanmış bir Roma Katolik katedralidir. 12. yüzyılda kurulmuştur. Döşemede Malta şovalyelerinin anlatıldığı karolar bulunmaktadır. Muhteşem vitray işçiliği görülmeye değer, mutlaka gezmelisiniz derim.
Malta Adası gezilecek yerlerMdinaBarok tarzda inşa edilmiş olan Mdina Gate, Şehrin Ana Kapısı- Vilhelna Kapisiolarak da anılmaktaMdina sokaklarıMalta Adası gezilecek yerlerMdina St. Paul Katedrali
Malta Adası Rabat : Genelde Valetta ve Mdina’nın gölgesinde kalsada kesinlikle gezilmesi gereken bir kasaba/yerleşim yeri Rabat.
Malta Katolik bir ülke dolayısıyla St. Paul Kilisesi oldukça önemli. Aziz Paul’ün, misyonerleriyle birlikte geçirdiği bir gemi kazasının ardından buraya sığındığı ve kilisenin altındaki yer altı mağarasında yaşamaya başladığı rivayet edilmekte. 17. yüzyıldan kalma etkileyici bir yapı olan St. Paul Kilisesi’nin barok tarzda güzel bir cephesi bulunmakta.
St. Paul’s Catacombs: Rabat’ta kesinlikle görmeye değer bir yer olan Catacombs’ları mutlaka görün derim. Roma geleneklerine göre ölüler şehir yakınlarında yeraltı mezar odaları yapılarak buralara gömülmekteydi. Rabat’taki bu yeraltı mezarları Malta’daki en büyük yeraltı mezarıdır. Rabat’ın biraz dışında kalan Dingli Kayalıkları deniz seviyesinden 250 metre yükseklikteki olup nefes kesici bir manzarası bulunmakta.
Dingli Kayalıkları: Rabat’ın biraz dışında kalan Dingli Kayalıkları deniz seviyesinden 250 metre yükseklikteki olup nefes kesici bir manzarası bulunmakta. Rabat’tan otobüsle kısa sürede ulaşabiliyorsunuz. Burada biraz komik bir anımız da var. Mutlu mesut kayalıkları dolaştıktan, fotolarımızı çektikten sonra dönüş yoluna geçtik. Dönüş yolunda biraz yürüdükten sonra akşam olmaya ve hava serinlemeye başladığı için önümüze gelen bir durakta beklemeye artık otobüs/taksi ne bulursak binmeye karar verdik. Başladık beklemeye ama ne gelen var ne giden. Gerçekten çok tuhaf bir duraktı. Caddeden sadece özel araçlar geçiyordu o da çok sık değil. Ayrıca yaya da olsa gelen giden yoktu, biraz ıssız bir yerdi. Yaklaşık 30 dakika bekledikten sonra, hava da kararmaya başlamıştı, biraz umutsuzca bari karı-koca bir çift falan geçerse durduralım diye düşünüp çekingen çekingen araçlara el uzatmaya, kısaca otostop yapmaya çalıştık. Nafile, kimse durmuyor-gerçi ben de olsam durmam- bu iş böyle olmayacak biraz daha yürüyelim bari dedik ve yürümeye başladık. Yaklaşık 200 metre ilerleyip sola dönünce merkeze geldik. Meğer bir tık uzaklıkta bekler dururmuşuz. O saçma otobüs durağı bizi yanılttı. Muhtemelen çok seyrek araç geçen tenha bir sokakta boşu boşuna yarım saat beklemişiz üstelik medeniyete bir adım ötede. Neyse bu da böyle bir anıydı işte:)))
Malta Adası gezilecek yerler
Malta Adası
4. Gün:
Malta Adası Blue Grotto ( Mavi Mağara )
Bu coğrafi oluşum karada yada denizde farketmez beni her zaman farklı heyecanlandırır. O nedenle de nerede denk gelsem daha önce benzerini gördüm demeden tekrar görmeye çalışırım. Malta’ya geldiyseniz şanslısınız, görmek isterseniz çok güzel bir grotto deneyimi yaşayabilirsiniz. Kuvvetle tavsiye edilir. Mavinin onlarca tonu, tam bir görsel şölen. Burası adanın güneyinde Qurendi şehrinin kıyıları ve büyüklü küçüklü birçok mağara var. Yaklaşık 30 dakika süren tekne turlarında 3 tane mağaraya giriliyor, gerçekten de çok güzel bir tur. Valletta’daki otobus terminalinden 71 numarali otobusle gelebilirsiniz. Yolculuk yarım saat sürüyor. İnmeniz gereken durak Wied Iz-Zurrieq (Blue Grotto). Tekne turu 8 Euro. Çevrede birçok kafe bulunmakta. Tekneler 8 kişilik, sıraya giriyorsunuz her 8 kişi de bir tekne kalkıyor. Elbette havanın elverişli olması gerek yoksa turlar yapılamıyor.
Malta Adası gezilecek yerlerMalta Adası gezilecek yerlerMavi mağaraMalta Blue GrottoMalta Adası gezilecek yerlerMalta gezilecek yerler Mavi Mağara
Yazımızda buradan sonra bahsi geçen ziyaret noktaları, kimini gerekli görmediğimiz kimini de zaman darlığı, hava şartları, ziyaret yerinin açık olmaması gibi nedenlerle tarafımızca gezilemedi. Ancak adada yapılabilecekler arasında olduğu için bütünlüğün bozulmaması adına bahsetmeden geçemeyeceğiz.Sizler açıklamalar ışığında listenize ekleyebilir/çıkarabilirsiniz.
Malta Popeye village(Temel Reis Köyü)
Açıkçası biz tercihen gitmedik. Çocuklu ailelerin daha çok ilgisini çekebilir. Uzaktan görmekle yetindik. Mellieha şehrinde, 1980 de Robin Williams’ın başrolde olduğu “Popeye” adlı müzikal film için yapılmış bir film seti.
İnşaası 1979 yılında 7 aylık bir çalışma ile olmuş. Film sonrasında bir süre atıl kalmış, sonrasında eğlence parkına dönüştürülmüş. Girişi ücretli, yetişkin 6,5 euro. Burayı ücret ödemeden yukarıdan görebilir ve fotoğraf çekebilirsiniz. Köyde restoran, kafe ve bar bulunuyor. Evlerin içerisine girilebiliyor, dekorlar olduğu gibi korunmuş. Bunların haricinde Popeye Village düğün, doğum günü kutlaması gibi çeşitli organizasyonlar için tamamıyla kiralanabiliyormuş.
Popeye VillageMalta Adası gezilecek yerler
Popeye VillageMalta Adası gezilecek yerler
Hypogeum of Hal-Saflieni– UNESCO Dünya Mirasindan biri. Malta’da Paola şehrinde yer alan yeraltı mezarları. Gittiğimizde kapalıydı, giremedik, onun yerine Rabat şehrindeki St.Paul Catacombs’a gittik. İçeride resim çekilmesi yasak. Arkeologlar tarafından 7000 kişinin kalıntıları bulunmuş. MÖ 3000 yıllarına ait. Gitmek isterseniz yer olarak 3 cities’e yakın. Biletinizi gitmeden 3-4 ay önce online almanız tavsiye olunur yoksa ziyaret etme ihtimaliniz olmayabilir. İçeri sadece 10’ar kişilik gruplar halinde ziyaretçi alıyorlar. Yine de dilerseniz gittiğinizde turist ofisinden bilet temin etmeye çalışabilirsiniz. Ziyaret ücreti 32 Euro.
Hypogeum of Hal-Saflieni
Hagar Qim ve Mnajdra –Türkiye’deki Göbekltepe bulunana kadar dünyanın en eski tapınağı ünvanını taşıyan kireç taşından, megalit iki tapınak. Kazı alanına girdiğinizde önce tapınakların tarihini ve ziyaret edilecek alanı anlatan üç boyutlu film izliyorsunuz sonra da müze alanını ziyaret ediyorsunuz. Tapınaklar güneşe göre tasarlanmış. İki tapınak arası yaklaşık 500 metre. Üzerleri korunmaları amacıyla tente ile kapalı. Malta adasında Qrendi kasabasındalar. Valetta’dan 35 numaralı otobüsle ulaşılabilir.
Hagar Qim Arkeoloji Parkı
Tarxien Temple (Terxien Tapınakları)– Tapınaklar, yaklaşık M.Ö. 3150 yıllarına tarihlenmektedir. Site 1992’de Malta adasındaki diğer megalitik tapınaklarla birlikte Unesco Dünya Mirası Listesine alınmış. 1913 yılında çiftçiler tarafından tesadüfen keşfedilmiştir. Hgar Qim ve Mnajdra gibi üstü örtülerek koruma alınmış. Bu tapınakların birinden çıkarılan ve inanışına göre bereket ve doğurganlık simgesi olan ünlü “Fat Lady Heykeli” Ulusal Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.
Fat Lady-Malta Ulusal MüzesiTarxien TapınaklarıMalta Adası gezilecek yerler
Ghar Dalam- Gitmedik ancak yazımın başında sözünü ettiğim için kendisinden bahsetmeden geçemeyeceğim. Malta Adasının Birzebbuga kasabasında bulunan 144 metre uzunluğundaki mağara. Bu mağarada son buzul maksimumum sonunda Malta’da mahsur kalan ve daha sonra soyu tükenmiş hayvanlara ait kemik kalıntıları bulunmuştur. (Son buzul maksimum dünya iklim tarihinde bir dönemdir.) Buradaki müzede, bulunan kalıntılar sergilenmektedir. Ziyaret en fazla 10-15 dakikanızı alır.
Ghar DalamMağarası
5.Gün: Gozo Adası –Adadaki 5. günümüzü tam gün Gozo adasına ayırdık. Malta Cumhuriyetinin ikinci büyük adası ve Malta Adasına 5.5 km uzaklıktaki bu güzel ada ile ilgili detaylı yazımızın linki aşağıda bulunmaktadır.
Malta Adası gece hayatı: Malta Adasındaki St. Julian’s bölgesi gece hayatının merkezi desek kesinlikle abartmış olmayız. Özellikle her iki tarafında barlar ve gece klüplerinin bulunduğu Triq Santa Rita Steps, bir tür barlar sokağı ama çok çok daha hareketli ve bol seçenekli. Paceville’de sokaklar geceleri dop dolu, klüpler, men’s club’lar, barlar ve casinolar. Bunların en popülerlerinden biri 3 katlı Havana Club ve Hugo’s Club. Sokaklar sabahlara kadar canlı.
Paceville geceve sokakların kalabalığıMalta adası gece hayatıMalta adası gece hayatıTriq Santa Rita Steps
Gozo, Comino Adaları gezilecek yerler ve Malta Yeme İçme başlıklı yazılarımıza aşağıdaki linklerden ulaşılabilir.
Sintra , Lizbon seyahati planlayanlar için en üst sıralarda yer almalı. Gelip görmeden gitmek büyük eksiklik. Abartısız sadece Sintra için bile Lizbon’a gelinir. Geldiğiniz ilk anda sizi etkilemeyi başarıyor. Hem görülecek yerler, hem doğası ve huzur veren atmosferi ve de tertemiz havası ile ziyaretçilerini mutlu etmeyi sonuna kadar başarmakta.
Sintra gezilecek yerler : Üç önemli ziyaret noktası var, Pena Sarayı, Qinta da Regaleira ve Castelo dos Mouros (Moorish Castle ) . Sintra’dan 434 numaralı otobüse binerek Pena Sarayına gidebilirsiniz. Biz öncelikle istasyona 15-20 dakika yürüme mesafesinde olan Quinta da Regaleira’yı gezmek oradan da yürüyerek Pena Sarayına ve yaklaşık 850 metre uzağındaki Castelo dos Mouros’a gitmek istedik. 434 numaralı otobüs yüksek sezonda çok kalabalık, Ocak ayı olmasına rağmen doluluk oranı hatırı sayılır derecedeydi. Pena Sarayına gitmek için tuk tuk yada taksiye binmek daha iyi bir seçenek. Pena Sarayının istasyondan uzaklığı yaklaşık 6 km. Gözlediğimiz kadarıyla insanlar önce saraya sonra Regaleira’ya geçiyor biz tersini yaptık. Aslında iyi de oldu, sarayı nispeten daha kuyruksuz ve rahat gezdik. Şayet saraya yürümek isterseniz bunun sürekli tırmanılan bir yokuş olduğunu ve yaz aylarında çok zorlayıcı olabileceğini unutmayın.
Qinta da Regaleira: Ağaçlıklı çok güzel bir yoldan ulaştık. Regaleira Sintra’da gerçekten görülebilecek en güzel yerlerden biri diyebilirim. 16. yüzyılda yapılmış ve Portekiz’in ünlü aileleri ikamet etmiş. 1892 yılında Carvalho Monteiro isimli Portekizli böcek bilimcisi sarayı satın almış ve İtalyan mimar Luigi Manini’ye teslim ederek baştanbaşa yeniletmiş. Bu yenileme ile saray günümüzdeki haline dönüşerek benzersiz bir yer haline gelmiş. Sarayda gotik ve rönasans mimari tarzı hakim. 1998 yılında restore edilerek halkın ziyaretine açılmış. Sarayın parkında yerin altına inen 2 adet sarmal kule var ve bunlar törenler için yapılmış. 9 katlı salmal kuleler yerin altında birbirine bağlı. Kulenin dibinden saraya giden dehliz, bundan başka birçok yeraltı tüneli var. Ayrıca avluda küçük ve sevimli bir ibadethane bulunmakta. Biraz gizemli bir saray ve bahçesinde kuleler, göletler, labirentler bulunmakta. Unesco Dünya Mirası içinde. Giriş 6 Euro. Buradan o kadar etkilendik ve sevdik ki ayrılmak istemedik. Kış aylarında kapanış saati 18:00.
Qinta da RegaleiraQinta da RegaleiraSintraSintra Lizbon
Sintra Pena Sarayı : Pena Sarayına gitmek üzere Regaleira’dan ayrıldık. Aralarındaki mesafe yaklaşık 3 km ve bizim için vız gelir diyerek başladık yürümeye. Ancak bu bir dağ yolu, yamacın etrafından dairesel bir tırmanışla yürünüyor. Düz bir yerde yürümek gibi değil, bir süre sonra gerçekten yorucu olmaya başlıyor. Şayet yazın gelirseniz ve sırt çantası gibi bir şeyler taşıyorsanız epey eforlu bir yürüyüş olacaktır. Yanınıza su vb bir şeyler almayı unutmayın deriz. Epey ilerledikten sonra baktık ormanlık alanda bizden başka kimse yok. Pena sarayına kestirme bir geçit varmış ama sanırım biz kaçırdık. Yolda bizim gibi yürüyerek çıkan birkaç kişi vardı ve sonra kayboldular, muhtemelen kestirme yoldan devam ettiler. Zaman kaybetmemek için hem tırmanmaya hem de taksi-otobüs ne bulursak yolun kalanında binmeye karar verdik ama ne gelen var ne giden. Muhtemelen saraya çıkışlar son bulmuştu ve otobüsler iniş için sarayın orada bekliyorlardı. İşin kötü tarafı yürü yürü ne nerede olduğunuzu ne de ne kadar yolumuz kaldığını tahmin edemiyorduk. Dağda olduğu için telefonun çekişi de sıfır. Yalan yok ürkmeye de başladım ama belli etmiyorum acaba yaban domuzu vb bir şey çıkar mı karşımıza diye. Kafa işte üretmeye başladı bir kere. Bitmeyen bir 3 km. Susadık, kan şekerimiz düştü belki de hezeyanlar ondandır:)) Saraya doğru ne geçerse el edip durduracağım başka yolu yok dedim. O arada üzerinde Pena Sarayı reklamı olan özel bir aracın geldiğini gördük. Durdurup, saraya kadar binebilir miyiz, diye sordum. Saolsun geri çevirmedi ama sanmayın hayrına. Bindik binmesine ama kalan yolumuz 1 km’den azmış, binmemizle inmemiz neredeyse bir oldu:))) Arkadaşa bu minnak yolculuk için 5 euro ödedik. Susuzluktan ölmeden sonunda saraydaydık ya önemli değil. Soluğu önce kafesinde aldık mecburen. Burası öyle güzel bir saray ki her şeyi unutturdu. Masaldan fırlamış romantik bir yer, nereye bakacağınızı şaşırıyorsunuz. Hem düşük sezonda hem de öğleden sonra gittiğimiz için içini rahatlıkla gezdik ama yüksek sezonda çok kalabalık oluyormuş. Aslında içinde aman aman bir şey yok ancak dışı ve mimarisi çok güzel. Kral II. Ferdinand tarafından 1850’lerde yaptırılmış, Unesco Dünya Mirası listesinde. Sarayda kuleler, kral ve kraliçenin odaları, büyük bir salon , yemek odası, mobilyalar ve mutfak ve kullanılan eşyalar sergileniyor. Sarayın en etkileyici tarafı bulunduğu yer ve mimarisi. Sarayı gezdikten ve terasındaki kafede mola vererek gücümüzü topladıktan sonra bir sonraki noktaya yani Castelo dos Mouros’a doğru yollandık. Sarayın içine giriş ücreti 14 Euro.
Castelo dos Mouros : Pena Sarayından yaklaşık 850 metre ilerideki bu kale bir mağribi kalesi. Kuzey Afrikalı Mağribiler tarafından 9. yüzyılda Sintra’yı korumak amacıyla yapılmış. Hristiyanların Portekiz’i işgali sonrasında harabe halini almıştır. Giriş ücreti 8 Euro. Muhteşem bir manzaraya sahip ve gelmişken mutlaka görülmeli. Kış aylarında akşam 18.00 de kapanıyor. Sintra’da son durağımız olan Castelo dos Mouros‘u (Moorish Castle) gezdikten sonra biraz da Sintra merkezde vakit geçirdik. Bu üç yer Sintra’da en önemli gezilecek yerler. Şayet vaktiniz varsa Sintra Ulusal Sarayı’nı da gezebilirsiniz.
Castelo dos Mouros
Sintra National Palace – Ulusal Saray: Kraliyet yazlık sarayı olarak kullanılmış. Sonrasında müzeye dönüştürülmüş.
Sintra National Palace
Cabo do Roca : Biz Cabo do Roca ve Cascais’e gitmedik. Eminiz oralarda güzeldir ama gerek görmedik diyelim. Tüm günümüzü Sintra’da geçirmek istedik. Sintra’dan Avrupa’nın en batı noktası olan Cabo do Roca’ya geçmek isterseniz bizim gibi ağırdan almadan hareket etmeniz gerek. Normalde Sintra’dan 403 numaralı otobüs Cabo do Roca’ya gitmekte. Aynı otobüse Cascais’den de binilebiliyor. Kayalıklar ve bir deniz fenerinden başka da bir şey olmadığı için Cabo do Roca listemizde yer almadı. Avrupa’nın en batı ucuna gittim demek isteyebilir ve gitmişken bir sertifika ile belgelemek isterseniz Cabo do Roca ziyaretçi ofisinden alacağınız 11 euro değerindeki sertifika ile burada olduğunuzu tescil ettirebilirsiniz:)))
Cascais : Cabo do Roca’dan otobüsle gidilebiliyor. Atlas Okyanusu kenarında yazlık bir kasaba. Geçmişinde balıkçı kasabasıymış şimdilerde lüks yazlıklar var. Cascais’ten Lizbon’a trenle dönebilirsiniz. Hem kışın gitmiş olmamız hem de yapılacak çok fazla bir şey olmadığı için Cascais’i de listemizden çıkarmıştık, gitmedik. Daha çok yüzmek için gidilen bir yer Cascais. Giderseniz Boca do Inferno isimli doğal kaya oluşumu ve Guincho Plajı en sevilen yermiş.
Cascais , Cabo do Roca ve Sintra‘yı aynı gün gezebilmek için ya araba kiralamak ya da taksi tutmak en mantıklı seçenek olabilir. Bu üçlemeyi yapan günlük turlara da var. Cascais ve Cabo do Roca’yı elemiş olduğumuz için bir tam günü doyasıya Sintra’da geçirdik.
Casa Piriquita : Sintra’dan dönmeden önce vaktiniz varsa Casa Piriquita adlı küçük pastanenin ürünlerinden tatmanızı tavsiye ederiz. Özellikle Queijada ve travesseiro denemelisiniz. Çok kalabalık bir pastane.
Travesseiro
Queijadas
Portekiz’in başkenti Lizbon gezilecek yerler ve Lizbon Yeme İçme başlıklı yazılarımıza aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.
Ürdün Orta Doğu’da yer alan ve sınırları içinde kesinlikle görülmesi gereken benzersiz yerler bulabileceğiniz bir ülke. Avrupa’dan son derece farklı ve bir o kadar unutulmaz deneyimler sunmakta.
Ürdün gezilecek yerler yazımda temel bilgiler dışında ayrıca gezilecek yerlerle ilgili detaylı anlatımların bulunduğu yazılarım linkleri de aşağıda yer almaktadır.
Ürdün nerede ?
Orta doğuda krallıkla yönetilen bir arap ülkesidir. Irak, İsrail, Suudi Arabistan ve Suriye’ye komşudur.
Ürdün Vize istiyor mu ?
Vizesiz gidilebilecek ülkeler arasında olması oldukça caziptir.
Ürdün’de kapanmak gerekir mi ?
Tesettür zorunluluğu bulunmamaktadır.
Ürdün’de Nasıl giyinilir ?
Ürdün’de tesettür giyinmeniz gerekmemekle beraber şehir merkezlerinde çok dekolte giyinmemenizi tavsiye ederiz. Mini etek, şort benzeri kıyafetler çok uygun değil. Akabe Amman’a göre daha modern ve rahat bir şehir. Denize girebilir, dalış yapabilirsiniz. Cami gezisi yapacak olursanız içeri girerken başınızı örtmeniz gerekir.
Ürdün’den ne alınır :
Özellikle aromalandırılmış kahve, zahter ve kimyon benzeri çeşitli baharatlar almanızı tavsiye ederiz. Bunun dışında ölü deniz çamuru ve maskeler, keffiyeh adındaki ortadoğu’ya özgü örtü ve kumdan yapılmış süs eşyaları alınabilir.
Ürdün’de alkol yasak mı ?
Alkol kullanımı yasak olmamakla birlikte alkol satılan yerler oldukça az ancak gece klubü, oteller ve bazı mekanlarda alkol bulabilirsiniz.
Ürdün Para Birimi nedir ?
Para birimi Ürdün Dinarı.
Ürdün pahalı mı ?
Amerikan Doları ve Euro’dan daha pahalı. Dolayısıyla Ürdün ucuz bir ülke statüsünde değil. Kredi kartı rahatlıkla her yerde geçiyor ama nakit de lazım. Nakit ihtiyacınızı çok mecbur kalmadıkça hava limanlarında karşılamayın yada çok az miktarda Ürdün Dinarı alın. Havaalanı yerine gittiğiniz şehirde daha iyi fiyatlarla bozdurabileceğiniz güvenilir yerlerde ya da bankada paranızı çevirin.
Ürdün’e Ne zaman gidilir ?
Her mevsim gidilebileceği gibi yazların çok sıcak olduğunu göz önünde bulundurmanızda fayda var. En ideali şüphesiz bahar ayları. Şubat başında gittiğimiz halde ince bir mont ve polar gayet yeterli geldi ayrıca Lut Gölüne de üşümeden rahatlıkla girdik. Sadece Kızıldeniz’de yüzmek isterseniz biraz serin gelebilir ama yine de sıcaklık 20 derece civarıydı. Ama kış aylarında gelir ve Wadi Rum’da konaklamak ya da Petra by nigth yapmak isterseniz yanınızda mutlaka uygun kıyafetler bulundurmalısınız.
Ürdün gezilecek yerler
Amman Old Town
Jerash Antik kenti-Amman’a 22 km, fazladan gününüz varsa gidilebilir, bir saatte gezilebilecek büyüklükte bir antik kent, biz zamanımız olmadığı için gidemedik.
Madaba şehri (Medeba)- Amman’ın 30 km. güneyinde yer alan şehir. Amman’da fazladan gününüz varsa ya da Akabe’ye gidiyorsanız yol üzerinde görülebilir. Ürdün’ün 5. büyük kenti. Hristiyan nüfus oldukça fazla. St. George Ortodoks Kilisesi mutlaka gezilmeli. Bu kilise zeminindeki 6.yy tarihli mozaik harita dünyanın en eski orta doğu haritatası. İki milyondan fazla parçadan üretildiği düşünülmekte ve birçok kaybı olamasına rağmen günümüze kadar gelmiş. Girişi 1 JOD.
Ürdün Nebo Dağı ve Yılan Anıtı-Amman’a 35, Madaba’ya 10 km mesafede bulunmakta. Tevrat’a göre Hz. Musa’nın vad edilen toprakları gördüğü ve öldüğü yer olarak düşünülmekte. Dağın tepesinde kilise de harika mozaikler bulunmakta. Dağa Giriş 2 JOD.
Lut Gölügezisi
Petra Antik Kenti
Wadi Rum ve Hicaz Demiryolları
Akabe ve Kızıldeniz
Ürdün kaç günde gezilir ?
Ürdün’ün her yerini gezmek isterseniz en az 6 gün gerekli. 6 gün kesinlikle insanı sıkmadan rahatça gezmenizi sağlar.
Gün- Amman ve çevresi
Gün-Amman-Akabe Yolu üzeri; Madaba, Nebo Dağı ve Lut Gölü gezisi, Akabe’ye varış.
Gün-Petra (tam gün Petra, dilerseniz Petra by nigth) İkinci günün sonunda Akabe yerine direk Petra’ya gelip konaklar ve Petra by nigth yapabilirsiniz.
Gün-Wadi Rum ve Hicaz Demiryolları gezisi (dilerseniz Wadi Rum konaklamalı), çöl safarisi
Gün-Akebe Kızıldeniz dalış ve kızıldeniz cam tekne gezisi
Gün-Akabe şehir merkezi gezisi, dilerseniz alışveriş.
Ürdün Gezilecek yerlerÜrdün haritası
Zaman sıkıntınız yoksa gelmişken her yerini bir güzel gezin, kesinlikle pişman olmazsınız. Ürdün’e bir daha gider miyim kesinlikle giderim ve gitmişken Petra by nigth yapmak ve Wadi Rum camp otelde konaklamayı gerçekten çok isterim.
Ürdün’de ulaşım :
Ürdün’de toplu taşıma hizmeti gerçekten yok denecek kadar yetersiz. Jett Buss adlı kısıtlı otobüs servisi ve küçük minibüslerle ulaşım sağlanmakta ve bunları da daha çok yereller kullanıyor. Taksi’de seçenek ancak pahalı bir seçenek. Ülkeyi baştan sona gezmenin en iyi yolu araç kiralamak. Zaten küçük bir ülke ve uçtan uca yaklaşık 4-5 saatlik yol. Amman’dan başlayıp Akabe’den ya da tam tersini yaparak gezinizi tamamlayabilirsiniz. Bu arada hiç birini yapmak istemezseniz de bulunduğunuz şehirden gideceğiniz yerlere tur ayarlayabilirsiniz.
Ürdün’de ne yenir ?
Ürdün’de kesinlikle aç kalmazsınız, hem et severler hem de veganlar için cennet bence. Bizim damak zevkimize oldukça uygun ve tanıdık bir mutfak. Lübnan, Suriye, İran ve Akdeniz’den etkileşimler bütünü. Zeytinyağlılar, tahinli-yoğurtlu mezeler, sarımsaklı lezzetler, lavaş, pilav ve et yemekleri, şiş kebap ve döner, künefe ve baklava gibi tatlılar, ülkemizde karşılaşacağınız lezzetlerin Ürdün versiyonları. Konuyla ilgili detaylı yazımın linki aşağıdadır.
Ürdün güvenli mi ?
Ürdün siyasi anlamda çevresindeki ülkelerle iyi geçinmekte, istikrarlı ve güvenilir bir ülke. Terör ve güvenlikle ilgili herhangi bir sorun yok. Türkleri seviyorlar, hiç bir sorun yaşamıyorsunuz. Genel olarak güvenilir diyebiliriz ancak tek başına kadın olarak Ürdün’e gidilir mi açıkçası pek önermem ama birkaç kişilik bir grup ile yapılabilir. Yine de yanınızda erkek olması kendinizi daha rahat hissettirecektir. Gezerken de kalabalık ve merkezi yerlerden çok uzaklaşmamanız iyi olur. Çok ucuz yerlerde konaklamanızı tavsiye etmem. Gezilerinizi şehir merkezlerinden alacağınız turlarla yapmanız çok daha güvenilir olur.
St. George Ortodoks Kilisesi zeminindeki 6.yy tarihli mozaik haritaÜrdün Gezilecek yerlerHz. Musa’ın vadedilen toprakları gördüğü söylenen Nebo Dağı
Aşağıda sırasıyla, Amman gezilecek yerler, Akabe gezilecek yerler, Petra gezilecek yerler, Ürdün Lut Gölü, Ürdün Wadi Rum ve Hicaz Demiryolu ile Ürdün Yeme/İçme başlıklı yazılarımıza ulaşabilirsiniz.
Ortadoğu mutfağı özellikleri taşır. Bir lezzet cennetidir. Suriye ve Lübnan mutfağındaki yemekleri Ürdün’de de bulabilirsiniz. Yemeklerin tamamında et, hamur ve bakliyat başroldedir. Lavaş çok tüketilmekte, biz nasıl ekmeksiz olamıyorsak, Ürdün halkı için de lavaş masanın olmazsa olmazı diyebiliriz. Ürdün’ün en meşhur yemekleri arasında ülkemizde Mardin, Siirt ve Hatay yöresinde de yapılan maklube (etli pilav) , mansaf (koyun eti ve içine badem konularak hazırlanan sos ve ile yapılıyor) ve şiş kebap sayılabilir. Ayrıca shawarma (şavurma-döner), falafel (nohut köftesi), mutebbel (tahinli patlıcan ezmezi), tabule ve humus da yöre mutfağında yer alan lezzetler arasındadır. Tatlı olarak da baklava ve künefe çok güzel , özellikle künefeleri muhteşem. Biz İstanbul’da hiç künefe yememişiz dedirtecek kadar lezzetli.
Ayrıca çay ve nane çayı Ürdün’de çok tüketilmekte ve her türlü çayı oldukça şekerli içmekteler. Türk kahvesi de her yerde bulunur ve sevilerek içilir.
Bunun dışında Ürdün’de Lübnan, İsrail ve Suriye’de de bulunan Arak isimli üzüm, hurma ve şeker kamışından üretilen tatlı ve yüksek aromalı bir tür rakı da bulunmaktadır.
Ürdün’de bolca nargile cafe de hizmet vermektedir.
Amman’da Al Balad bölgesindeki Hashem restoran yerel lezzetleri bulabileceğiniz meşhur restoranlarından biri
Yine Amman Al Balad bölgesinde, Hashem restoranın yakınındaki Habibah künefe yiyebileceğiniz en iyi adreslerden biri
Akabe Pistachio Sweets&Cafe– Akabe’deki bu tatlıcıda künefe (Knafeh) yemenizi öneririz.Künefe Ürdün’de genelde büyük tepsilerde hazırlanıp, dilim halinde servis edilmekte
Künefe
Akabe Lebnani Snack’de mutlaka taze sıkılmış meyve suyu için
Lebnani Snack’de hazırlanan meyve suları
Shawarma (döner, etli ya da tavuklu olabiliyor)
Maklube-Etli Pilav
Mansaf
Mutebbel (Tahinli, yoğurtlu patlıcan ezmesi)
Tabule aslında Lübnan salatasıdır. İnce bulgur, maydanoz, taze nane, kişniş, taze soğan, domates ve salatalıktır. Salatanın en önemli özelliği bulgurun az ve yeşilliğinin bol kullanılmasıdır
Arak
Ürdün ülkesine ait yazılarımız aşağıda sırasıyla, Ürdün Gezilecek Yerler , Amman Gezilecek yerler , Akabe gezilecek yerler , Petra gezilecek yerler , Wadi Rum ve Hicaz Demiryolu , Ürdün Lut Gölü olarak sıralanmıştır.
Akabe, Ürdün’ün güneyinde ve denize kıyısı olan tek şehri. Sadece Kızıldeniz’e kıyısı var. Akabe’yi önemli kılan en büyük özelliği elbette coğrafi konumu. Yavuz Sultan Selim’in 1516 yılındaki Mısır seferi sırasında Osmanlı topraklarına katılmış. Ürdün için hayati önemi olan bir ticaret merkezi, denize açılan yol. Turizm başlıca gelir kaynaklarından. Gidilmek istendiğinde Türkiye’den direk uçuş bulunmakta, Kral Hüseyin buradaki havalimanı ve İstanbul’dan yaklaşık 2.5 saatte ulaşılıyor. Kızıldeniz’deki komşuları İsrail ve Mısır sahilden rahatlıkla görülebilmekte.
Akabe de Amman gibi tek başına mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir şehir değil. Kızıldeniz’de dalma kısmı ise Mısır tarafında çok daha iyi. Akabe’deki plajlar tatmin edici düzeyde olmakla birlikte bizim gibi 3 tarafı denizlerle çevrili bir ülkeden gelenler için anlamlı bir fark yaratmıyor. Sahil şeridi de oldukça kısa. Ürdün’ün en önemli ziyaret noktaları olan Petra, Wadi Rum ve Lut gölüne gitmek için ya Akabe ya da Amman’a gelmeniz gerektiği için Akabe gelmişken gezilecek bir şehir demek daha doğru olur.
Akabe kaç günde gezilir ?
Akabe’de gezilecek yer sayısı az ve birbirine çok yakın. O nedenle kendisi için yarım gün gayet yeterli ama gelmişken Kızıldeniz’de dalacağım/yüzeceğim derseniz istediğiniz gün kadar ilave edebilirsiniz. Ancak Akabe’yi merkez olarak alacak ve buradan Petra ve Wadi Rum’a günü birlik geziler düzenleyecekseniz 1 gün Petra, 1 gün de Wadi Rum için 2 gün daha ilave etmek gerekli. Akabe merkezindeki tur şirketlerinden satın alabileceğiniz, Petra ve Wadi Rum gezilerini bir güne sığdıran turlar da var. Türkiye’den giden paket turların programı da Petra ve Wadi Rum’a yarımşar gün ayırmakta. Bu şekilde zamandan ve paradan tasarruf etmek isterseniz Akabe’nin kendisi için 1.5 – 2 gün oldukça kafi. Sonuçta Ürdün pahalı ülkeler statüsünde, ucuz bir ülke değil.
Hangi mevsimde gitmek uygundur: Akabe her mevsim de ziyaret edilebilir ancak yaz aylarında aşırı sıcak ve nemli olduğunu hesaba katmak gerekir. Bahar ayları en uygun zamandır diyebiliriz. Şubat başında gitmiş olmamıza rağmen denize giren turistler vardı. Özellikle kuzey ülkelerinden gelenler için hava yaz mevsimi kıvamındaydı denebilir ama bizim için açıkçası serindi, güneşlendik ama suya girmeyi canımız hiç çekmedi. Sıcaklık gündüz 20 derece civarındaydı.
Akabe Gezilecek Yerler listesi
1-Akabe merkez- Old Town
Buradan özellikle zahter ve çeşitli baharatlar almanızı öneririm ayrıca hediyelik eşyalar vs de satılan dükkanlar bulunmakta. Alışveriş yaparken pazarlık yapmayı sakın unutmayın, inanın çok faydası oluyor:))) Hele ki kalabalık bir grupla geziyorsanız eliniz daha kuvvetli oluyor.
2- Akabe Kalesi
Memluk Sultanı Kansu Gavri tarafından yaptırılmış ve Osmanlı döneminde de kullanılmış. Hala etkileyici bir görünüme sahip. Kale kapısında Haşimi Arması görülmekte. Haftanın her günü 08.00-18.00 saatleri arasında gezilebilir. İçinde bir cami bulunmakta. Arap isyanı sırasında bazı bölümleri kışla olarak kullanılmış.
3-Akabe Arkeoloji Müzesi
Konum olarak kale ve ünlü bayrak direğinin (dünyanın en uzun 3.bayrak direği) yakınındadır. Bronz Çağı’ndan Orta Çağ’a uzanan birçok eser bulunmaktadır. Fatımi dönemi Altın sikkeler, Emeviler ve Abbasiler ve döneminden kalma eserler de bulunmaktadır. Kale, haftanın 7 günü 08.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Girişi ücretsizdir.
4-Şerif Hüseyin bin Ali Camii
Akabe’nin en büyük camisi, ziyarete açık. Etrafı palmiyeler ve hurma ağaçları ile çevrili. Ürdün’deki en büyük kubbeli cami. Osmanlı Devleti’ne karşı İngiliz Ajansı Lawrence ile Arap isyanına öncülük eden Şerif Hüseyin’in adını taşımakta.
5. Akabe’de Dalış : Kızıldeniz
Akabe’de sahil şeridi yaklaşık 27 km uzunluğunda ve 26 tane dalış merkezi var. Çoğu Akabe Marina park civarında. Akabe’de mercan resifleri, 1200 balık türü,1000’e yakın deniz canlısı ve batıklar olduğu söylenmekte. Biz dalmadığımız için konu hakkında maalesef daha fazla yorum yapamayacağım. Eminim gayet güzeldir.
6- Hicaz Demiryolu – Wadi Rum
Osmanlı İmparatoru II. Abdülhamid döneminde 1900-1908 tarihlerinde inşa ettirilmiştir. Yapımından sonra hacı kafilelerini yağmalayarak geçinen Arap kabileleri tarafından sıklıkla demiryoluna zarar verilmiştir. I. Dünya Savaşı sırasında da Arap isyanını organize eden Arabistanlı Lawrence tarafında Osmanlıya zarar vermek amacıyla sürekli sabote edilerek, patlatılmıştır. Wadi Rum’da bulunan nostaljik tren ve istasyon 10-15 dakikalık bir gezi ile ziyaret edilebilir.
Akabe’de Nerede Kalınır ?
Marina Plaza Hotel Talabay’da konaklamıştık ve çok memnun kalmıştık. 250 metre uzunluğunda kendi plajı ve havuzları var. Otelin ayrıca Akabe merkeze ücretsiz shutle servisi bulunmakta. Akabe’de otellere dışarıdan bavulunuzda içki getiremiyorsunuz. Otele girişte bavullar x-ray cihazından geçirilerek alınıyor ancak oteller ve restoranlarda içki servis edilmekte.
Otelin havuzu
Otelin plajı
Marina
Akabe Yeme İçme
Ürdün ve Uzak Doğu yemeklerinin hepsi Akabe’de de mevcut tabi. Her türlü restoran bulunmakta. Özellikle tatlılar-künefeler burada da muhteşem. Merkezde Lebnani Snack isminde daha fast food tarzı yemek yapan ama yiyeceklerden ziyade taze sıkılmış eşsiz lezzetli meyve suları ile hafızamıza kazınmış mekanda, zevkinize göre hazırlattığınız meyve sularından mutlaka ve mutlaka için deriz. Yine merkezde Pistachio Sweets and Cafe künefesine ve her türlü tatlısına doyamayacağınız bir yer. Kaldığımız müddetçe her gün bu lezzeti yaşadık. Tadı hala damağımızda. Genel olarak Ürdün yeme içme kısmında detaylı olarak anlattığım Ürdün mutfağı ile ilgili yazımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
Pistachio Sweets and Cafe
Pistachio cafenin künefesi. Sunumları ve servisleri kağıt tabakta ve açıkçası pek davetkar olmamakla birlikte künefesi muhteşem.Ayrıca resimde pek anlaşılmamakla birlikte porsiyonları da oldukça büyük.
Akabe Şehri- Lebnani Snack
Lebnani Snack
Lebnani Snack
Akabe’den Ne alınır ?
Baharatlar, Keffiyeh, Ölü deniz çamuru, kumdan yapılmış süs eşyaları alabilecekleriniz arasında sayılabilir. Özellikle aromalandırılmış kahve, zahter ve kimyon almanızı tavsiye ederiz.
Ürdün ülkesine ait yazılarımız aşağıda sırasıyla, Ürdün gezilecek yerler , Amman gezilecek yerler , Petra gezilecek yerler , Ürdün Wadi Rum ve Hicaz Demiryolu , Ürdün Lut Gölü ve Ürdün Yeme/İçme olarak sıralanmıştır.
Ürdün’ün başkenti Amman, dünyada üzerinde hala yaşam olan en eski şehirlerinden biri. Amman, sadece kendisi için gidilecek ve mutlaka görülmesi gereken bir şehir olmamakla birlikte ülkedeki diğer cazibe noktalarına gidebilmek için güzergah üzerinde olduğundan gelmişken gezilir. Tarih boyunca sayısız savaş görmesinden dolayı görülecek pek bir şey kalmamış. Ürdün’e gidişiniz Amman üzerindense ve fazladan gününüz varsa 1 gün ayırıp bu kadim kenti de ziyaret edebilirsiniz.
Türkiye’den Ürdün’ün Amman ve Akabe şehirlerine uçuş bulunmakta. Amman bilet fiyatları Akabe uçuşlarına kıyasla daha uygun. Şayet kendi imkanlarınızla gelecek ve arabayla güneye inecekseniz, Amman’ı da güzergahınıza ekleyebilirsiniz.
Amman Ürdün’ün başkenti ve en kalabalık şehri. Tarihteki en eski şehirlerden, bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış, kuruluşu MÖ 7000 yılına uzanmakta. Yapılan kazılarda MÖ 3000-4000 yıllarına ait kalıntılar çıkarılmış. Osmanlı hakimiyetinden önce Emevi, Abbasi, Eyyübi ve Selçukluların egemenliği altında girmiş. 1516 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılmış. 1908 yılında tamamlanan ve Amman’dan geçen Hicaz Demiryolu buranın önemini arttırmıştır. 1.Dünya savaşından sonra İngilizlerin kurduğu manda yönetiminin altına giren Amman, 1946 yılında Ürdün Krallığının başkenti olmuştur.
İstanbul’dan Amman Queen Alia Uluslararası Havalimanına uçuş yaklaşık 2 saat 20 dakika sürmektedir. Havalimanından şehir merkezine ulaşım taksi ve ekspres otobüsler ile sağlanır. 24 saat boyunca hizmet veren ekspres otobüsleri her 30 dakikada bir Amman şehir merkezine hareket eder. Otobüs, Kuzey Terminal 2’nin dışında bulunan duraktan kalkar ve yolculuk 50- 60 dakika civarındadır. Amman’da şehir içi ulaşım ağı neredeyse hiç gelişmemiştir. Bu nedenle taksi ve araç kiralama seçenekleri daha çok tercih edilir. Pazarlık kültürünün oldukça gelişmiş olduğu şehirde taksi ücretleri için pazarlık yapabilirsiniz.
Amman Gezilecek yerler listesi
Amman Kalesi, Amman Roma Tiyatrosu, Kral I. Abdullah Camii, Citadel ve Arkeoloji Müzesi, Al Balad (şehir merkezi) ve Souq (Pazar Yeri) gezilecek en önemli yerleridir. Ayrıca Amman’a 22 km mesafedeki Jerash antik kentini de vaktiniz varsa ziyaret edebilirsiniz.
Amman Kalesi – Amman’ın kurulduğu yedi dağdan biri üzerinde bulunan Amman Kalesi; şehrin en eski tarihi yapılarından birisidir. Arkeolojik kazılarda elde edilen verilere göre, Amman Kalesi’nin bulunduğu tepede Cilalı Taş Devri’nden beri yaşam olduğu tespit edilmiştir. Kale, pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış olmasıyla dünya çapında ünlüdür
Amman gezilecek yerler Amman Kalesi
Amman Roma Tiyatrosu -Antoninus Plus zamanında yapımına başlanan tiyatronun tarihi 2. yüzyıla dayanır. Bu özelliğiyle tiyatro, Amman’da yer alan en eski tarihi kalıntılar arasındadır. 6000 kişilik kapasiteye sahip olan tiyatro üç ana bölümden oluşur. Güneşin gökyüzündeki konumu göz önüne alınarak inşa edildiği için kuzey bölümünden güneşin bütün hareketlerini seyretme imkânı bulunur. Amman merkezde ve kaleye 20 dakikalık yürüyüş mesafesindedir. Şehrin tam ortasında bulunduğu için bulamamak diye bir şey söz konusu değildir. Günümüzde konserler ve aktiviteler için kullanılmaktadır.
Amman gezilecek yerler Amman Roma Tiyatrosu
Kral I. Abdullah Camii– Amman’ın simgesi olan cami büyüleyici bir görselliğe sahiptir. 20. yüzyılda inşa edilen caminin yapımına 1982 yılında başlanmış ve 1989 yılında tamamlanarak ibadete açılmıştır. Adını, ünlü Ürdün Kralı I. Abdullah’tan alan ve Amman’ın merkezinde bulunan caminin mavi renkteki kubbesi şehrin birçok bölgesinden görülür. İslam mimarisinin en güzel örneklerinden olan cami, vitray süslemeleri ve iç duvarlarındaki el işçiliği ile oldukça dikkat çekicidir.
Amman gezilecek yerler
Ziyaretimiz sırasında bakım çalışmaları yapılmaktaydı.
Kale
Amman gezilecek yerler Amman gezilecek yerler Amman gezilecek yerler
Amman Arkeoloji Müzesi
Tarih boyunca birçok medeniyetin merkezi olan Amman, arkeolojik kalıntılar açısından oldukça zengindir. Bu arkeolojik eserler, kronolojik sıraya göre, şehir merkezinde yer alan Amman Arkeolojik Müzesi’nde sergilenir. En dikkat çeken detayı Ölü Deniz’den çıkarılan kalıntılar olan müze, tarihe etkileyici bir yolculuk vadeder.
Al Balad (şehir merkezi) ve Souq (Pazar yeri)-Bizdeki Kapalı Çarşı ve Eminönü gibi ticaret merkezlerinin benzeridir. Amman’daki de Down town veya Al Balad şehrin en tarihi bölgesi. Souq yani pazarlarında dükkanları gezip alışveriş yapabilir, şekerkamışı suyu içebilirsiniz. Rainbow caddesi en meşhur caddelerden biri.
Amman’dan ne alınır ?
Amman’da semt pazarlarının önemli bir yeri vardır. İstanbul’da olduğu gibi haftanın her günü Amman’ın farklı semtlerinde kurulan semt pazarları hem halkın hem de turistlerin ilgisini çeker. Amman’ın en büyük pazarı Souk Jara’dır. Buradan özel kokulu sabun ve Amman yöresine ait kıyafetler satın alabilirsiniz. Ayrıca baharat özellikle zahter almanızı tavsiye ederiz. Amman’da ayrıca esanslar ve bakım ürünleri ve antika eşya alabileceğiniz dükkanlar bulunmaktadır.
Ürdün mutfağı
Ortadoğu mutfağı özellikleri taşır. Lübnan mutfağındaki yemekleri Ürdün’de de bulabilirsiniz. Yemeklerin tamamında et, hamur ve bakliyat başroldedir. Lavaş çok tüketilmekte, biz nasıl ekmeksiz olamıyorsak, Ürdün halkı için de lavaş masanın olmazsa olmazı diyebiliriz. Ürdün’ün en meşhur yemekleri arasında ülkemizde Mardin, Siirt ve Hatay yöresinde de yapılan maklube (etli pilav) , mansaf (içine badem konularak hazırlanan sos ve koyun eti ile hazırlanıyor), muskan ve şiş kebap sayılabilir. Ayrıca shawarma (şavurma-döner), falafel, mutebbel (tahinli patlıcan ezmezi) ve humus da yöre mutfağında yer alan lezzetler arasındadır. Tatlı olarak da baklava ve künefe çok güzel , özellikle künefeleri muhteşem. Biz İstanbul’da gerçek künefe hiç yememişiz maalesef :(((
Amman restoran önerileri
Amman’da Hashem Restoran ve yanındaki Habibah özellikle öne çıkan yerler. Her ikisi de Al Balad bölgesinde. Hashem’de yemek, Habibah’ta knafeh (künefe) yemenizi tavsiye ederiz. Künefe dışında denediğimiz tüm tatlılar bizden on puan aldı, hepsi birbirinden lezzetli.
Amman Haslem restoranKünefe
Aşağıda linklerdenÜrdün gezilecek yerler , Akabe gezilecek yerler , Ürdün Wadi Rum ve Hicaz Demiryolu , Petra gezilecek yerler , Ürdün Lut Gölü ve Ürdün yeme-içme başlıklı yazılara ulaşılabilir.
Ürdün’de gezilecek yerler arasındaki en önemli cazibe noktalarından biri olan Wadi Rum, Petra’nın gölgesinde kalsa da Petra kadar büyüleyici bir deneyim sunmakta ziyaretçilerine.
Wadi Rum Ürdün’ün güneyinde kalan ve Ürdün’ün en yüksek noktasını oluşturan Jebel Ram’ın da içinde olduğu bir çöl. Gezerken kendinizi uzay filmlerinde gördüğünüz gezenlerde sanıyorsunuz. Wadi Rum, UNESCO Dünya Mirası Listesi‘nde yer almakta. Ürdün’ün Kızıldeniz kıyısındaki Akabe şehrine 40 km uzaklıkta. Petra’ya da aynı şekilde yaklaşık 40 km uzaklıkta bulunuyor. Akabe şehrinde Wadi Rum turunu alabileceğiniz tur şirketleri bulunmakta. Sizi Akabe’den alıp tekrar geri getiriyorlar. Sabah Petra Antik Kenti öğleden sonra Wadi Rum turu şeklinde gerçekleşen günlük turlar da var ve turların hepsi yemekli. Kendi aracınızla gelecekseniz, Wadi Rum turları sabah 10.00’da başlıyor. Turunuzu günü birlik ya da dilerseniz gece konaklamalı olarak da alabilir ve çöldeki çadır otellerde kalarak farklı bir gece geçirebilirsiniz. Konaklayacaksanız da buranın bir çöl olduğunu yani gündüz yaşanan sıcaklığa rağmen gece ısının çok düştüğünü aklınızdan çıkarmayacak şekilde yanınızda uygun kıyafet bulundurmayı unutmayın. Yazın gelecekseniz de güneş ışınlarının ne kadar yakıcı olacağını özellikle de Wadi Rum’da neredeyse gölgelik yerin hiç olmadığını unutmayın. Şubat başında geldiğimiz için rahatlıkla turumuzu tamamladık. Gece konaklamadık ancak gecesine tanık olduk, hiç elektrik ışığı olmayan bir noktadan gökyüzünü ve binlerce yıldızı gözlemlemek bile kendi başına baş döndürücü. Hatta orada geçirdiğimiz kısa sürede gökyüzünü gözlerken, aslında sıradan bir olay olan ama İstanbul’da görmenin oldukça zor olduğu, birçok yıldız kayması olayı gördük. Meğer ne çok yıldız varmış da biz gökyüzünün açık olduğu geceler de bile sadece bir kaç adet görebiliyor muşuz. Wadi Rum yaklaşık 6 kişilik 4×4 jeeplerle geziliyor ama kendi aracımla geleyim, gezeyim yapamıyorsunuz. Kendi aracınızla geldiyseniz de otopark’ta bırakıyorsunuz. Sonrasında Wadi Rum Visitor Center’dan kayıt olup, tur alıyorsunuz. Wadi Rum Village başlangıç noktanız. Tur esnasında Bedevi çadırlarında çay içip fotoğraf çekebileceğiniz mola veriliyor.
Wadi Rum, Arap isyanı esnasında Osmanlının pusuya düşürüldüğü ve karargah olarak kullanıldığı yer olarak tarihte yerini almıştır. Bu isyanda Prens Faysal’a, Arabistanlı Lawrence olarak bilinen efsane ajan Thomas Edward Lawrence yardım etmişti. Bu nedenle coğrafi güzelliği kadar, tarihteki rolüyle de bilinen bir yerdir. Bu başarıları nedeniyle İngiltere’de Hükümeti tarafından en saygıdeğer askeri kişi nişanı ile ödüllendirilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1900-1908 yılları arasında inşa edilen Hicaz Demiryolları da Wadi Rum’da bulunmaktadır. Wadi Rum gezinizde ayıracağınız 15 dakikalık bir sürede bu nostaljik treni de ziyaret edebilirsiniz.
Ürdün’de Safari turuArabistanlı Lawrence’ın kaya üzerindeki kabartma resmiKayalar üzerine yapılmış resimlerKısa bir sürede yok olacağını bilsek de ayak izimizi bırakalım
Çölde yaşayan Bedevi halkı
Safari turu esnasında mola yerinde çay/hediyelik şeyler satılan bedevi çadırı
Ürdün Çölü
Akşam yemeğinin hazırlanmasını beklerken kamp alanında misafirler için dans gösterileri yapılmakta
Akşam yemeği için saatler önce kuyuya pişmeye bırakılan kuyu kebabının servis hazırlıkları.
Kuyu kebabı yanında iç pilav, çeşitli yöresel meze ve salatalar açık büfe olarak servis edilmekte.
Vadi Rum’daki çadır oteller
Wadi Rum – Hicaz Demiryolu
Osmanlı İmparatoru II. Abdülhamid döneminde 1900-1908 tarihlerinde inşa ettirilmiştir. Yapımından sonra hacı kafilelerini yağmalayarak geçinen arap kabileleri tarafından sıklıkla demiryoluna zarar verilmiştir. I. Dünya Savaşı sırasında da Arap isyanını organize eden Arabistanlı Lawrence tarafında Osmanlıya zarar vermek amacıyla sürekli sabote edilerek, patlatılmıştır. Wadi Rum’da bulunan nostaljik tren ve istasyon 10-15 dakikalık bir gezi ile ziyaret edilebilir.
Ürdün Hicaz Demiryolu
Ürdün hakkındaki diğer yazılarımız; Ürdün gezilecek yerler , Akabe gezilecek yerler , Petra gezilecek yerler , Ürdün Lut Gölü aşağıda bulunmaktadır.
Petra antik kentiuzun süre gitmek isteyip bulduğumuz ilk firsatta koşa koşa gittiğimiz, gezerken kendimizden geçtiğimiz gerçek saklı antik kent . 1985 yılında Unesco tarafından dünya mirasları listesine alınmış, 2007 yılında ise Dünyanın yeni yedi harikasından bir olarak seçilmiş olan Petra, gezginlerin mutlaka rotalarına eklemeleri gereken farklı bir yer. Vizesiz gidilebilmesi kendisini ayrı güzel kılan Ürdün’ün Petra’sı, Ortadoğu’daki en görülesi yerlerden biri desek hiç de abartmış olmayız.
Petra’ya nasıl gidilir ?
Petra’ya en yakın havalimanı Akabe King Hussein’dir . İstanbul’dan uçakla 2.5 saatte Akabe’ye ulaşılır. Ayrıca Ürdün’ün başkenti Amman Petra antik kente 230 km uzaklıkta olup, Amman’dan da araçla gelmek mümkündür. Petra antik kenti sabah 06.00-16.00 arası ziyarete açık. Yaz aylarında geldiyseniz hem kalabalıklaşmadan hem de serinlikte gezmek için erkenden kapıda olun derim. Akabe şehir merkezinde Petra ve Wadi Rum gezilerini alabileceğiniz günlük turlar da bulunmaktadır. Bu turlar genellikle sabah Petra öğleden sonra Wadi Rum gezisi şeklindedir. Ancak Petra antik kenti baştan sonra gezmek isterseniz bir tam gününüzü hatta rahatlıkla 2 gününüzü ayırabilirsiniz. O kadar vaktim yok derseniz de ana yapıları görebileceğiz bir turu molalarla 5-6 saatte gerçekleştirmek mümkün. Gezi süresini kısaltmak için dönüş yolunda atlardan ve faytonlardan yararlanabilirsiniz. Ürdün’de ulaşım biraz sıkıntılı, Amman’dan sabah 06.30’da Petra’ya tek sefer var ve geri dönüşü saat 17.00’de. Jett isimli otobüslerle tek yön yaklaşık 10 Jod civarı. En rahat yol taksi ama pahalı sayılabilecek bir tutar ödersiniz, hoş Ürdün zaten ucuz bir ülke de değil. Aşağıda ülkede ziyaret edilebilecek diğer yerler olan Amman, Aqabe, Lut Gölü, Wadi Rum ve Hicaz Demiryolları hakkındaki yazılarımızın linkleri bulunmaktadır.
Petra’ya giriş ücreti :
Değişik fiyatlandırmalar var, biletler 1 ve 2 günlük biletler şeklinde satılmakta. Bir günlük bilet 50 Jod, 2 günlük bilet 55 Jod. Dilerseniz Petra by nigth günlerine denk getirip gecesini de deneyimleyebilirsiniz ama aldınız biletle mümkün değil. By nigth gecesi için ayrı ücret ödemek zorundasınız. Bir de ülkeye girip kalmadan sadece Petra’yı görüp gideceğim derseniz de giriş ücreti 90 Jod’a çıkıyor. Yukarıdaki fiyatlar ülkede en az bir gece geçirdiğinizde geçerli. Bunun dışında Ürdün’de 3 günden fazla kalacak ve çoğu yerini gezecekseniz mantıklı olan Jordan Pass almanız, her yere ekstra ödeme yapmadan giriyorsunuz, ama bir girdiğiniz yere 2. kez ücret ödemeden girmeniz mümkün değil. Jordan Pass bir yıl geçerli ve ülkeye giriş yaptığınızda aktive oluyor. Ayrıca sizi kapıdaki bilet kuyruğundan da kurtarır. Geçerli noktaları incelemek ya da satın almak isterseniz linkini bırakıyorum.
Petra gezilecek yerler
Petra’ya ne zaman gitmeli ?
Her mevsim ziyaret edilmeye müsait olmakla birlikte yaz aylarında aşırı sıcaklardan dolayı zor ve yorucu olabilir. Hava çok sıcak olmakla birlikte nem oranı çok düşük. Yaz ayları dışında her mevsim uygundur. Biz Şubat başında gitmiştik ve hiç sıkıntı yaşamadan ziyaretimizi tamamladık. Petra antik kentin dışında Petra şehri var ve kalmak isterseniz burada oteller, restoranlar, hediyelik eşya dükkanları kısaca ihtiyaç duyacağınız her şey bulunmakta. Yaz ya da kış yanınızda mutlaka şapka, güneş kremi bulundurun. Kışın gidiyorsanız Siq geçidi gibi güneş almayan yerlerde hava rüzgarlı ve sert olabiliyor, uygun bir ceket ya da kaban almak iyi olur.
Petra’nın tarihi :
Petra antik kenti MÖ 400 yılında Nebatiler tarafından kurulmuştur. Nebatiler, Fırat ırmağından Kızıldeniz’e kadar olan bölgede, Suriye ve Arabistan arasında kalan bölgede yaşayan halktır. Petra MS 106 yılına kadar da Nebatilerin başkenti olarak kalmıştır. Nebatiler göçebe yaşayan bir halk olup kendilerini ticaret ve hayvancılıkta geliştirmiş ve geçimlerini sağlamışlardır. Baharat, parfüm, ve yağ ticareti yapmışlardır. Romalılar, Yunanlılar ve Perslerle ticaret yapmışlar, böylece zenginleşerek Nebati devletini oluşturmuşlardır. Arami dilini kullanan Nebatiler pagan inancına sahiptiler. En büyük Tanrıları dağların Tanrısı Dushara’dır. MS 106 yılından sonra Roma İmparatorluğu egemenliğine girmişler, ticaret yollarının değişmesi ve yaşanan depremlerden sonra Petra kentini terk etmeye başlamışlardır. Kente giriş kayaların birbirinden ayrılmasıyla oluşan 1.2 kilometrelik dar bir geçitten yürüyerek yapılır, bu yürüme yolu bile kendi başına nefes kesicidir. Bu dar yol o zamanlar kentin savunmasında faydalı olsa da zamanla unutulmasına neden olmuş ve yaklaşık 1000 yıl kadar şehir gözlerden uzak kalmıştır. İsviçreli kaşif Johann Ludwig Burckhardt tarafından 1812’de yeniden keşfedilmiştir.
Petra Antik kenti gezilecek yerler
Petra antik kentinde kireç taşına oyularak yapılmış tiyatro, tapınak, kaya mezarları ve yerleşim yerleri bulunmaktadır. Roma döneminde ilave edilen amfi tiyatro en bilinen yapılardandır. Petra, şehrin oyulduğu kayaların renginden dolayı “Rose City”, “Gül Kırmızısı Şehir” olarak da adlandırılmıştır. Biletinizi alıp içeri girdikten sonra kentin ilk kalıntıları sizi karşılar.
Petra gezilecek yerlerPetra haritası
Petra Gezilecek Yerler Listesi
Djinn Blocks (cin taşları) ve Obelisk Tomb
As-Siq (Petra antik kente girişte yer alan 1.2 km’lik kanyon)
The Treasury (Hazine)
Sütunlu Yol
Great Temple
High Place of Sacrifice
Unayshu Tomb
Antik Tiyatro
Royal Tombs-Kraliyet Mezarları
Bizans Kilisesi
Qasr al-Bint
The Monastery (Ad-Deir)
Djinn Blocks -Biletinizi alıp Petra’ya girdikten sonra Siq geçidine kadar yaklaşık 15 dakikalık bir yürüyüş yolu var. Bu taş bulaklar bu yol üzerinde göreceğiniz ilk kalıntılar. Yani Petra giriş noktası ile As-Siq geçidi arasında. Petra’nın farklı yerlerinde yaklaşık 26 Djinn bloğu bulunmakta. Bedeviler bu yerlerin cinlerin meskeni olduğuna inanmakta, o nedenle de kimse dokunmamış, el değmeden günümüze gelmiş. Bunlar kumtaşından oyulmuş oldukça büyük taş bloklar. Yüzeyleri oymalarla kaplı kare şeklindeler. Ne zaman ve ne amaçla yapıldığı bilinmese de Petra’daki zengin ve nüfuzlu vatandaşlarının mezarları olabilir.
Petra gezilecek yerler
Obelisk Tomb-Petra’daki en büyük tek katlı mezar, As Siq yolunda ilk karşılaşacağınız yapı ve kalıntılar
Obelisk Tomb –II. Malichos zamanında MS 40-70 yüzyıllar arasında inşa edilmiştir. Mezarın merkezinde aşınmış beş insan figürü yer almaktadır. Bu figürlerin gömülü kişiler olduğu düşünülmektedir. Dor sütunlu bir yapıdır.
As siq: Yukarıda bahsettiğim Siq adlı 1.2 kilometrelik dar kanyon ile kente ulaşılmakta. Bu geçidin yüksekliği 3 ila 12 metre arasında değişmekte ve görselliğiyle insanı büyülüyor. Petra’ya giden bu dar geçidin her iki tarafında şehre su çekmek için yapılan kanallar ve Nebatileri simgeleyen çeşitli heykeller bulunuyor.
Petra gezilecek yerlerPetra gezilecek yerler
Al Khazneh ( El Hazne) Kayalıkların arasındaki dar As-Siq geçitten geçtikten sonra sizi Petra’nın en görkemli şaheseri Al Khazneh (hazine) karşılıyor. Manzara o kadar büyüleyici ki fotograflar bu güzelliği aktarmak için gerçekten yetersiz kaliyor. Yaklaşık 40 metre yüksekliğindeki El Hazne, korinth sütun başlıkları, frizler, figürler ve mimarisiyle oldukça dikkati çekici. Önceleri hazine binası olduğu düşünülmekle beraber daha sonra yapılan çalışmalarla kral mezarı olduğu saptanmıştır. Bu yapının en önemli özelliği blok taş üzerine, yukardan aşağıya doğru oyularak yapılmış olmasıdır. Petra’daki en güzel yapıdır diyebiliriz.
Petra gezilecek yerlerPetra gezilecek yerler
Sütunlu Cadde : Şehrin içinden geçen yol, etrafında tapınaklar, dükkanlar ve kamu binaları bulunur. Roma döneminde tekrar inşa edildiği düşünülmekte.
Petra gezilecek yerler
Great Temple-Sütunlu caddenin güneyinde yer alan büyük tapınak. Buradaki mimari ve heykellerden MS 1. yüzyılın başlarında, Nebati kralı Aretas IV’ün zamanında tamamlandığı düşünülmekte.
Petra gezilecek yerler
Qasr al-Bint: Dini tapınak, büyük tapınağın kuzey batısında yer almaktadır.
The HighPlace of Sacrifice: Petra’daki Jebel al-Madhbah dağında ve 170 adet merdivenle çıkılan kurban alanı.
Petra gezilecek yerler
Unayshu Tomb-20 metre yükseklik ve 12 metre genişliğindeki mezardır. Hazine binasını geçtikten sonra manastıra giden yol üzerinde antik tiyatroya gelmeden sağ tarafta bulunmaktadır.
Petra gezilecek yerler
Amfitiyatro:
Petra gezilecek yerleramfitiyatro
Royal Tombs-Kraliyet Mezarları. Antik Tiyatro’ya bakan dağların cephesine yontulmuş Kraliyet Mezarları oldukça etkileyici
Petra gezilecek yerlerKraliyet Mezarları
Al Deir ya da El Deir: Manastır, buraya ulaşmak zorlu bir yürüyüş gerektirmekte. Hazine binasına benzemekle beraber süslemesi daha sadedir.
Petra gezilecek yerler
Petra’dan ne alınır ?
Antik kentte, bölge halkı tarafından yapılan yöresel süs ve takı eşyaları da satılıyor. Hediyelikler daha çok El-Hazne ve amfitiyato civarındaki boş alanlarda kurulan stantlarda satıyor. Buralar da ayrıca çay-kahve içip küçük molalar verebileceğiniz mekanlar da bulunmakta. Hediyelik eşyaların başında, Petra’daki farklı renkteki kumlardan yapılan süs eşyaları geliyor. Ayrıca keffiyeh adında Orta Doğu ve Arap Dünyası’nda yaygın kırmızı-beyaz ya da siyah-beyaz minik kare desenlerinden oluşan bir çeşit pamuklu örtü de turistler arasında oldukça ilgi görmektedir. Bunların dışında baharat ve kokular satılmaktadır.
Hediyelikler satan dükkanlardan biri
Renkli kumdan yapılmış süs eşyaları
Keffiyeh– biz de aldık, oradayken de çok işimize yarayan sonrasında da dolap çekmecesinde kullanılmayı bekleyen keffiyehlerimiz
Petra’yı gezerken soluklanıp birşeyler içebileceğiniz noktalardan biri
Petra’da Pazartesi, Çarşamba ve Perşembe günleri Petra by night etkinliği düzenleniyor. Bu etkinlik Petra’nın en önemli etkinliğidir. Petra’nın etkileyici Siq geçidinden elde kandillerle geçip Hazine binası önüne geliyorsunuz. Etkinlik, yıldızlar, mum ışığı ve yerel müzik eşliğinde gerçekleşiyor. Petra’nın As Siq yolu ve El Khazne’nin önü binlerce mumla aydınlatılmakta. Akşam 20.30’da başlıyor ve yaklaşık 2 saat sürmekte. Etkinliğin biletlerini Petra ziyaretçi merkezinden temin edebilirsiniz, ücreti 25 dolar civarı. Biz katılamadık ve aklımız kaldı:(((
Petra gezilecek yerlerPetra by night
Petra aynı zamanda çarpıcı görünümü sayesinde pek çok filme ev sahipliği yapmıştır. En çok bilinenenler arasında Indiana Jones- Son Macera, Mortal Kombat, Mumya Geri Döndü sayılabilir.
Aşağıda ayrıca Ürdün gezilecek yerler , Ürdün Lut Gölü , Amman gezilecek yerler , Akabe gezilecek yerler , Ürdün Wadi Rum ve Hicaz Demiryolu ile Ürdün yeme/içme başlıklı yazılarımızın linkleri bulunmaktadır.
Tam da pandemi öncesine denk gelen İtalya seyahatimizde gitme olanağı bulduğumuz İtalya’nın güzel ve iyi pazarlanan meşhur adası. Tekrar gider miyim, kesinlikle giderim, sadece adaya değil, İtalya’ya tekrar tekrar giderim. Bazı yerler vardır görüp geçersiniz, iz bırakmaz ya da yeter ama İtalya her yeri ile ayrı güzel ve çağırır insanı.
Capri adası İtalya’nın Napoli körfezinde yer almakta. Roma İmparatorluğu zamanında prenslerin favori adasıymış. Napoli’den ve Amalfi kıyılarından feribot ve motorlarla kısa sürede ulaşmak mümkün.
Capri gezimizi Amalfi kıyıları paket turu içinde gerçekleştirmiştik ve paket turla yaptığım gezileri normalde yazmak niyetinde değildim ancak bazı istisnalar olacak ve Capri adası gezimiz bu istisnalardan biri. Nedenine gelince de turdan bağımsız olarak buraya kendimiz geldiğimiz ve gelirken turdaki diğer arkadaşları da getirerek onlara rehberlik etmek durumunda kalmamızdan dolayıdır:))
Seyahat için tercih ettiğimiz tur şirketinin rehberi bir şekilde ekstra düzenlenen Capri adası turunu yapmak istemedi, gerekçe olarak da görmeseniz de olur, pek bir şey kaçırmazsınız gibi yönlendirmelerde bulundu. Düzenlese de biz zaten kendi kendimize gidecektik bunu da biliyordu. Adaya gitmek isteyenlerin hepsini bize yönlendirmiş. Gitmek isteyen kişiler sabah kahvaltısında masamıza gelerek biz de sizinle gelebilir miyiz diye sorunca kıramadık ve birden mini bir tur grubunun lideri olarak yaklaşık 9 kişi ile Capri adası turunu gerçekleştirdik:))) Çok da güzel oldu. Hepimiz günün sonunda çok mutlu ayrıldık ve hatta “başka turlar organize edersem katılmak istediklerini” dile getirdiler ama araya pandemi girdi ve sokağa bile izinle çıktığımız o günler geldi. Neyse kahvaltı bitiminde lobide buluşarak adaya gitmek için yola koyulduk.
Capri Adasına nasıl gidilir ?
Amalfi’de konakladığımız için limandan kalkan motorlarla Capri Adasına yola çıktık ve adaya ulaşana kadar gözlerimizin önündeki güzel manzaradan kendimizi alamadık. Adaya hem Amalfi hem Positano hem de Sorrento’dan motorlarla ulaşmak mümkün. Ayrıca Napoli’den de feribot seferleri var. Napoli’den feribotla 50 dakikada adaya varılıyor ve ücreti yaklaşık 20 euro civarında. Yine Sorrento’dan da adaya ulaşım var o da yaklaşık 40 dakikalık bir yolculuk. Biletlerinizi direkt olarak oradan satın alabiliyorsunuz. Yalnız günü birlik gelecekseniz sefer saatlerine dikkat edin çünkü adadan dönüş için geç saatte sefer yok hatta bize göre geri dönüş saatleri çok erken. Öyle geç saate kadar kalayım, gecesini göreyim, yemek yiyeyim falan yapamıyorsunuz.
Capri Adası gezilecek yerler
Marina Grande
Capri Adası gezilecek yerlerMarina Grande
Adaya geldiğinizde ayak bastığınız büyük liman. Gelen tüm feribot ve motorların yanaştığı yer ve çok kalabalık. Capri ve Anacapri’ye giden araçlar ve Capri Meydanı Piazzetta’ya çıkan finikülerin buradan kalkıyor. Otobüs ve cabrio taksi durakları da bu meydanda. Biz şanslıydık, çok kuyruk yaşamadık ama yaz aylarında otobüs ve finiküler kuyrukları oldukça uzun olabiliyor. Burada ayrıca çeşitli restoranlar, kafeler ve hediyelik eşya satan dükkanlar bulunmakta. Limanın sol tarafında özel gezi tekneleri ve biraz ileride özel yatlar için marina bulunmakta. Feribotla kendi imkanlarınız ile geldiyseniz iner inmez dönüş biletini hemen almanızda fayda var. Limandan sağa doğru ilerleyince plajlar bulunmakta. Adada yapılacaklar listemizi tamamladıktan sonra feribot saatimize kadar plajdan denize girdik gayet keyifliydi.
Cabrio taksilere binmek gerçekten çok keyifli, 25-30 Euro gibi fiyatlarla biniliyor ama Temmuz-Ağustos gibi çok kalabalık aylarda 1 saatlere varan toplu taşıma bekleme süreleri dikkate alındığında, adada geçirecek çok vaktiniz yok ise binmeye değer. Ayrıca bu taksiler yaklaşık 6-7 kişi aldığı için kalabalık iseniz ucuza gelir.
Capri Kasabası
Capri Adası iki yerleşim yerinden oluşmakta, Capri ve AnaCapri. İki bölge arasını dilerseniz yürüyebilir dilerseniz de otobüs ya da taksi ile gidebilirsiniz. Taksi ücretleri yaklaşık 25 Euro. Otobüsler ise kişi başı 2 Euro. Otobüs deyince tabi aklınıza büyük otobüsler gelmesin buradakiler daha küçük araçlar. Capri ve Ana Capri arası yaklaşık 4-5 km. Capri daha turistik olan bölge.
Capri kasabasına finiküler ya da taksi ile çıkabilirsiniz. Kendinize güveniyorsanız tırmanabilirsiniz de. Limanda turistik eşya satan küçük dükkanlar bulunmaktayken Capri’de daha lüks markalara ait mağazalar karşınıza çıkıyor. Burada da hediyelik eşya satan dükkanlar, cafeler ve restoranlar mevcut. Biz finiküler ile çıktık çok da keyifli oluyor. Limanın güzel manzarasını karşınıza alarak yukarı doğru ağır ağır çıkıyorsunuz:))) Capri kısmı konaklamak için de Ana Capri’ye göre daha iyi. Finikülerden inince Piazzetta meydanına ulaşıyorsunuz. Saat kulesi (Torro dell’Orolgio) ve Saint Stephen Kilisesi burada bulunmakta.
Genellikle evler ve hediyelik eşya satan dükkanlar bulunmakta. Capri’den buraya otobüs ve taksi ile ulaşılabilir. Biz Capri’den Anacapri’ye otobüsle gelip, adada bolca göreceğiniz üstü açık cabrio taksilerle geri döndük. Ada yolları dar ve dolambaçlı. Anacapri’de halkın kendi ürettiği parfümlerin satıldığı dükkanları görebilirsiniz. Piazza Vittoria meydanı buranın merkezidir ve Solaro Dağına çıkan teleferik tesisleri bu meydanda bulunmaktadır.
Tekne Turu– Grotto Azzurra
Adaya iner inmez nasılsa Marina Grande’de olduğumuz için öncelikle to do list’imin ilk sıralarında yer alan tekne turunu yapmak istedik. Siz de dilerseniz önce tekne turunuzu alır daha sonra da adanın gezilecek yerlerine yol alabilirsiniz. Tekne turu bence buranın olmazsa olmazı. Nefis bir manzara eşliğinde turkuaz rengi sularda yol almak inanın insanı kendinden geçiriyor. Nereye bakacağınızı şaşırıyorsunuz. Tekneler Marina Grande’den kalkıyor, Grotto Azzura’ya da götürüyor. Bu turlar oldukça seçenekli, sadece ada etrafında dolaşan turlar da var denize girmeli turlar da. Büyüklükleri de, fiyatları da farklı tabi. Biz yaklaşık 9 kişi olduğumuz için aramıza yabancı almadan Grotta Azzurra’ya da (mavi mağara) giren bir tekne ayarladık.
Capri Grotto Azzurra – (Mavi Mağara) 60 metre uzunluğunda ve 25 metre genişliğinde, küçük bir girişi olması ve buradan giren ışık nedeniyle çok güzel ışık yansımaları olan gizli bir deniz mağarasıdir. Tekne ile gelmek isterseniz Marina Grande’den kalkan teknelere binebilirsiniz. Tekne turu 10 euro şayet mağara içine girmek isterseniz de ilave 4 Euro daha ödemeniz gerekiyor. Mağaradan içeri küçük teknelerle girilir. Güvenlik nedeniyle içeride yüzmek yasak. Tekne dışında buraya otobüs ya da taksiyle gelip, sonrasında sandal ile mavi mağaraya ulaşabiliyorsunuz. Otobüsler ya Capri yada Ana Capri’den kalkıyor. Yol yaklaşık 15 dakika sürmekte. Sonra sandalla geçiliyor. Sandal ücreti 15 euro. Mavi mağara girişinde yazın kalabalıktan dolayı uzun kuyruklar oluşmakta. Daha sakin sezonlarda geldiyseniz mağaraya giriş daha kolay. Kışın ise hava şartlarının olumsuzluğundan dolayı ziyarete kapatılıyor. Mağarada kalma süreniz maksimum 5 dakika olduğu için güzel fotolar çekme zamanınız kısıtlı olmakta. O nedenle içeri girmeden kameranızı ve çekileceğiniz yeri ve pozisyonunuzu ayarlamakta fayda var:))
Tekneler ayrıca meşhur Faraglioni’den geçmekte (dalgalar tarafından aşındırılmış kayalar, kıyılar anlamına gelmekte) . Faraglioni 3 büyük kayadan oluşmakta ve uzunlukları 80 ila 150 metre arasında. Kıyıya yakın olan ilk kaya Stella, ortada kemer gibi olan Di Mezzo ve sonuncu da Fuori’dir. Tekneler ortada kemer şeklinde olan ve altında geçilebilecek bir açıklık bulunan Di Mezzo’nun altından geçmekte ve geçerken dilek dilenirse gerçekleşeceğine inanılmakta, ya da bizi kandırlar:)) Neyse biz yine de dilek ritüelini gerçekleştirdik.
Capri Adası gezilecek yerlerCapri gezilecek yerlerFaraglioniCapri Adası gezilecek yerler
Teleferikle Monte Solaro’ya çıkmak
Monte Solaro Capri adasındaki dağdır ve adanın en yüksek noktasıdır. Tek kelimeyle harika bir panoraması vardır. Monte Solaro’ya mutlaka teleferikle çıkmanızı tavsiye ederim. Adada deneyimlenmesi gereken en harika aktivitelerin başında gelir. Bizim ve bizimle birlikte gelen küçük grubumuzun bu güzellik karşısında nutku tutuldu diyebilirim. Teleferiğin koltukları tek kişilik. Kalkış yeri Ana Capri, Piazza Vittoria. Teleferik ücreti gidiş-dönüş12 Euro. Tek yön 9 Euro. Dilerseniz dönüşü yürüyerek inebilirsiniz, yokuş aşağı olacağı için zor sayılmaz, 45 dakikalık bir yürüyüşle geri dönebilirsiniz. Zirvede manzara inanılmaz, dilerseniz de cafe’de bir şeyler içebilirsiniz. Buraya Capri’den taksi ile gelmek isterseniz 30 Euro taksi ücreti ödersiniz, otobüs ile ise 5 Euro. Yaklaşık her 15 dakika’da bir otobüs var ve şoför Ana Capri diye seslendiğinde otobüsten inin. Zirveye çıkmak yaklaşık 12 dakika sürüyor ve kalabalık sezonda 1,5 saat sıra beklenmesi gerekebilir. Biz gerçekten çok şanslıydık ve neredeyse hiç beklemeden binme olanağına sahip olduk. Göreceğiz harika manzaralar arasında Ischia Adası, Capri Büyük Liman ve heybetli manzarasıyla Vezüv Yanardağı bulunmakta.
Capri Adası gezilecek yerlerCapri teleferik
Capri Adası Augustus Bahçeleri
Capri Adasındaki ünlü botanik bahçesidir. 20. yüzyıl başlarında Alman sanayici Friedrich Alfred Krupp tarafından evinin bahçesi olarak yaptırılmış. 1918 yılına kadar Krupp Bahçeleri sonra Augustus Bahçeleri olarak adlandırılmış. Harika manzarası olan bahçelerden Marina Piccola körfezi ve Faraglioni kayaları görülmektedir. Bahçe bölgesi, denize bakan teraslarda tasarlanmıştır. Her bölümde çeşitli bitkiler-çiçekler bulunmaktadır. Giriş ücreti 1 Euro’dur.
Capri Adası gezilecek yerlerAugustus Bahçeleri
Via Krupp – Krupp yolu
Alman Sanayici Friedrich Alfred Krupp tarafından yaptırılmıştır. Burası Augustus Bahçelerini zikzaklı bir yol ile Marina Piccola’ya bağlanmaktadır. Kaya düşmesi tehlikesi nedeniyle bu yoldan geçiş yasaklanmıştır.
Capri gezilecek yerlerVia Krupp
Capri Adası gezilecek yerlerMarina Piccola – Küçük Liman
Marina Grande’nin tam arkasında adanın güney yönünde bulunmaktadır. Denize girmek için ideal bir yerdir. Faraglioni manzaralıdır. Buraya deniz yoluyla, Via Krupp’dan yürüyerek ya da Capri’den veya Anacapri’den kalkan otobüslerle ve Cabrio taksilerle ulaşabilirsiniz.
Capri Adası gezilecek yerlerMarina Piccola
Adada gezilebilecek diğer yerler
Adada yukarıda bahsettiklerimizin dışında da ziyaret edilebilecek yerler bulunmakla birlikte bizim zamanımız yeterli olmadığı ve göremediğimiz için bu yerler hakkında yorum yapamayacağım. Vaktiniz olursa 1535 yılında burayı fetheden Barbaros Hayrettin Paşa’dan adını alan Barbarosa Kalesi, Ana Capri’den otobüsle ulaşabileceğiniz Punta Carena (deniz feneri), Ana Capri meydanına yakın Villa San Michele ve İsveçli hekim Axel Munthe’nin evi gezilebilecek diğer yerler arasında sayılabilir. Biz kale ve deniz fenerini altığımız tekne turunda denizden gördük.
Capri Adası gezilecek yerler
Punta Carena-Deniz Feneri tekne turları Deniz Feneri önünden de geçmekte
Capri Adası’nda ne yenir ?
Adada çok sayıda cafe-restoran bulunmakta. Biz günü birlik geldiğimiz ve gezilecek/yapılacak çok şeyimiz olduğu için bir restoranda oturup keyifle yemek yiyemedik. Daha çok ayaküstü bir şeyler yiyerek zaman kazanmayı tercih ettik. O nedenle de tavsiye edeceğimiz, mutlaka denenmeli diyebileceğimiz bir restoran bulunmamaktadır. Ancak Marina Grande’de gayet lezzetli, farklı aromalı biralar var denedik ve beğendik. Bunun dışında Marina Grande yakınında bir cafede buz gibi limoncellomuzu içmeden adadan ayrılmadık. İtalya’dan dönmeden aldığımız ve eve getirdiğimiz limoncellodan nedense aynı lezzeti alamadık ya biz hazırlamayı beceremedik ya da her şey yerinde güzel:))
Karadağ mutfağı gerçekten insanı mutlu edecek türden bir mutfak. Dilediğiniz her şeye ulaşmak mümkün. Özellikle et ve deniz mahsulleri gerçekten başarılı. Bunların haricinde etkileşimden dolayı ülkede Türk ve İtalyan mutfağı da yaygın olarak karşınıza çıkmakta. Unlu mamuller, peynirler, kebap çeşitleri ve baklava gibi lezzetlere ulaşmak gayet kolay.
Karadağ’da ne yenir ?
Old Fisherman’s Pub- Budva’daki ilk günümüzde hem yorgun hem de oldukça acıkmış olmamız nedeniyle ilk denediğimiz ve de oldukça memnun kaldığımız bir pub. Sahilde, manzarası güzel, porsiyonları doyurucu ve lezzetli, keyifli bir mekan. Üstelik uygun fiyatlı. İki adet büyük boy Niksicko eşliğinde (Karadağ birası) ortaya söylediğimiz ve iki kişinin rahatlıkla doyacağı deniz mahsulleri tabağı bizi fazlasıyla mutlu etti. Hepsine 15 euro ödedik.
Jadran Kod Krsta-Budva-Budva sahildeki marinada restoranlar peş peşe sıralanmış durumdalar. Açıkçası bir birlerine benzer hizmet kalitesi ve menülere sahipler. Biz popüler restoranlardan biri olan Jadran Kod Krsta’da Karadağ’ın meşhur Cevappici köftesini salata ve birkaç meze eşliğinde yedik. Gerçekten başarılı bir restoran. Akşamları deniz kenarında canlı müzik eşliğinde oldukça keyifli vakit geçirmenizi sağlayacak bir mekan.
Jadran Kod Krsta
Porto Restoran, Budva– Yine marina da tabakları oldukça lezzetli ve diğerlerine göre biraz daha şık bir restoran diyebilirim. Fiyatlar Türkiye’ye göre oldukça hesaplı . Yediğimiz her şeyden çok memnun kaldık. Burayı oteldeki görevlinin tavsiyesi üzerinde denemek istedik. Yine yüksek sezonda mutlaka rezervasyon yapılmalı. Karadağ’ın meşhur ahtapot salatası, ızgara balık, paella ve bir şişe şarap sipariş ettik. Toplam 55 euro hesap geldi. Ahtapot salatası ve ızgara balık gerçekten muhteşemdi ancak paellası ortalama lezzette. Tabakları doyurucu.
BBQ TANJGA, Kotor: Kotor ana otobüs terminaline yakın bir aile işletmesi. Tabakları oldukça doyurucu ve gerçekten et işini biliyorlar. Izgaraları çok çok lezzetli, yanında meze ile sunuyorlar. İki kişilik menü söyleyecektik ancak siparişi alan kişi bizi bir süzdü, ölçtü, tarttı ve size tek kişilik tabak yeterli dedi:) İyi ki dinlemişiz kendisini, gerçekten bitirmekte zorlandık. İçeri girince kasap bölümü ve kapalı alanda kısıtlı masası var ancak arka kapıdan bahçeye açılan bölüm daha geniş. Oldukça dolu, yüksek sezonda yer bulma zorluğu yaşanabilir ve doluluktan dolayı servis biraz yavaş. Öyle romantik bir yemek ya da uzun uzun oturulacak bir restoran olmadığını da belirtmek isterim ama yolunuz düşerse mutlaka deneyin derim.
BBQ Tanjga
Fish Express-Salaş, sokak lezzetleri ya da fast food diye tanımlayabileceğimiz türden bir mekan. Tahta masalar, sandalyelerde oturarak deniz mahsulleri yiyebileceğiniz bir yer. Oldukça hesaplı, dilerseniz yemeğinizin yanında ev yapımı şarap ikram ediyorlar. Elbette restoranlardaki lezzet ve porsiyon büyüklüğünü bulamıyorsunuz ancak çok da pahalı olmasın, hızlı bir şekilde bir şeyler yiyelim derseniz tavsiye ederim. Porsiyonlar yaklaşık 5 Euro civarı.
Ayrıca her yerde uygun bütçeli oldukça doyurucu dilimi 2 euro’ya pizza satan dükkanlar ve birçok ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz marketler mevcut.
Hemingway Pub-Slovenska Obala caddesinde, Majestik otelin giriş katında bulunmakta. Kokteylleri oldukça iyi hazırlıyorlar, en azından bizim içtiklerimiz başarılıydı.
Milli içecekler
Niksicko ülkenin yerli birası ve biz çok beğendik, lezzetli ve içimi kolay. Marketlerde de uygun fiyatlı satılmakta.
Karadağ birası
Rakija-Karadağ halkı tarafından evlerde de üretilen yerli içki. Adı benzemekle birlikte bizim rakıya benzemiyor açıkçası, şat bardağı olarak tanımlayabileceğimiz küçük bardaklarda sek olarak sunulup, içiliyor ve oldukça sert. Yudum yudum içilmekte. Evlerde yapılanların alkol oranı oldukça yüksek ama marketlerde ya da restoranlarda sunulanların alkol oranları ev üretimine göre daha düşük seviyede.
Bunun dışında marketlerde küçük meyve suyu şişelerinde kokteyl içkiler bulabilirsiniz. Güzel hazırlanmış bir kokteylin yerini tutmamakla birlikte, sahilde oturup dinlenirken ya da güneşlenirken yanında atıştırmalıklarla güzel gidiyor .
Budva gezilecek yerler başlıklı yazımızın linki aşağıda bulunmaktadır.
Montenegro gezilecek yerler, Kotor gezilecek yerler, Budva gezilecek yerler ve Perast gezilecek yerler yazılarımızın linkleri aşağıdadır.