Ürdün’de gezilecek yerler arasındaki en önemli cazibe noktalarından biri olan Wadi Rum, Petra’nın gölgesinde kalsa da Petra kadar büyüleyici bir deneyim sunmakta ziyaretçilerine.
Wadi Rum Ürdün’ün güneyinde kalan ve Ürdün’ün en yüksek noktasını oluşturan Jebel Ram’ın da içinde olduğu bir çöl. Gezerken kendinizi uzay filmlerinde gördüğünüz gezenlerde sanıyorsunuz. Wadi Rum, UNESCO Dünya Mirası Listesi‘nde yer almakta. Ürdün’ün Kızıldeniz kıyısındaki Akabe şehrine 40 km uzaklıkta. Petra’ya da aynı şekilde yaklaşık 40 km uzaklıkta bulunuyor. Akabe şehrinde Wadi Rum turunu alabileceğiniz tur şirketleri bulunmakta. Sizi Akabe’den alıp tekrar geri getiriyorlar. Sabah Petra Antik Kenti öğleden sonra Wadi Rum turu şeklinde gerçekleşen günlük turlar da var ve turların hepsi yemekli. Kendi aracınızla gelecekseniz, Wadi Rum turları sabah 10.00’da başlıyor. Turunuzu günü birlik ya da dilerseniz gece konaklamalı olarak da alabilir ve çöldeki çadır otellerde kalarak farklı bir gece geçirebilirsiniz. Konaklayacaksanız da buranın bir çöl olduğunu yani gündüz yaşanan sıcaklığa rağmen gece ısının çok düştüğünü aklınızdan çıkarmayacak şekilde yanınızda uygun kıyafet bulundurmayı unutmayın. Yazın gelecekseniz de güneş ışınlarının ne kadar yakıcı olacağını özellikle de Wadi Rum’da neredeyse gölgelik yerin hiç olmadığını unutmayın. Şubat başında geldiğimiz için rahatlıkla turumuzu tamamladık. Gece konaklamadık ancak gecesine tanık olduk, hiç elektrik ışığı olmayan bir noktadan gökyüzünü ve binlerce yıldızı gözlemlemek bile kendi başına baş döndürücü. Hatta orada geçirdiğimiz kısa sürede gökyüzünü gözlerken, aslında sıradan bir olay olan ama İstanbul’da görmenin oldukça zor olduğu, birçok yıldız kayması olayı gördük. Meğer ne çok yıldız varmış da biz gökyüzünün açık olduğu geceler de bile sadece bir kaç adet görebiliyor muşuz. Wadi Rum yaklaşık 6 kişilik 4×4 jeeplerle geziliyor ama kendi aracımla geleyim, gezeyim yapamıyorsunuz. Kendi aracınızla geldiyseniz de otopark’ta bırakıyorsunuz. Sonrasında Wadi Rum Visitor Center’dan kayıt olup, tur alıyorsunuz. Wadi Rum Village başlangıç noktanız. Tur esnasında Bedevi çadırlarında çay içip fotoğraf çekebileceğiniz mola veriliyor.
Wadi Rum, Arap isyanı esnasında Osmanlının pusuya düşürüldüğü ve karargah olarak kullanıldığı yer olarak tarihte yerini almıştır. Bu isyanda Prens Faysal’a, Arabistanlı Lawrence olarak bilinen efsane ajan Thomas Edward Lawrence yardım etmişti. Bu nedenle coğrafi güzelliği kadar, tarihteki rolüyle de bilinen bir yerdir. Bu başarıları nedeniyle İngiltere’de Hükümeti tarafından en saygıdeğer askeri kişi nişanı ile ödüllendirilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1900-1908 yılları arasında inşa edilen Hicaz Demiryolları da Wadi Rum’da bulunmaktadır. Wadi Rum gezinizde ayıracağınız 15 dakikalık bir sürede bu nostaljik treni de ziyaret edebilirsiniz.
Ürdün’de Safari turuArabistanlı Lawrence’ın kaya üzerindeki kabartma resmiKayalar üzerine yapılmış resimlerKısa bir sürede yok olacağını bilsek de ayak izimizi bırakalım
Çölde yaşayan Bedevi halkı
Safari turu esnasında mola yerinde çay/hediyelik şeyler satılan bedevi çadırı
Ürdün Çölü
Akşam yemeğinin hazırlanmasını beklerken kamp alanında misafirler için dans gösterileri yapılmakta
Akşam yemeği için saatler önce kuyuya pişmeye bırakılan kuyu kebabının servis hazırlıkları.
Kuyu kebabı yanında iç pilav, çeşitli yöresel meze ve salatalar açık büfe olarak servis edilmekte.
Vadi Rum’daki çadır oteller
Wadi Rum – Hicaz Demiryolu
Osmanlı İmparatoru II. Abdülhamid döneminde 1900-1908 tarihlerinde inşa ettirilmiştir. Yapımından sonra hacı kafilelerini yağmalayarak geçinen arap kabileleri tarafından sıklıkla demiryoluna zarar verilmiştir. I. Dünya Savaşı sırasında da Arap isyanını organize eden Arabistanlı Lawrence tarafında Osmanlıya zarar vermek amacıyla sürekli sabote edilerek, patlatılmıştır. Wadi Rum’da bulunan nostaljik tren ve istasyon 10-15 dakikalık bir gezi ile ziyaret edilebilir.
Ürdün Hicaz Demiryolu
Ürdün hakkındaki diğer yazılarımız; Ürdün gezilecek yerler , Akabe gezilecek yerler , Petra gezilecek yerler , Ürdün Lut Gölü aşağıda bulunmaktadır.
Petra antik kentiuzun süre gitmek isteyip bulduğumuz ilk firsatta koşa koşa gittiğimiz, gezerken kendimizden geçtiğimiz gerçek saklı antik kent . 1985 yılında Unesco tarafından dünya mirasları listesine alınmış, 2007 yılında ise Dünyanın yeni yedi harikasından bir olarak seçilmiş olan Petra, gezginlerin mutlaka rotalarına eklemeleri gereken farklı bir yer. Vizesiz gidilebilmesi kendisini ayrı güzel kılan Ürdün’ün Petra’sı, Ortadoğu’daki en görülesi yerlerden biri desek hiç de abartmış olmayız.
Petra’ya ulaşım : Petra’ya en yakın havalimanı Akabe King Hussein’dir . İstanbul’dan uçakla 2.5 saatte Akabe’ye ulaşılır. Ayrıca Ürdün’ün başkenti Amman Petra antik kente 230 km uzaklıkta olup, Amman’dan da araçla gelmek mümkündür. Petra antik kenti sabah 06.00-16.00 arası ziyarete açık. Yaz aylarında geldiyseniz hem kalabalıklaşmadan hem de serinlikte gezmek için erkenden kapıda olun derim. Akabe şehir merkezinde Petra ve Wadi Rum gezilerini alabileceğiniz günlük turlar da bulunmaktadır. Bu turlar genellikle sabah Petra öğleden sonra Wadi Rum gezisi şeklindedir. Ancak Petra antik kenti baştan sonra gezmek isterseniz bir tam gününüzü hatta rahatlıkla 2 gününüzü ayırabilirsiniz. O kadar vaktim yok derseniz de ana yapıları görebileceğiz bir turu molalarla 5-6 saatte gerçekleştirmek mümkün. Gezi süresini kısaltmak için dönüş yolunda atlardan ve faytonlardan yararlanabilirsiniz. Ürdün’de ulaşım biraz sıkıntılı, Amman’dan sabah 06.30’da Petra’ya tek sefer var ve geri dönüşü saat 17.00’de. Jett isimli otobüslerle tek yön yaklaşık 10 Jod civarı. En rahat yol taksi ama pahalı sayılabilecek bir tutar ödersiniz, hoş Ürdün zaten ucuz bir ülke de değil. Aşağıda ülkede ziyaret edilebilecek diğer yerler olan Amman, Aqabe, Lut Gölü, Wadi Rum ve Hicaz Demiryolları hakkındaki yazılarımızın linkleri bulunmaktadır.
Petra Giriş ücreti : Değişik fiyatlandırmalar var, biletler 1 ve 2 günlük biletler şeklinde satılmakta. Bir günlük bilet 50 Jod, 2 günlük bilet 55 Jod. Dilerseniz Petra by nigth günlerine denk getirip gecesini de deneyimleyebilirsiniz ama aldınız biletle mümkün değil. By nigth gecesi için ayrı ücret ödemek zorundasınız. Bir de ülkeye girip kalmadan sadece Petra’yı görüp gideceğim derseniz de giriş ücreti 90 Jod’a çıkıyor. Yukarıdaki fiyatlar ülkede en az bir gece geçirdiğinizde geçerli. Bunun dışında Ürdün’de 3 günden fazla kalacak ve çoğu yerini gezecekseniz mantıklı olan Jordan Pass almanız, her yere ekstra ödeme yapmadan giriyorsunuz, ama bir girdiğiniz yere 2. kez ücret ödemeden girmeniz mümkün değil. Jordan Pass bir yıl geçerli ve ülkeye giriş yaptığınızda aktive oluyor. Ayrıca sizi kapıdaki bilet kuyruğundan da kurtarır. Geçerli noktaları incelemek ya da satın almak isterseniz linkini bırakıyorum.
Petra’daki faytonlar
Petra’ya ne zaman gitmeli : Her mevsim ziyaret edilmeye müsait olmakla birlikte yaz aylarında aşırı sıcaklardan dolayı zor ve yorucu olabilir. Hava çok sıcak olmakla birlikte nem oranı çok düşük. Yaz ayları dışında her mevsim uygundur. Biz Şubat başında gitmiştik ve hiç sıkıntı yaşamadan ziyaretimizi tamamladık. Petra antik kentin dışında Petra şehri var ve kalmak isterseniz burada oteller, restoranlar, hediyelik eşya dükkanları kısaca ihtiyaç duyacağınız her şey bulunmakta. Yaz ya da kış yanınızda mutlaka şapka, güneş kremi bulundurun. Kışın gidiyorsanız Siq geçidi gibi güneş almayan yerlerde hava rüzgarlı ve sert olabiliyor, uygun bir ceket ya da kaban almak iyi olur.
Petra’nın tarihi : Petra antik kenti MÖ 400 yılında Nebatiler tarafından kurulmuştur. Nebatiler, Fırat ırmağından Kızıldeniz’e kadar olan bölgede, Suriye ve Arabistan arasında kalan bölgede yaşayan halktır. Petra MS 106 yılına kadar da Nebatilerin başkenti olarak kalmıştır. Nebatiler göçebe yaşayan bir halk olup kendilerini ticaret ve hayvancılıkta geliştirmiş ve geçimlerini sağlamışlardır. Baharat, parfüm, ve yağ ticareti yapmışlardır. Romalılar, Yunanlılar ve Perslerle ticaret yapmışlar, böylece zenginleşerek Nebati devletini oluşturmuşlardır. Arami dilini kullanan Nebatiler pagan inancına sahiptiler. En büyük Tanrıları dağların Tanrısı Dushara’dır. MS 106 yılından sonra Roma İmparatorluğu egemenliğine girmişler, ticaret yollarının değişmesi ve yaşanan depremlerden sonra Petra kentini terk etmeye başlamışlardır. Kente giriş kayaların birbirinden ayrılmasıyla oluşan 1.2 kilometrelik dar bir geçitten yürüyerek yapılır, bu yürüme yolu bile kendi başına nefes kesicidir. Bu dar yol o zamanlar kentin savunmasında faydalı olsa da zamanla unutulmasına neden olmuş ve yaklaşık 1000 yıl kadar şehir gözlerden uzak kalmıştır. İsviçreli kaşif Johann Ludwig Burckhardt tarafından 1812’de yeniden keşfedilmiştir.
Petra’da gezilecek yerler
Petra antik kentinde kireç taşına oyularak yapılmış tiyatro, tapınak, kaya mezarları ve yerleşim yerleri bulunmaktadır. Roma döneminde ilave edilen amfi tiyatro en bilinen yapılardandır. Petra, şehrin oyulduğu kayaların renginden dolayı “Rose City”, “Gül Kırmızısı Şehir” olarak da adlandırılmıştır. Biletinizi alıp içeri girdikten sonra kentin ilk kalıntıları sizi karşılar.
Petra haritası
Petra Gezilecek Yerler Listesi
Djinn Blocks (cin taşları) ve Obelisk Tomb
As-Siq (Petra antik kente girişte yer alan 1.2 km’lik kanyon)
The Treasury (Hazine)
Sütunlu Yol
Great Temple
High Place of Sacrifice
Unayshu Tomb
Antik Tiyatro
Royal Tombs-Kraliyet Mezarları
Bizans Kilisesi
Qasr al-Bint
The Monastery (Ad-Deir)
Djinn Blocks -Biletinizi alıp Petra’ya girdikten sonra Siq geçidine kadar yaklaşık 15 dakikalık bir yürüyüş yolu var. Bu taş bulaklar bu yol üzerinde göreceğiniz ilk kalıntılar. Yani Petra giriş noktası ile As-Siq geçidi arasında. Petra’nın farklı yerlerinde yaklaşık 26 Djinn bloğu bulunmakta. Bedeviler bu yerlerin cinlerin meskeni olduğuna inanmakta, o nedenle de kimse dokunmamış, el değmeden günümüze gelmiş. Bunlar kumtaşından oyulmuş oldukça büyük taş bloklar. Yüzeyleri oymalarla kaplı kare şeklindeler. Ne zaman ve ne amaçla yapıldığı bilinmese de Petra’daki zengin ve nüfuzlu vatandaşlarının mezarları olabilir.
Obelisk Tomb-Petra’daki en büyük tek katlı mezar, As Siq yolunda ilk karşılaşacağınız yapı ve kalıntılar
Obelisk Tomb –II. Malichos zamanında MS 40-70 yüzyıllar arasında inşa edilmiştir. Mezarın merkezinde aşınmış beş insan figürü yer almaktadır. Bu figürlerin gömülü kişiler olduğu düşünülmektedir. Dor sütunlu bir yapıdır.
As siq: Yukarıda bahsettiğim Siq adlı 1.2 kilometrelik dar kanyon ile kente ulaşılmakta. Bu geçidin yüksekliği 3 ila 12 metre arasında değişmekte ve görselliğiyle insanı büyülüyor. Petra’ya giden bu dar geçidin her iki tarafında şehre su çekmek için yapılan kanallar ve Nebatileri simgeleyen çeşitli heykeller bulunuyor.
Al Khazneh ( El Hazne) Kayalıkların arasındaki dar As-Siq geçitten geçtikten sonra sizi Petra’nın en görkemli şaheseri Al Khazneh (hazine) karşılıyor. Manzara o kadar büyüleyici ki fotograflar bu güzelliği aktarmak için gerçekten yetersiz kaliyor. Yaklaşık 40 metre yüksekliğindeki El Hazne, korinth sütun başlıkları, frizler, figürler ve mimarisiyle oldukça dikkati çekici. Önceleri hazine binası olduğu düşünülmekle beraber daha sonra yapılan çalışmalarla kral mezarı olduğu saptanmıştır. Bu yapının en önemli özelliği blok taş üzerine, yukardan aşağıya doğru oyularak yapılmış olmasıdır. Petra’daki en güzel yapıdır diyebiliriz.
Sütunlu Cadde : Şehrin içinden geçen yol, etrafında tapınaklar, dükkanlar ve kamu binaları bulunur. Roma döneminde tekrar inşa edildiği düşünülmekte.
Great Temple-Sütunlu caddenin güneyinde yer alan büyük tapınak. Buradaki mimari ve heykellerden MS 1. yüzyılın başlarında, Nebati kralı Aretas IV’ün zamanında tamamlandığı düşünülmekte.
Qasr al-Bint: Dini tapınak, büyük tapınağın kuzey batısında yer almaktadır.
The HighPlace of Sacrifice: Petra’daki Jebel al-Madhbah dağında ve 170 adet merdivenle çıkılan kurban alanı.
Unayshu Tomb-20 metre yükseklik ve 12 metre genişliğindeki mezardır. Hazine binasını geçtikten sonra manastıra giden yol üzerinde antik tiyatroya gelmeden sağ tarafta bulunmaktadır.
Amfitiyatro:
Royal Tombs-Kraliyet Mezarları. Antik Tiyatro’ya bakan dağların cephesine yontulmuş Kraliyet Mezarları oldukça etkileyici
Petra Kraliyet Mezarları
Al Deir ya da El Deir: Manastır, buraya ulaşmak zorlu bir yürüyüş gerektirmekte. Hazine binasına benzemekle beraber süslemesi daha sadedir.
Petra’dan ne alınır ?
Antik kentte, bölge halkı tarafından yapılan yöresel süs ve takı eşyaları da satılıyor. Hediyelikler daha çok El-Hazne ve amfitiyato civarındaki boş alanlarda kurulan stantlarda satıyor. Buralar da ayrıca çay-kahve içip küçük molalar verebileceğiniz mekanlar da bulunmakta. Hediyelik eşyaların başında, Petra’daki farklı renkteki kumlardan yapılan süs eşyaları geliyor. Ayrıca keffiyeh adında Orta Doğu ve Arap Dünyası’nda yaygın kırmızı-beyaz ya da siyah-beyaz minik kare desenlerinden oluşan bir çeşit pamuklu örtü de turistler arasında oldukça ilgi görmektedir. Bunların dışında baharat ve kokular satılmaktadır.
Hediyelikler satan dükkanlardan biri
Renkli kumdan yapılmış süs eşyaları
Keffiyeh– biz de aldık, oradayken de çok işimize yarayan sonrasında da dolap çekmecesinde kullanılmayı bekleyen keffiyehlerimiz
Petra’yı gezerken soluklanıp birşeyler içebileceğiniz noktalardan biri
Petra’da Pazartesi, Çarşamba ve Perşembe günleri Petra by night etkinliği düzenleniyor. Bu etkinlik Petra’nın en önemli etkinliğidir. Petra’nın etkileyici Siq geçidinden elde kandillerle geçip Hazine binası önüne geliyorsunuz. Etkinlik, yıldızlar, mum ışığı ve yerel müzik eşliğinde gerçekleşiyor. Petra’nın As Siq yolu ve El Khazne’nin önü binlerce mumla aydınlatılmakta. Akşam 20.30’da başlıyor ve yaklaşık 2 saat sürmekte. Etkinliğin biletlerini Petra ziyaretçi merkezinden temin edebilirsiniz, ücreti 25 dolar civarı. Biz katılamadık ve aklımız kaldı:(((
Petra by night
Petra aynı zamanda çarpıcı görünümü sayesinde pek çok filme ev sahipliği yapmıştır. En çok bilinenenler arasında Indiana Jones- Son Macera, Mortal Kombat, Mumya Geri Döndü sayılabilir.
Aşağıda ayrıca Ürdün gezilecek yerler , Ürdün Lut Gölü , Amman gezilecek yerler , Akabe gezilecek yerler , Ürdün Wadi Rum ve Hicaz Demiryolu ile Ürdün yeme/içme başlıklı yazılarımızın linkleri bulunmaktadır.
Tam da pandemi öncesine denk gelen İtalya seyahatimizde gitme olanağı bulduğumuz İtalya’nın güzel ve iyi pazarlanan meşhur adası. Tekrar gider miyim, kesinlikle giderim, sadece adaya değil, İtalya’ya tekrar tekrar giderim. Bazı yerler vardır görüp geçersiniz, iz bırakmaz ya da yeter ama İtalya her yeri ile ayrı güzel ve çağırır insanı.
Capri adası İtalya’nın Napoli körfezinde yer almakta. Roma İmparatorluğu zamanında prenslerin favori adasıymış. Napoli’den ve Amalfi kıyılarından feribot ve motorlarla kısa sürede ulaşmak mümkün.
Capri gezimizi Amalfi kıyıları paket turu içinde gerçekleştirmiştik ve paket turla yaptığım gezileri normalde yazmak niyetinde değildim ancak bazı istisnalar olacak ve Capri adası gezimiz bu istisnalardan biri. Nedenine gelince de turdan bağımsız olarak buraya kendimiz geldiğimiz ve gelirken turdaki diğer arkadaşları da getirerek onlara rehberlik etmek durumunda kalmamızdan dolayıdır:))
Seyahat için tercih ettiğimiz tur şirketinin rehberi bir şekilde ekstra düzenlenen Capri adası turunu yapmak istemedi, gerekçe olarak da görmeseniz de olur, pek bir şey kaçırmazsınız gibi yönlendirmelerde bulundu. Düzenlese de biz zaten kendi kendimize gidecektik bunu da biliyordu. Adaya gitmek isteyenlerin hepsini bize yönlendirmiş. Gitmek isteyen kişiler sabah kahvaltısında masamıza gelerek biz de sizinle gelebilir miyiz diye sorunca kıramadık ve birden mini bir tur grubunun lideri olarak yaklaşık 9 kişi ile Capri adası turunu gerçekleştirdik:))) Çok da güzel oldu. Hepimiz günün sonunda çok mutlu ayrıldık ve hatta “başka turlar organize edersem katılmak istediklerini” dile getirdiler ama araya pandemi girdi ve sokağa bile izinle çıktığımız o günler geldi. Neyse kahvaltı bitiminde lobide buluşarak adaya gitmek için yola koyulduk.
Capri Adasına ulaşım:
Amalfi’de konakladığımız için limandan kalkan motorlarla Capri Adasına yola çıktık ve adaya ulaşana kadar gözlerimizin önündeki güzel manzaradan kendimizi alamadık. Adaya hem Amalfi hem Positano hem de Sorrento’dan motorlarla ulaşmak mümkün. Ayrıca Napoli’den de feribot seferleri var. Napoli’den feribotla 50 dakikada adaya varılıyor ve ücreti yaklaşık 20 euro civarında. Yine Sorrento’dan da adaya ulaşım var o da yaklaşık 40 dakikalık bir yolculuk. Biletlerinizi direkt olarak oradan satın alabiliyorsunuz. Yalnız günü birlik gelecekseniz sefer saatlerine dikkat edin çünkü adadan dönüş için geç saatte sefer yok hatta bize göre geri dönüş saatleri çok erken. Öyle geç saate kadar kalayım, gecesini göreyim, yemek yiyeyim falan yapamıyorsunuz.
Capri Adası gezilecek yerler
Marina Grande
Marina Grande
Adaya geldiğinizde ayak bastığınız büyük liman. Gelen tüm feribot ve motorların yanaştığı yer ve çok kalabalık. Capri ve Anacapri’ye giden araçlar ve Capri Meydanı Piazzetta’ya çıkan finikülerin buradan kalkıyor. Otobüs ve cabrio taksi durakları da bu meydanda. Biz şanslıydık, çok kuyruk yaşamadık ama yaz aylarında otobüs ve finiküler kuyrukları oldukça uzun olabiliyor. Burada ayrıca çeşitli restoranlar, kafeler ve hediyelik eşya satan dükkanlar bulunmakta. Limanın sol tarafında özel gezi tekneleri ve biraz ileride özel yatlar için marina bulunmakta. Feribotla kendi imkanlarınız ile geldiyseniz iner inmez dönüş biletini hemen almanızda fayda var. Limandan sağa doğru ilerleyince plajlar bulunmakta. Adada yapılacaklar listemizi tamamladıktan sonra feribot saatimize kadar plajdan denize girdik gayet keyifliydi.
Cabrio taksilere binmek gerçekten çok keyifli, 25-30 Euro gibi fiyatlarla biniliyor ama Temmuz-Ağustos gibi çok kalabalık aylarda 1 saatlere varan toplu taşıma bekleme süreleri dikkate alındığında, adada geçirecek çok vaktiniz yok ise binmeye değer. Ayrıca bu taksiler yaklaşık 6-7 kişi aldığı için kalabalık iseniz ucuza gelir.
Capri Kasabası
Capri Adası iki yerleşim yerinden oluşmakta, Capri ve AnaCapri. İki bölge arasını dilerseniz yürüyebilir dilerseniz de otobüs ya da taksi ile gidebilirsiniz. Taksi ücretleri yaklaşık 25 Euro. Otobüsler ise kişi başı 2 Euro. Otobüs deyince tabi aklınıza büyük otobüsler gelmesin buradakiler daha küçük araçlar. Capri ve Ana Capri arası yaklaşık 4-5 km. Capri daha turistik olan bölge.
Funicolare
Capri kasabasına finiküler ya da taksi ile çıkabilirsiniz. Kendinize güveniyorsanız tırmanabilirsiniz de. Limanda turistik eşya satan küçük dükkanlar bulunmaktayken Capri’de daha lüks markalara ait mağazalar karşınıza çıkıyor. Burada da hediyelik eşya satan dükkanlar, cafeler ve restoranlar mevcut. Biz finiküler ile çıktık çok da keyifli oluyor. Limanın güzel manzarasını karşınıza alarak yukarı doğru ağır ağır çıkıyorsunuz:))) Capri kısmı konaklamak için de Ana Capri’ye göre daha iyi. Finikülerden inince Piazzetta meydanına ulaşıyorsunuz. Saat kulesi (Torro dell’Orolgio) ve Saint Stephen Kilisesi burada bulunmakta.
Anacapri (Yukarı Capri)
Genellikle evler ve hediyelik eşya satan dükkanlar bulunmakta. Capri’den buraya otobüs ve taksi ile ulaşılabilir. Biz Capri’den Anacapri’ye otobüsle gelip, adada bolca göreceğiniz üstü açık cabrio taksilerle geri döndük. Ada yolları dar ve dolambaçlı. Anacapri’de halkın kendi ürettiği parfümlerin satıldığı dükkanları görebilirsiniz. Piazza Vittoria meydanı buranın merkezidir ve Solaro Dağına çıkan teleferik tesisleri bu meydanda bulunmaktadır.
Tekne Turu– Grotto Azzurra
Adaya iner inmez nasılsa Marina Grande’de olduğumuz için öncelikle to do list’imin ilk sıralarında yer alan tekne turunu yapmak istedik. Siz de dilerseniz önce tekne turunuzu alır daha sonra da adanın gezilecek yerlerine yol alabilirsiniz. Tekne turu bence buranın olmazsa olmazı. Nefis bir manzara eşliğinde turkuaz rengi sularda yol almak inanın insanı kendinden geçiriyor. Nereye bakacağınızı şaşırıyorsunuz. Tekneler Marina Grande’den kalkıyor, Grotto Azzura’ya da götürüyor. Bu turlar oldukça seçenekli, sadece ada etrafında dolaşan turlar da var denize girmeli turlar da. Büyüklükleri de, fiyatları da farklı tabi. Biz yaklaşık 9 kişi olduğumuz için aramıza yabancı almadan Grotta Azzurra’ya da (mavi mağara) giren bir tekne ayarladık.
Capri Grotto Azzurra – (Mavi Mağara) 60 metre uzunluğunda ve 25 metre genişliğinde, küçük bir girişi olması ve buradan giren ışık nedeniyle çok güzel ışık yansımaları olan gizli bir deniz mağarasıdir. Tekne ile gelmek isterseniz Marina Grande’den kalkan teknelere binebilirsiniz. Tekne turu 10 euro şayet mağara içine girmek isterseniz de ilave 4 Euro daha ödemeniz gerekiyor. Mağaradan içeri küçük teknelerle girilir. Güvenlik nedeniyle içeride yüzmek yasak. Tekne dışında buraya otobüs ya da taksiyle gelip, sonrasında sandal ile mavi mağaraya ulaşabiliyorsunuz. Otobüsler ya Capri yada Ana Capri’den kalkıyor. Yol yaklaşık 15 dakika sürmekte. Sonra sandalla geçiliyor. Sandal ücreti 15 euro. Mavi mağara girişinde yazın kalabalıktan dolayı uzun kuyruklar oluşmakta. Daha sakin sezonlarda geldiyseniz mağaraya giriş daha kolay. Kışın ise hava şartlarının olumsuzluğundan dolayı ziyarete kapatılıyor. Mağarada kalma süreniz maksimum 5 dakika olduğu için güzel fotolar çekme zamanınız kısıtlı olmakta. O nedenle içeri girmeden kameranızı ve çekileceğiniz yeri ve pozisyonunuzu ayarlamakta fayda var:))
Grotto AzzurraBlue Grotto
Capri AdasıFaraglioni
Tekneler ayrıca meşhur Faraglioni’den geçmekte (dalgalar tarafından aşındırılmış kayalar, kıyılar anlamına gelmekte) . Faraglioni 3 büyük kayadan oluşmakta ve uzunlukları 80 ila 150 metre arasında. Kıyıya yakın olan ilk kaya Stella, ortada kemer gibi olan Di Mezzo ve sonuncu da Fuori’dir. Tekneler ortada kemer şeklinde olan ve altında geçilebilecek bir açıklık bulunan Di Mezzo’nun altından geçmekte ve geçerken dilek dilenirse gerçekleşeceğine inanılmakta, ya da bizi kandırlar:)) Neyse biz yine de dilek ritüelini gerçekleştirdik.
Capri Island FaraglioniFaraglioni
Teleferik ile Monte Solaro’ya çıkmak
Monte Solaro Capri adasındaki dağdır ve adanın en yüksek noktasıdır. Tek kelimeyle harika bir panoraması vardır. Monte Solaro’ya mutlaka teleferikle çıkmanızı tavsiye ederim. Adada deneyimlenmesi gereken en harika aktivitelerin başında gelir. Bizim ve bizimle birlikte gelen küçük grubumuzun bu güzellik karşısında nutku tutuldu diyebilirim. Teleferiğin koltukları tek kişilik. Kalkış yeri Ana Capri, Piazza Vittoria. Teleferik ücreti gidiş-dönüş12 Euro. Tek yön 9 Euro. Dilerseniz dönüşü yürüyerek inebilirsiniz, yokuş aşağı olacağı için zor sayılmaz, 45 dakikalık bir yürüyüşle geri dönebilirsiniz. Zirvede manzara inanılmaz, dilerseniz de cafe’de bir şeyler içebilirsiniz. Buraya Capri’den taksi ile gelmek isterseniz 30 Euro taksi ücreti ödersiniz, otobüs ile ise 5 Euro. Yaklaşık her 15 dakika’da bir otobüs var ve şoför Ana Capri diye seslendiğinde otobüsten inin. Zirveye çıkmak yaklaşık 12 dakika sürüyor ve kalabalık sezonda 1,5 saat sıra beklenmesi gerekebilir. Biz gerçekten çok şanslıydık ve neredeyse hiç beklemeden binme olanağına sahip olduk. Göreceğiz harika manzaralar arasında Ischia Adası, Capri Büyük Liman ve heybetli manzarasıyla Vezüv Yanardağı bulunmakta.
Capri teleferik
Augustus Bahçeleri
Capri Adasındaki ünlü botanik bahçesidir. 20. yüzyıl başlarında Alman sanayici Friedrich Alfred Krupp tarafından evinin bahçesi olarak yaptırılmış. 1918 yılına kadar Krupp Bahçeleri sonra Augustus Bahçeleri olarak adlandırılmış. Harika manzarası olan bahçelerden Marina Piccola körfezi ve Faraglioni kayaları görülmektedir. Bahçe bölgesi, denize bakan teraslarda tasarlanmıştır. Her bölümde çeşitli bitkiler-çiçekler bulunmaktadır. Giriş ücreti 1 Euro’dur.
Augustus Bahçeleri
Via Krupp – Krupp yolu
Alman Sanayici Friedrich Alfred Krupp tarafından yaptırılmıştır. Burası Augustus Bahçelerini zikzaklı bir yol ile Marina Piccola’ya bağlanmaktadır. Kaya düşmesi tehlikesi nedeniyle bu yoldan geçiş yasaklanmıştır.
Via Krupp
Marina Piccola – Küçük Liman
Marina Grande’nin tam arkasında adanın güney yönünde bulunmaktadır. Denize girmek için ideal bir yerdir. Faraglioni manzaralıdır. Buraya deniz yoluyla, Via Krupp’dan yürüyerek ya da Capri’den veya Anacapri’den kalkan otobüslerle ve Cabrio taksilerle ulaşabilirsiniz.
Marina Piccola
Adada gezilebilecek diğer yerler
Adada yukarıda bahsettiklerimizin dışında da ziyaret edilebilecek yerler bulunmakla birlikte bizim zamanımız yeterli olmadığı ve göremediğimiz için bu yerler hakkında yorum yapamayacağım. Vaktiniz olursa 1535 yılında burayı fetheden Barbaros Hayrettin Paşa’dan adını alan Barbarosa Kalesi, Ana Capri’den otobüsle ulaşabileceğiniz Punta Carena (deniz feneri), Ana Capri meydanına yakın Villa San Michele ve İsveçli hekim Axel Munthe’nin evi gezilebilecek diğer yerler arasında sayılabilir. Biz kale ve deniz fenerini altığımız tekne turunda denizden gördük.
Punta Carena-Deniz Feneri tekne turları Deniz Feneri önünden de geçmekte
Adada yeme-içme
Adada çok sayıda cafe-restoran bulunmakta. Biz günü birlik geldiğimiz ve gezilecek/yapılacak çok şeyimiz olduğu için bir restoranda oturup keyifle yemek yiyemedik. Daha çok ayaküstü bir şeyler yiyerek zaman kazanmayı tercih ettik. O nedenle de tavsiye edeceğimiz, mutlaka denenmeli diyebileceğimiz bir restoran bulunmamaktadır. Ancak Marina Grande’de gayet lezzetli, farklı aromalı biralar var denedik ve beğendik. Bunun dışında Marina Grande yakınında bir cafede buz gibi limoncellomuzu içmeden adadan ayrılmadık. İtalya’dan dönmeden aldığımız ve eve getirdiğimiz limoncellodan nedense aynı lezzeti alamadık ya biz hazırlamayı beceremedik ya da her şey yerinde güzel:))
Karadağ mutfağı gerçekten insanı mutlu edecek türden bir mutfak. Dilediğiniz her şeye ulaşmak mümkün. Özellikle et ve deniz mahsulleri gerçekten başarılı. Bunların haricinde etkileşimden dolayı ülkede Türk ve İtalyan mutfağı da yaygın olarak karşınıza çıkmakta. Unlu mamuller, peynirler, kebap çeşitleri ve baklava gibi lezzetlere ulaşmak gayet kolay.
Karadağ’da ne yenir ?
Old Fisherman’s Pub- Budva’daki ilk günümüzde hem yorgun hem de oldukça acıkmış olmamız nedeniyle ilk denediğimiz ve de oldukça memnun kaldığımız bir pub. Sahilde, manzarası güzel, porsiyonları doyurucu ve lezzetli, keyifli bir mekan. Üstelik uygun fiyatlı. İki adet büyük boy Niksicko eşliğinde (Karadağ birası) ortaya söylediğimiz ve iki kişinin rahatlıkla doyacağı deniz mahsulleri tabağı bizi fazlasıyla mutlu etti. Hepsine 15 euro ödedik.
Jadran Kod Krsta-Budva-Budva sahildeki marinada restoranlar peş peşe sıralanmış durumdalar. Açıkçası bir birlerine benzer hizmet kalitesi ve menülere sahipler. Biz popüler restoranlardan biri olan Jadran Kod Krsta’da Karadağ’ın meşhur Cevappici köftesini salata ve birkaç meze eşliğinde yedik. Gerçekten başarılı bir restoran. Akşamları deniz kenarında canlı müzik eşliğinde oldukça keyifli vakit geçirmenizi sağlayacak bir mekan.
Jadran Kod Krsta
Porto Restoran, Budva– Yine marina da tabakları oldukça lezzetli ve diğerlerine göre biraz daha şık bir restoran diyebilirim. Fiyatlar Türkiye’ye göre oldukça hesaplı . Yediğimiz her şeyden çok memnun kaldık. Burayı oteldeki görevlinin tavsiyesi üzerinde denemek istedik. Yine yüksek sezonda mutlaka rezervasyon yapılmalı. Karadağ’ın meşhur ahtapot salatası, ızgara balık, paella ve bir şişe şarap sipariş ettik. Toplam 55 euro hesap geldi. Ahtapot salatası ve ızgara balık gerçekten muhteşemdi ancak paellası ortalama lezzette. Tabakları doyurucu.
BBQ TANJGA, Kotor: Kotor ana otobüs terminaline yakın bir aile işletmesi. Tabakları oldukça doyurucu ve gerçekten et işini biliyorlar. Izgaraları çok çok lezzetli, yanında meze ile sunuyorlar. İki kişilik menü söyleyecektik ancak siparişi alan kişi bizi bir süzdü, ölçtü, tarttı ve size tek kişilik tabak yeterli dedi:) İyi ki dinlemişiz kendisini, gerçekten bitirmekte zorlandık. İçeri girince kasap bölümü ve kapalı alanda kısıtlı masası var ancak arka kapıdan bahçeye açılan bölüm daha geniş. Oldukça dolu, yüksek sezonda yer bulma zorluğu yaşanabilir ve doluluktan dolayı servis biraz yavaş. Öyle romantik bir yemek ya da uzun uzun oturulacak bir restoran olmadığını da belirtmek isterim ama yolunuz düşerse mutlaka deneyin derim.
BBQ Tanjga
Fish Express-Salaş, sokak lezzetleri ya da fast food diye tanımlayabileceğimiz türden bir mekan. Tahta masalar, sandalyelerde oturarak deniz mahsulleri yiyebileceğiniz bir yer. Oldukça hesaplı, dilerseniz yemeğinizin yanında ev yapımı şarap ikram ediyorlar. Elbette restoranlardaki lezzet ve porsiyon büyüklüğünü bulamıyorsunuz ancak çok da pahalı olmasın, hızlı bir şekilde bir şeyler yiyelim derseniz tavsiye ederim. Porsiyonlar yaklaşık 5 Euro civarı.
Ayrıca her yerde uygun bütçeli oldukça doyurucu dilimi 2 euro’ya pizza satan dükkanlar ve birçok ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz marketler mevcut.
Hemingway Pub-Slovenska Obala caddesinde, Majestik otelin giriş katında bulunmakta. Kokteylleri oldukça iyi hazırlıyorlar, en azından bizim içtiklerimiz başarılıydı.
Milli içecekler
Niksicko ülkenin yerli birası ve biz çok beğendik, lezzetli ve içimi kolay. Marketlerde de uygun fiyatlı satılmakta.
Karadağ birası
Rakija-Karadağ halkı tarafından evlerde de üretilen yerli içki. Adı benzemekle birlikte bizim rakıya benzemiyor açıkçası, şat bardağı olarak tanımlayabileceğimiz küçük bardaklarda sek olarak sunulup, içiliyor ve oldukça sert. Yudum yudum içilmekte. Evlerde yapılanların alkol oranı oldukça yüksek ama marketlerde ya da restoranlarda sunulanların alkol oranları ev üretimine göre daha düşük seviyede.
Bunun dışında marketlerde küçük meyve suyu şişelerinde kokteyl içkiler bulabilirsiniz. Güzel hazırlanmış bir kokteylin yerini tutmamakla birlikte, sahilde oturup dinlenirken ya da güneşlenirken yanında atıştırmalıklarla güzel gidiyor .
Budva gezilecek yerler başlıklı yazımızın linki aşağıda bulunmaktadır.
Montenegro gezilecek yerler, Kotor gezilecek yerler, Budva gezilecek yerler ve Perast gezilecek yerler yazılarımızın linkleri aşağıdadır.