Adriyatik kıyısındaki Balkan ülkelerinden bir olan Karadağ, gerek doğası gerek gezilecek yerler , eğlence ve mutfak anlamında gidilmeye değer küçük bir ülke. Gittiğimiz yıl vizesiz olması nedeniyle ayrı cazibe noktası olmasına karşın vize uygulaması başlattı ama yine de mutlaka gezi planlarına eklenmesi gereken bir rota.
Ekim ayında 5 gece olarak planladığımız gezimiz, havaların güzel olması sayesinde hem kültür turu hem de deniz tatili yapmamıza olanak tanıdı. Deniz gerçekten muhteşem, tertemiz, tuz oranı ve ısısı oldukça iyi. Temmuz-Ağustos aylarında hava çok sıcak, turistik bölgeler çok kalabalık ve plajlarda yer bulma sorunu yaşanabilir. İdeal zaman Haziran ve Eylül ayları olabilir.
İstanbul’dan Montenegro’ya hem başkent Podgorica hem de Tivat havaalanlarına direk uçuş bulunmakta. Air Montenegro ile İstanbul’dan Tivat’a uçtuk. Uçuş yaklaşık 1.5 saat. Türkiye ile 1 saat zaman farkı var.
Konaklama için Budva’yı seçtik ve gezilecek yerler birbirine çok yakın olduğu için de otel değiştirmedik. Budva’da daha çok yapılaşma var. Eski halini korumuş olan Kotor ve Perast kimliğini daha iyi korumakta ama Budva hem daha oyalayıcı bir şehir hem yeme-içme cesitliligi açısından daha zengin, Kotor’a göre de daha uygun bütçeli.
Tivat havalimanı oldukça küçük. Otobüs kullanmak istiyorsanız havalimanı içinde otobüs durağı yok. Otobüs durağına havalimanı otoparkından çıkıp otoyolda sola dönüp yaklaşık 200 metre yürüdükten sonra ulaşabiliyorsunuz ancak yol gelişli gidişli bir yol ve yer yer kaldırım yok, dikkatli olmak gerek. Bu otoyol ülkede tüm beldeleri birbirine bağlayan otoyol.
Tivat-Budva otobüs ücreti 4 euro, 1 euro da bagaj toplam 5 euro, oldukça ekonomik. Tivat-Budva arası 20 km ve otobüsle yaklaşık 30 dakikada ulaşılıyor tabi bu söylediğim yoğunluğu düşük bir sezon için geçerli. Yazın trafik yoğunluğu arttığı için süre 40-60 dakika olabiliyormuş. Yaklaşık yarım saat arayla otobüs bulunuyor. Yine de dönüşünüzde uçağınızı kaçırmamak için temkinli olmakta fayda var. H.limanı çıkışında taksiciler sizi almak için yarış halinde oluyor. Ücret yaklaşık 25 euro. Limanda araç kiralamak da mümkün. Taksi ile yaklaşık 20-25 dakikada Budva’ya ulaşabiliyorsunuz.
Korsan taksicilik de yaygın. Havalimanı çıkışında beklediğinizde yanınıza yanaşıyorlar, biz de bu şekilde limandan Budva’ya gittik, kişi başı 5 euro ödedik. Binerken Budva otobüs durağına kadar anlaşmamıza rağmen kalacağımız otele kadar bıraktı. Ama binmeden önce mutlaka fiyat alın.
Karadağ Haritası
Karadağ kaç günde gezilir? Karadağ’a yapılacak 5-6 günlük bir gezi hem sahil şeridini hem de iç kesimlerde kalan bölgeleri gezmek için yeterli olacaktır. Deniz tatili için Budva’nın en iyi şehir olduğunu düşünüyorum.
Karadağ’da gezilecek yerler : Gezimiz sırasında Budva, Kotor, Perast, Tivat ve Herceg Novi şehirlerini gezme imkanı bulduk.
Kotor gezilecek yerler, Budva Gezilecek yerler, Perast Gezilecek Yerler ve Karadağ’da ne yenir? yazılarımız aşağıda bulunmaktadır.
Kotor Körfezinde yer alan Perast esşiz bir sahil kasabası. O kadar güzel ki anlatmaya kelimeler gerçekten yetersiz kalır, görsel bir şölen. Çok küçük bir yer olmasına rağmen ama ayrı bir başlık altında anlatılmayı hakediyor. Gerçekten kartpostal kıvamında, Unesco koruması altında, çok güzel bir ortaçağ köyü. Karadağ’a gidildiyse mutlaka görülmeli.
Budva’dan ya da Kotor’dan otobüsle gidilmekte. Budva otobüs terminalinden kalkan otobüsler önce Kotor ardından Perast’a gidiyor. Gittiğimizde ücreti 4 euro idi. Budva-Kotor arası yaklaşık 20 km ve otobüsle 30 dakika sürüyor ama yüksek sezonda yolculuk 45 dakikaya kadar çıkabilir. Perast’a giderken dönüş otobüsünün saatini sormakta fayda va. Düşük sezonda seferler daha seyrek oluyor.
Perast gezilecek yerler
Perast St.George ve Our Lady of the Rocks adacıklarına en yakın yerleşim yeri. Sahilde dizili restoran ve kafeler var. Çok büyük bir yer olmadığından fazla mekan bulunmamakta. Ana caddesi trafiğe kapalı. Denize girmeyecekseniz yapacak pek bir şey yok. 2 saatten az bir sürede rahatlıkla turlanabilir. St.George ve Our Lady of the Rocks adalarını bir sonraki gün alacağımız tekne turunda gezeceğimiz için fazla oyalanmadık. Eğer Karadağ’da büyük tekne tura almayacaksanız, Perast’tan da bu adacıklara tekne ile geçebilirsiniz, ücreti kişi başı 2 euro. Kotor’dan da aynı şekilde bu adalara tekne turları var.
Perast’ta iki küçük ada dışında gezilebilecek yerler şehir müzesi (giriş 4 euro) ve St.Nicholas Church. Ayrıca denize girilebilecek harika plajlara sahip.
Perast St.Nicholas Kilisesinin çan kulesine 1 euro karşılığında çıkabiliyorsunuz. Kilise her gün 12.00’de açılıyor. 150 merdivenli çan kulesine ulaşınca gördüğünüz manzara tarifsiz güzel. Şayet çan kulesine çıkmak istemezseniz, kilisenin sol yanındaki merdivenleri tırmanarak da harika fotolar çekebileceğiniz, muhteşem manzaralı sokaklara ulaşabilirsiniz.
Perast St.Nicholas Kilisesiçan kulesi
St.George ve Our Lady of the Rocks adaları
St. George adası yada Sveti Djordje ibadethane olarak kullanıldığından ziyarete kapalı, gezilemiyor. İçinde manastır ve çan kulesi var.
Perast Kayaların Leydisi
Our Lady of the Rocks ya da Kayaların Leydisi ise insan eliyle 600 yıl önce yapılmış bir ada. Adadaki kilise ziyarete açık. Kiliseyi gezmek isterseniz ücreti 5 euro.
Hikayesine gelince geçmiş zamanda burada birçok balıkçı yaşarmış. Balıkçılar bu bölgeyi gezdiğinde bir gün Meryem Ana figürlü bir ikon bulunuyor. Bu ikonu alıp manastıra getiriyorlar. Fakat bu ikon yine sabahları aynı yere geliyormuş. Bu birkaç gün böyle devam etmiş. Sonradan din adamları ve balıkçılar bunun bir işaret olduğuna karar vermişler ve burada bir kilise inşa etmeye karar vermişler. Fakat ada kayalıklardan ibaret olduğu için burada kilise inşa edilmesi çok zormuş. Daha sonra gemilerle buraya taş taşımışlar ancak getirilen taşlar bir türlü yerinde tutunamayıp suyun taşınmasıyla yer değiştiriyorlarmış. Daha sonra farklı tekniklerle taşları tutturup burayı yapay ada haline getirmişler ve en sonunda bu yapay ada üzerinde Our Lady Of The Rocks kilisesini inşa etmişler (1722 yıllında).
Adadaki chapel ve müze gerçekten ziyaret edilmeyi sonuna kadar hak ediyor. Tavan süslemeleri ve özellikle üst kattaki el yapımı goblen sanırım müzedeki en meşhur eser. Eşi uzun seyahatlere çıkan Jacinta isimli bir kadının gümüş ve altın tellerin yanı sıra kendi saç telini kullanarak işlediği ve yapımı 25 yıl kadar süren bir goblen yapmış. İşlemeyi bitirdiğinde gözlerinin görme yetisini kaybetmiş. İşlemenin alt sırasında kullandığı saç telleri koyu renkli iken ilerleyen yıllarda saçlarının beyazladığı, işleme üzerindeki motiflerde kullanılan saç tellerinden kolaylıkla görülebilmektedir. Elektriğin ve teknolojinin olmadığı zamanlarda yapılmış bu eser kadının ne kadar iyi bir sanatçı olduğunun da göstergesi.
Kotor gezilecek yerler, Budva gezilecek yerler ve Karadağ’da ne yenir? başlıklı yazılarımız aşağıdadır.
1979 yılından bu yana Unesco Dünya Mirası listesinde yer alan Kotor, Karadağ’da en çok turist çeken yerlerden biri olup, gerçekten de çok güzel bir sahil kasabasıdır.Konum olarak Adriyatik denizinde Boka olarak adlandırılan körfezde yer alır ve yemyeşil yüksek dağlarla çevrilidir.
Adriyatikle iç içe, etrafı yeşil dağlarla çevrili ve Orta Çağ mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan Strari Grad (Old Town) Karadağ’ın en güzel yerlerinden biri. Kotor Körfezi doğal limanıyla büyük yolcu gemilerinin Avrupa’daki en önemli destinasyonlarından. Ayrıca sahip olduğu harika plajları nedeniyle deniz turizmi açısından çok iddialı. Deneyimleyemesek de eteklerinde kurulduğu Lovcen dağı yürüyüş sevenler için harika rotalar sunmakta.
Sahip olduğu konum nedeniyle tarihte hep fethedilmek istenen ve Romalılar tarafından M.Ö.168 yılında kurulan Kotor, Bulgarlar, Sırplar, Macarlar ve Venedik hakimiyetine girmiş. Osmanlı tarafından da kuşatılan şehir, şehrin Venedikle yaptığı işbirliği neticesinde çok iyi korunduğu için Osmanlı hakimiyetine hiç girmeyen Karadağ şehri olmuş. Yugoslavya döneminde bir süre Yugoslavya’nın bir parçası olmakla birlikte dağılmadan sonra kendi başına Karadağ sınırları içinde kalmış. Şehrin nüfusununu büyük bölümünü Karadağlılar, Sırplar, Hırvat ve Yugoslavlar oluşturmakta bu da şehre farklı bir zenginlik katmakta.
Budva’daki üçüncü günümüzü Kotor ve Perast’a ayırdık. Budva otobüs terminalinden kalkan otobüslerle ulaşılmakta.
Budva-Kotor arası yaklaşık 20 km ve otobüsle gidiş bizim gittiğimiz dönemde en fazla 30 dakika sürüyor ama yüksek sezonda yoğun trafik nedeniyle yol 45 dakikaya kadar çıkabiliyormuş.
Kotor gezilecek yerler :
Eski şehir surlarla çevrili alan yani sur içinde kalan kısım. Uzun süre Venedik hakimiyetinde kaldığını hemen anlaşılıyor.
Old Town (Eski Şehir)
Kampana Kulesi
Kotor Katedrali
Kotor Saat Kulesi
Sveti Luka Kilisesi
St. Nikola Kilisesi
Pima Sarayı
Denizcilik Müzesi
Napolyon Tiyatrosu
Eski şehire 3 adet kapıdan girilebiliyor. Kuzey, Güney ve Deniz Tarafı Kapısı. Deniz Tarafı kapısı sonradan açılmış bir kapı. Aracınızla gelecekseniz bu kapının dışında yolun karşısında araç park yeri var. Ayrıca bu kapının girişindeki turist infodan Kotor Old Town’daki gezilecek noktaları ve planını gösteren harita edinebilirsiniz (Türkçe harita da var). Kapının üzerinde Yugoslavya Devlet Başkanı Tito’nun “Bizim olanı vermeyiz, başkasına ait olanı istemeyiz” sözü bulunmakta. Kuzey kapısına Skurda Nehri üzerindeki kapıdan ulaşılabiliyor. Kotor’da konaklayacaksanız Deniz kapısı önünden kalkan otobüslerle Tivat ve Perast’a gidebilirsiniz. Budva’ya gidecekseniz Güney kapısına 5 dakika yürüme mesafesindeki otobüs terminalinden kalkan otobüslere binmeniz gerekmekte. Karadağ küçük bir ülke ve mesafeler çok yakın. Araç kiralarsanız elbette daha kolay ve vakit kaybetmeden gezme imkanına sahip olursunuz. Özellikle şehir merkezleri dışındaki plajlara ulaşmanız çok daha pratik ancak bizim yaptığımız gibi otobüs kullanarak da Kotor’u rahatlıkla gezebilirsiniz. Güney Kapısı ise 13. yüzyıl tarihli ve şehrin en sakin kapısı. Fotoluk harika bir kapı.
Kotor
Kotor Kampana Tower -Şehrin Skurda Nehri köşesinde kalan burç, 13. ve 14. yüzyıllarda kalenin güçlendirilmesi için yapılmış. Kotor Kalesi’ni gören, fotoğraf için güzel bir açıya sahip
Kotor Kalesi
Kotor Kalesi Tepesi (St.John) : Kotor’un körfezinin fyort benzeri manzarasını en iyi görebileceğiniz yer. Tepeye merdivenle çıkmak yaklaşık 35-40 dakika sürüyor. 1355 basamak var. Stari Grad içinden çıkılıyor ve merdivenlere nasıl gidileceğini gösteren tabelalar mevcut ancak çıkış kişi başı 8 Euro. Her ne kadar eşsiz bir manzarası olduğunu paylaşım yapanların fotolarından görsek de açıkçası gereksiz pahalı bulduk ve çıkmadık. Bununla beraber sabah 08:00’den önce tırmanışa geçerseniz bilet kesen görevlinin henüz iş başı yapmadığı için ücret ödemek zorunda kalınmadığını bir yerlerde okumuştuk. Erken gidip şansınızı deneyebilirsiniz. Zaten sıcaklarda Kotor’a gittiyseniz en iyisi erkenden çıkmak. Ayrıca ücret ödemeden çıkılan bir yol daha olduğunu bir sonraki gün aldığımız Boka By tekne turundaki yerel rehberimiz söyledi ve yolu tarif etti. Kendisi bizzat buradan tepeye çıkmış, onun yalancısıyız:)
Tarifine göre Deniz Kapısı ve turist info noktası sağınızda kalacak şekilde yolda yürüyorsunuz. Skurda nehrini geçtikten ileride 2.sağdan dönüyorsunuz. Saptığınız bu yolda sol tarafta Kamelinja shopping center’ı göreceksiniz. Bu yolda dümdüz ilerliyorsunuz. Burası merdivenli bir çıkış değil, patika o nedenle tırmanmak daha uzun sürüyor. Yalnız tırmanışa geçtiğinizde yol ne zaman ikiye ayrılsa siz solu değil sağ tarafı seçeceksiniz. Tepeye ulaştıktan sonra dönüş yolunda bilet sorulmadığı için inişi paralı yoldan yapabiliyorsunuz.
Kaleye ücretsiz çıkmak için takip edilecek yol
Kotor Lady of Remedy Kilisesi : Kotor kalesine merdivenli yoldan çıkarsanız yolun yarısında bulunan kilise. Ücretsiz tırmanma yolunu tercih ederseniz de dönüşte uğrayıp eşsiz fotolar çekebileceğiniz harika bir nokta. Biz çıkmadığımız için fazla yorumda bulunamayacağız.
Silah Meydanı (Square of Arm) ve Saat Kulesi: Eski şehre Deniz Kapısından girdiğinizde solunuzda kalan meydan ve burada bulunan saat kulesi. Meydan oldukça kalabalık ve güzel. Soluklanmak için kafeler ve restoranlar bulunmakta. Silah meydanı Eski şehir Belediye Binası, Presin sarayı, Bizanti ve Beskuca Sarayları ve Venedik cephaneliği ile çevrili.
Kotor Saat Kulesi : Silah meydanında (Square of Arms) her iki yüzünde de saat bulunan dikdörtgen yapıdaki kule. (Clock tower) 1602 yılında yapılmış. Ön cephesinde Karadağ prensliğine ait arma bulunmakta. Saat kulesi yapıldığından beri üzerindeki saatlerin hiç şaşmadan doğru zamanı göstermekte ayrıca tamir ve bakımları nesiller boyu hep aynı aile tarafından yapılmakta.
Pima Sarayı: Un meydanında yer Pima ailesinin sarayı. 17.yy da yapılmış ve cephesindeki koyu yeşil panjurları ile çok güzel bir yapı
Saint Thyrphon Katedrali– (Aziz Thyrphon) Roma Katolik katedrali. Kotor Old town’daki en gösterişli ve en önemli yapılardan biri diyebiliriz. Kotor şehrinin koruyucusu olduğuna inanılan Aziz Thyrpon’un kemikleri İstanbul’dan getirilmiş ve katedral inşa edilince buraya konmuş. Getirildiği günden beri Kotor’un en önemli festivallerinden biri olan St.Tripun Day düzenlemekteymiş. Katedralin üst katıda kıyafetler, haçlar ve tabloların bulunduğu bir müze var. Yanında ise piskoposluk sarayı ve konutu bulunmakta
Kotor Denizcilik Müzesi-Biz gezmedik ancak vaktiniz varsa gezilebilir. Giriş 4 euro
St. Luke Meydanı: Sveti Luke ve St.Nicholas Kiliseleri
St. Luke kilisesi Katolik kilisesi olarak yapılmasına rağmen 17. yüzyılda Kotor’a gelen Sırp ortodokslarının da kullanmalarına izin verilmiş ve içinde hem Katolik hem de Ortodoks mihrabı bulunmakta. Buradan da Kotor şehri halkının din farkı gözetmeksiniz tüm inananlara kapılarını açtığını görmekteyiz. Eskiden Kotor şehrinde yaşayanlar kilisenin içine defnedildiğinde zemin mezar taşları ile kaplı
St. Nicholas Kilisesi meydandaki en gösterişli yapı. Denizlerin koruyucu azizi St.Nicholas’a ithafen 20.yy başında yapılmış Ortodoks kilisesi. Etkileyici bir yapı ve mutlaka gezilmeli
Kotor Old Town içinde ayrıca “women talks a lot” (kadınlar çok konuşur) çeşmesini de gezebilirsiniz. Eskiden su ihtiyacının sokaklardaki/meydanlardaki çeşmelerden karşılandığı ve bu noktaların kadınlar için sosyalleşme, konuşma yeri olmasından dolayı bu isim verilmiş.
Günümüzde otel olarak kullanılmakta olan, Fransızlar tarafından inşa edilmiş Napolyon Tiyatrosu
Budva gezilecek yerler ve Karadağ’da ne yenir yazılarımıza aşağıdaki linklerde ulaşılabilir.
Karadağ’ın en çok turist çeken şehri olan Budva’nın geçmişi 2.500 yıl öncesine dayanmakta. Aslında küçük bir yarımadayı kaplayan tarihi bir şehrin etrafında zamanla yerleşimin gelişmesi ve büyümesiyle oluşmuş. Özellikle deniz tatili için gidilebilecek çok güzel bir destinasyon, kendisini oldukça sevdik.
Budva’ya nasıl gidilir ?
Türkiye’den Karadağ’a gitmek için hem başkent Podgorica hem de Tivat havaalanlarına direk uçuş bulunmakta. Budva Tivat havaalanına yakın. Tivat havalimanı oldukça küçük. Otobüs kullanmak istiyorsanız havalimanı içinde otobüs durağı yok. Otobüs durağına havalimanı otoparkından çıkıp otoyolda sola dönüp yaklaşık 200 metre yürüdükten sonra ulaşabiliyorsunuz ancak yol gelişli gidişli bir yol ve yer yer kaldırım yok, dikkatli olmak gerek. Bu otoyol ülkede tüm beldeleri birbirine bağlayan otoyol.
Otobüsle Tivat-Budva 4 euro, 1 euro da bagaj toplam 5 euro, oldukça ekonomik. Tivat-Budva arası 20 km ve otobüsle 30 dakikada ulaşılıyor tabi bu söylediğim bizim ki gibi yoğunluğu düşük bir sezon için geçerli. Yazın trafik yoğunluğu arttığı için süre 40-60 dakika olabiliyormuş. Yaklaşık yarım saat arayla otobüs bulunuyor. H.limanı çıkışında taksiciler sizi almak için yarış halinde oluyor. Ücret yaklaşık 25 euro. Limanda araç kiralamak da mümkün. Taksi ile yaklaşık 20-25 dakikada Budva’ya ulaşabiliyorsunuz.
Havalimanı çıkışı korsan taksi kullandık ama liman içine girmiyorlar, liman çıkışında beklediğinizde geçen ve uygun olan bir tanesi yanaşıyor. Kişi başı 5 euro civarı, otobüs ücreti kadar. Bindiğimiz Budva otobüs durağına kadar anlaşmamıza rağmen kalacağımız otele kadar bıraktı, oldukça zaman kazanmış olduk. Kaldığımız süre içinde bu şekilde birkaç kez daha korsan taksi kullandık, korsan taksicilik Karadağ’da oldukça yaygın. Ama binmeden önce mutlaka fiyat alın.
Budva’da nerede kalmalı?
Budva, Kotor ve Perast’la karşılaştırıldığında yapılaşma açısından daha şehirimsi ama onlara kıyasla daha oyalayıcı ve yeme-içme cesitliligi açısından daha zengin. Ayrıca konaklama seçenekleri çok daha uygun fiyatlı. Özellikle deniz tatili yapıyor ve uzun kalacaksanız Budva tercih edilmeli ama kısa süreli seyahatlerde nerede kaldığınız çok da önemli değil açıkçası. Küçük bir ülke olduğu için Kotor ya da Perast’ta kalıp Budva’ya da rahatlıkla geçebilirsiniz. Ayrıca Budva plajları oldukça temiz ve birçok yerde ücretsiz denize girme imkanı bulunmakta.
Oda-kahvaltı bir otel arıyorduk gitmeden önce de birkaç öneri almıştık ama gideceğimiz tarihlerde uygun yer olmadığı için internetten bulduğumuz Otel Kadmo’da karar kıldık. Ekim ayında gittiğimiz için denize sıfır bir yer olması şart değildi. Otel hem merkeze yakın hem de çok sakin bir sokakta. Yeni ve temiz, odaları çok geniş ve ferah. Otobüs terminali ya da durak yürüyerek birkaç dakika. Her yere yakın. Old town yürüyerek 15 dakika. Tekne turu, boka bay turu vs. almak isterseniz en fazla 7-8 dakika yürüyerek sizi alacakları yere ulaşabiliyorsunuz. Ayrıca kahvaltısı fena değil ve çeşit yeterli, aç kalmıyorsunuz. Çalışanları son derece kibar ve yardımcı. Ne isterseniz sorabilirsiniz, dakikalarca sıkılmadan bilgi veriyorlar. Budva’da marketler akşam 22.00’ye kadar açık tek istisna Pazar günü. Pazar günü daha erken saatte 16.00 gibi kapanıyor ama daha geç saatlere kadar açık olan küçük bakkal tarzı alışveriş yerleri de var.
Budva kaç günde gezilir ? Tek başına Budva küçücük bir şehir, bir tam gün kendisi için yeterli ama gitmişken yakındaki çevre iller de gezilir. Biz 5 gece 6 günlük bir gezi planladık. Kaldığımız süre içinde Budva’yı merkez aldık, orada konaklayarak Kotor ve Perast’a Budva’dan geçtik. Kalınacak süre deniz mevsimine ve gidilecek yerlere göre uzatılılıp kısaltılabilir. Havanın elverisli ve denize girmenin mümkün olması nedeniyle bu süre içinde gerçekten hiç sıkılmadık ama kışın gidecekler süreyi daha kısa tutabilir.
Budva’da gezilecek yerler :
Stari Grad (Old Town)
Citadel (Hisar)
Azize Maria Kilisesi
Holy Trinity Kilisesi
Aziz Sava Kilisesi
Aziz Ivan Kilisesi
Arkeoloji Müzesi
Dans Eden Kız Heykeli
Sveti Stefan Adası
Sveti Nikola Adası (Hawaii adası)
Budva Plajları & Tekne turu
Stari Grad (Old town) : Kaldığımız otelden yürüyerek Slovenska Obala caddesi üzerinden Stari Grad’a geçtik. Slovenska Obala caddesi Budva’nın kalbi diyebiliriz. Cadde üzerinde deniz kenarında bolca restoran seçeneği mevcut.
Stari Grad’ı ziyaret ettiğinizde sokaklardaki hediyelik eşya dükkanlarını dolaşmanızı, cafelerinde oturup kahve veya güzel bir Karadağ şarabı içerek sürekli hareket halindeki turist kalabalığını seyretmenizi tavsiye ederiz. Bu arada Stari Grad’taki dükkanların birçoğunun işletmecisi Türk, en azından biz gittiğimizde öyleydi. Ekim ayı olmasına rağmen Turist olarak da çok sayıda Türk vardı.
Budva Stari GradBudva Budva Budva Dans eden kız heykeli
Dans eden kız heykeli : Heykeli görmek için, Stari Grad’dan çıkıp Mogren Plajı’na giden, kayaların altına oyulmuş olan patikaya girdiğinizde, sadece 50 metre yürümeniz yeterli, bronz heykeli göreceksiniz. Heykel, arkasındaki Stari Grad manzarası ile tam Instagram’lık bir görüntü sergiliyor. Akşam üzeri giderseniz foto çekilmek için ışık çok daha güzel oluyor.
Budva’da ikinci günümüz:
Sveti Stefan : Bugün önce karayolu ile Sveti Stefan adasına gitmek, öğleden sonra da yaklaşık 1.5 saat süren tekne turu alarak hem Hawaii adasına gitmek hem de Sveti Stefan adasını bu kez de tekne ile denizden görmek istedik. Turlar Hawaii adasında 30 dakika süren küçük bir mola vermekte.
Otelimiz otobuslerin de gectigi ana cadde olan Adriatic Hwy’e çok yakin oldugundan yürüyerek duraga geldik. Otobüs beklerken yanımıza yaklaşan korsan taksinin kişi başı 3 euro olan cazip teklifini kabul ederek korsan taksi ile Sveti Stefan’a ulaştık. Bu arada otobüs 2.5 euro, ayrıca otobüs dediğime bakmayın bunlar aslında bizim minibüslerin kıvamında çok da büyük olmayan ulaşım araçları. Ödemeyi binince şoföre yapıyorsunuz. Budva-Sveti Stefan arası yaklaşık 9-10 km.
Her nekadar birbirimizin dilinden anlamasak da şoföre bizi yarımadayı yukarıdan görecek şekilde tepedeki otobüs durağında bırakmasını anlatabilmeyi başardık. Bence sizler de dilerseniz öncelikle yukarıdan bu harika manzarayı görüp daha sonra aşağı doğru yürüyerek yarım adanın halka açık olan plajına ulaşabilir ve dilerseniz plajda yüzüp, harika fotolar çekebilirsiniz.
Sveti Stefan 15. yüzyılda Venedikliler tarafından Türkler’den ve korsanlardan korunmak için yapılmış. İçerisinde 100 kadar ev, 3 kilisenin olduğu, dar bir berzah ile kıyıya bağlı olan Sveti Stefan Adası, 19. yy’da 400 kadar kişinin yaşadığı bir yermiş. Etrafı surlarla çevrili ada1960’lı yıllara kadar bir balıkçı köyü olarak gelmiş. 1934 yılında ise, Sırbistan kraliçesinin yazlık sarayı inşa edilmiş. 2007 yılında, Karadağ’ın turizmini canlandırmak için Sveti Stefan adası 30 yıllığına Aman Resorts otel grubuna kiraya verilmiş. Eski binaların dış cepheleri büyük ölçüde korunmuş ancak içleri renove edilerek oldukça lüks ve modern bir otel atmosferi yaratılmış. Ada’yı gezmek için ya konaklamak ya da içindeki restoranların birinde yemek yemek vs. gerekiyor.
Tepeden Sveti Stefan manzarasını gördükten sonra aşağıya doğru yürümeye başladık. Yaklaşık 300 metre yürüyünce soldan içeri doğru giren yola saptığınızda villa Milocer’e ait özel plaja giden yola giriyorsunuz. Yaya olduğumuz için otopark bariyerinin yanından yürüyerek geçtik, parkın içinden plaja ulaştık ve harika bir manzara ile denizin bizi beklediğini gördük. Gittiğimizde sezon sonu olduğu için şezlong, şemsiye bulunmamaktaydı ama havlunuzu atıp keyfini çıkarabilirsiniz. Bu arada deneyimlediğimiz kadarıyla Karadağ plajları taşlık. Şayet deniz tatili için gidiyorsanız ve bagajınız müsaitse deniz ayakkabısı almanızda fayda var.
Yaklaşık 300 metre uzunluğunda tek kelimeyle muhteşem bir plaj. Aracınızla gelecekseniz otoparkı ücretli, sanırım 12 euro imiş, İki şezlong 1 şemsiye 16 euro. Sveti Stefan yarım adasının diğer yanındaki plaj Crvena Glavica beach. Yine giriş ücretsiz ama şezlong ve şemsiye ücretli ve oldukça pahalı. Yanınızda termosunuzu ve atıştırmalıklarınızı alıp harika denizden ve Sveti Stefan’a karşı yüzme keyfinden sonuna kadar faydalanın derim. Ülkenin her yeri denize girilebilecek harika plajlarla dolu ama biz burayı ayrı bir beğendik.
Bu görsel şöleni iyice içimize sindirdikten sonra geldiğimiz yoldan geri dönerek caddeye çıktık ve sol tarafa yürüyerek otobüs durağına ulaştık. Turist information noktasının önünden minibüs otobüse binerek Budva’ya geri döndük. Kişi başı 2 euro. Bu arada Budva belediyesine bağlı, Sveti Stefan’a varmadan yer alan Przno köyü’de gerçekten harika küçük bir köy. Bu köydeki Przno ve Queen’s Plajları’da yüzmek için harika seçenekler olduğunu aklınızda bulundurun.
Budva merkeze dönünce Budva sahilinden kalkan, Sveti Stefan’ı denizden görüp fotoğraflayabileceğiniz sonrasında da Hawaii adasına gidip yaklaşık yarım saat adada mola verilen tekne turumuza katıldık. Bu tekne turları 1.5 saat sürüyor ve Ekim ayı olması dolayısıyla saat 12.00 ve saat 14.00’de olmak üzere günde iki kez yapılıyor. Yazın ise saat başı yapılıyor. Hawaii adası plajı yine Ekim ayı olmasından dolayı kapatılmış. Bu nedenle yazın yapıldığı gibi tekneyle gelmişken adada daha uzun kalayım sonraki teknelerin biriyle dönerim şansınız yok. Yazın gittiyseniz adada daha uzun kalıp güzel denizinden dilediğiniz kadar faydalanabilirsiniz. Bu arada dönüşte tekrar ücret ödemiyorsunuz. Sadece gidişlerde ücret ödeniyor dönerken dilediğiniz birine binip dönüyorsunuz. Ücreti kişi başı 5 euro. Ancak Budva’dan saati 25 euro ödeyerek şahsi tekne kiralarsanız durum daha farklı. Ödediğiniz saat kadar tekne sizi istediğiniz kadar gezdiriyor. Sveti Stefan’ı denizden de görmek çok güzel ama karadan manzarası bize göre daha büyüleyici. Hawaii adası ise deniz mevsiminde gittiyseniz mutlaka gidilmeli-görülmeli bir yer. Biz adada üşenmedik kısacık sürede denize de girdik, iyi ki de girmişiz, muhteşem bir denizi var.
Saat 13.30 gibi turumuz sonlanarak Budva’ya döndük. Vakit erken hava da şansımıza çok güzel ve sıcak olduğundan günün geri kalanını geçirmek ve denize girmek için Mogren plajına doğru yöneldik.
Budva Mogren plajı ücretsiz girilen bir plaj, havlunuzu atıp plajdan faydalanabiliyorsunuz. Denizi yine çok çok güzel ama taşlık. Dilerseniz şezlong-şemsiye kiralayabiliyorsunuz, ücreti 20 euro. Duş, tuvalet olanakları mevcut. Old Town’a yakınlığından dolayı yazın çok kalabalık oluyormuş. Sahili çok uzun değil dediğim gibi muhteşem bir deniz. Burası yan yana geçişli 2 plaj aslında. kayalıkların altından geçip 2. sahile ulaşıyorsunuz.
Budva’nın en güzel plajlarından biri olan Jazz beach Budva-Kotor yolu üzerinde ve hemen Budva çıkısında, Budva merkeze yaklaşık 2,5 km mesafede bulunmakta. Güzel bir plaj, kumsalı oldukça uzun ve daha az taşlık. Denizi biraz daha sığ. Ücretsiz büyük otopark mevcut. 2 şezlong ve şemsiye mevsimine göre 10-15 €. Duş ve soyunma kabini var ve ücretsiz. Su güzel ve plaj kumluk, denize girmek için harika ama elbette yazın oldukça kalabalık olacağından erken gitmekte fayda var. Budva’dan taxi ve merkezden kalkan otobüsler ile ulaşım sağlanabilir. Dönüş için plajın en solundaki iskeleden her buçuklu saatte yanaşan botlar ile de dönülebilir. Plaj girişinde market var. Yiyecek içeceklerinizi yanınıza alabilirsiniz. Biz sadece yol üzerinde geçerken gördük, yukarıdan manzarası güzel.
Tekne Turu
Karadağ’daki 3 günümüzü Kotor ve Perast’a, 4.günümüzüde Kotor körfezini tekne ile gezmeye ayırmıştık. Budva Slovenska Obeliska caddesi üzerinde karşımıza ilk çıkan tur şirketinden destek aldık. Orada tanıştığımız Vladimir hangi gün tekne turunu alırsak Blue Cave’i görmemizin daha olasılıklı olacağı konusunda bilgi verdi. Budva’ya vardığımız gün deniz çok hareketli imiş o nedenle bir sonraki gün yapılacak tekne turlarının Blue Cave’e girme olasılığının çok düşük olduğunu iki gün sonra denizdeki rüzgarın ve dalgalanmanın gideceğini, Çarşamba günkü turu almamızı tavsiye etti, çok da iyi oldu. Siz de körfezi dolaşan bu turu alacaksanız önceden bilgi almanızda fayda var. Bizim aldığımız tur Gardesevic firmasının turu idi. Hangisini aldığınızın çok da önemi yok aslında, hepsi aynı hizmeti sunmakta. Gittiğimiz dönemde turistin az olması nedeniyle Boka Bay turları haftada 3 gün yapılıyordu yazın bu turlar her gün yapılıyormuş.
Öncelikle belirtmeliyim ki vaktiniz varsa tekne turu Karadağ’da yapılabilecek en güzel şeylerden biri. Tüm körfezi belirli noktalarda konaklayarak İngilizce, Rusça ve Karadağca anlatım eşliğinde gerçekleşiyor ve ülke hakkında oldukça bilgi sahibi oluyorsunuz.
Turları Budva, Kotor, Tivat ve Herceg Novi’den almanız mümkün ve aldığınız şehre göre saatleri ve rota değişiklik gösterebiliyor. Budva’dan katılacaksanız tur otobüsü sizi sabah 07:45’de Tre Canne binasının tam karşısındaki otoparkın yanından alıyor. Biz gittiğimizde fazla turist olmadığından tek otobüs vardı ve karışıklık olmadı ancak yüksek sezonda buradan kalkan birçok tur otobüsü olacağı için karışıklığı önleme adına biraz daha erken buluşma noktasına gidip otobüsünüzü bulmanızda fayda var. Blue Cave’i çok görmek istiyorduk o nedenle havanın en iyi olduğu güne planladık. Deniz dalgalı olduğunda blue cave’e girilmiyor. Tur kişi başı 30 Euro. Şayet siz de Budva’da konaklıyor ve bu tura katılmak istiyorsanız Kotor’a gidip oradan katılmaya çalışmayın. Böylesi hem daha pratik hem daha ucuz. Kotor’a gitme zahmetine girmiyorsunuz ayrıca oraya gidiş-dönüşte ödeyeceğiniz ekstra yol parasını da hesaba katmak gerek. Budva körfezin dışında kaldığı için teknelerin turu oradan başlatmaları daha zor, o nedenle Budva’dan otobüslerle Kotor’a götürüp oradan teknelere katılınıyor. Oteliniz kahvaltı dahil bir otelse ve kahvaltı yapmadan çıkacaksanız kendilerinden bir gün önce kahvaltıya katılamayacağınızı ve lunch box hazırlayabilirler mi sorabilirsiniz. Kaldığımız otel bize 2 adet hazırladı. Şayet domuz salamı vb. şeyler yemiyorsanız belirtmenizde fayda var. Sandviçinizi ona göre yapıyorlar.
Turların hareket saati 08.00. Yarım saat sonra Kotor’a ulaşılıyor. Tekne kalkış 11.30. Rehber katılımcıları İngilizce konuşanlar-Rusça konuşanlar olarak ayırıp iki ayrı grup halinde Kotor old town gezisi yaptırıyor.
Kotor turu bitirince 11.30 gibi tekneye bineceğimiz yere geldik. Teknemiz oldukça büyük bir tekneydi, turist sayısı az olduğu için 150-200 kişilik tekneye 55 kişi olarak bindik. Sezon dışı gitmenin hava ve deniz açısından riskli tarafları olsa da az kişi ile tur almak ve dilediğiniz şezlonga yayılma-istediğiniz yere oturma gibi bir çok avantajlı yanı var.
Rehberimizin anlatımı eşliğinde turumuz Kotor’dan başladı. Oradan Perast’a geçtik. Our Lady of the Rocks’ta mola verdik ve adaya çıktık. Bu kısımları Kotor gezilecek yerler yazımda detaylı olarak anlattığım için hızlı geçiyorum. Daha sonra muhteşem manzalar eşliğinde yolumuza devam ettik. Sonraki durağımız Herceg Novi‘ye vardık.
Karadağ Herceg Novi – Town of the stairs Şehirde birçok merdiven bulunduğu için aynı zamanda “Merdivenlerin Şehri” olarak da anılmakta.
Karadağ’ın güney batısında, Kotor körfezinde yer alan küçük, şirin bir sahil şehri. Denizi muhteşem. Yazın deniz kışın spa hizmeti ile öne çıkmakta. Adriyatik’in en genç şehirlerinden biri. Oldukça çalkantılı bir tarihi var. Uzun yıllar İtalyan hakimiyetinde kaldıktan sonra 1482 yılında Osman hakimiyetine geçmiş. Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetinden sonra da Venedikliler tarafından ele geçirilmiş olan şehir 1798 de Avusturya’ya 1805 yılında da Rusya hakimiyeti altına giriyor. 1.Dünya savaşından sonra Sırplara devroluyor.1929 yılında Yugoslavya’nın bir parçası olan şehir, Yugoslavya’nın dağılmasından sonra Sırbistan hakimiyeti en sonunda da Karadağ Cumhuriyeti’nin bir parçası oluyor.
Herceg Novi’deki en ünlü ziyaret noktaları Forte Mare Kalesi, Avusturya tarafından yapılan saat kulesi, Osmanlı döneminde yapılan Kanli Kula ve merkezdeki St. Belavista Sırp Kilisesi St.Belavista Meydanı.
St. Belavista Meydanı meydanı ve kilise
Herzeg NoviKanli Kula ( Kanlı Kule – Bloody Tower ) Adriyatik Denizine tamamen hakim bir manzaraya sahip. Normal gezilmesinin yanında konserlere ve gösterilere açık hava amfi tiyatrosu olarak hizmet vermekte. Venedik hakimiyeti sırasında hapishane olarak kullanılmış ve çok sayıda insan öldürülmüş o nedenle de bu adı almış.
Kanli KulaHerzeg NoviBosna Kralı Tvrtko I’in heykeli
Herceg Novi , güzel bir yer olmasına rağmen deniz ya da spa için gelmiyorsanız yapacak çok da bir şey sunmamakta. Şayet boka bay tekne turu almayı tercih ederseniz teknenin molası esnasında kısa sürede gezip görebileceğiniz büyüklükte. Herceg Novi’de geçirdiğimiz yaklaşık 1.5 saatlik zaman dilimi yeterli geldi. Daha sonra tekne Mamula Fortress’i görmek için hareket etti.
Mamula Adası Kotor Körfezi girişinde küçük bir adacık, aslında yan yana 3 ada bulunmakta. Herceg Novi belediyesine bağlıdır. Adalara giriş bulunmamakta tekneler yanından geçiyor. Adaların en büyüğü üzerinde 1853 yılında general Lazarus von Mamula tarafından Kotor körfezine düşmanların girişini önlemek amacıyla bir kale inşa edilmiş. II. Dünya savaşı esnasında da bu kale hapishane olarak kullanılmış. 2016 yılında Montenegro hükümeti buraya lüks bir otel yapılması onayını vermiş.
Karadağ Blue Cave
Mamula yakınında demirleyerek bizleri Blue Cave’e götürecek daha küçük boyuttaki tekneye aktarma yaptık. Mağaranın ağzı dar, içi de küçük olduğu için sadece küçük teknelerle giriş yapılabilmekte. Burada tercih size ait dilerseniz büyük teknede kalabilir dilerseniz Blue Cave turuna katılmak için ilave kişi başı 5 euro ödemeniz gerekiyor.
Karadağ Tivat
Blue Cave yüzme molasından sonra tekrar bizi bekleyen büyük tekneye transfer olduk ve son durağımız olan Tivat’a doğru yol aldık.
Tivat Kotor körfezinde bir sahil şehri. Sırp nüfusun fazla olduğu bir şehir. Güzel plajları ile ünlü. Şayet denize girmeyecekseniz fazla vakit harcamadan kısa sürede ziyaret edilebilecek büyüklükte. En önemli cazibe merkezi Porto Montenegro. İçinde limanı, cafeler, restoranlar, deniz üzerinde havuz, spa merkezi ve otel, pahalı markaların bulunduğu mağazalar olan mimarisi güzel bir marina. Vaktimiz olmadığı için marinayı gezemedik sadece Tivat’a tekne ile girerken uzaktan görme imkanımız oldu. Burada bizi geri götürecek tur otobüsümüze binerek dönüş yoluna çıktık. Tivat, Budva ve Kotor arasında yer almakta, her iki yerleşimden de otobüslerle kolayca ulaşabilirsiniz. Vaktiniz varsa bu güzel şehri de gezip vakit geçirebilirsiniz.
Budva’da son gün: Budva’daki son günümüzü şehrin ve denizin tadını çıkararak, girmediğimiz sokakları keşfederek ve alışveriş yaparak geçirdik. Budva’da değişik ve özel hediyelik göremedik, her yerde bulabileceğiniz türden dükkanlar bulunmakta. Bu arada birkaç ay önce Budva’ya yerleşmiş ve çok güzel kolyeler, takılar ve hediyelik eşyalar üreten Türk çiftten çok hoş kolyeler aldık.
6. Gün -Dönüş
Karadağ’da geçirdiğimiz tatilimizi unutulmazlar listemize ekleyerek dönüş için Budva-Tivat otobüsü ile havaalanına ulaştık.
Karadağ’da ne yenir yazımıza aşağıdaki linkten ulaşılabilir.
Karadağ mutfağı gerçekten insanı mutlu edecek türden bir mutfak. Dilediğiniz her şeye ulaşmak mümkün. Özellikle et ve deniz mahsulleri gerçekten başarılı. Bunların haricinde etkileşimden dolayı ülkede Türk ve İtalyan mutfağı da yaygın olarak karşınıza çıkmakta. Unlu mamuller, peynirler, kebap çeşitleri ve baklava gibi lezzetlere ulaşmak gayet kolay.
Karadağ’da ne yenir ?
Old Fisherman’s Pub- Budva’daki ilk günümüzde hem yorgun hem de oldukça acıkmış olmamız nedeniyle ilk denediğimiz ve de oldukça memnun kaldığımız bir pub. Sahilde, manzarası güzel, porsiyonları doyurucu ve lezzetli, keyifli bir mekan. Üstelik uygun fiyatlı. İki adet büyük boy Niksicko eşliğinde (Karadağ birası) ortaya söylediğimiz ve iki kişinin rahatlıkla doyacağı deniz mahsulleri tabağı bizi fazlasıyla mutlu etti. Hepsine 15 euro ödedik.
Jadran Kod Krsta-Budva-Budva sahildeki marinada restoranlar peş peşe sıralanmış durumdalar. Açıkçası bir birlerine benzer hizmet kalitesi ve menülere sahipler. Biz popüler restoranlardan biri olan Jadran Kod Krsta’da Karadağ’ın meşhur Cevappici köftesini salata ve birkaç meze eşliğinde yedik. Gerçekten başarılı bir restoran. Akşamları deniz kenarında canlı müzik eşliğinde oldukça keyifli vakit geçirmenizi sağlayacak bir mekan.
Jadran Kod Krsta
Porto Restoran, Budva– Yine marina da tabakları oldukça lezzetli ve diğerlerine göre biraz daha şık bir restoran diyebilirim. Fiyatlar Türkiye’ye göre oldukça hesaplı . Yediğimiz her şeyden çok memnun kaldık. Burayı oteldeki görevlinin tavsiyesi üzerinde denemek istedik. Yine yüksek sezonda mutlaka rezervasyon yapılmalı. Karadağ’ın meşhur ahtapot salatası, ızgara balık, paella ve bir şişe şarap sipariş ettik. Toplam 55 euro hesap geldi. Ahtapot salatası ve ızgara balık gerçekten muhteşemdi ancak paellası ortalama lezzette. Tabakları doyurucu.
BBQ TANJGA, Kotor: Kotor ana otobüs terminaline yakın bir aile işletmesi. Tabakları oldukça doyurucu ve gerçekten et işini biliyorlar. Izgaraları çok çok lezzetli, yanında meze ile sunuyorlar. İki kişilik menü söyleyecektik ancak siparişi alan kişi bizi bir süzdü, ölçtü, tarttı ve size tek kişilik tabak yeterli dedi:) İyi ki dinlemişiz kendisini, gerçekten bitirmekte zorlandık. İçeri girince kasap bölümü ve kapalı alanda kısıtlı masası var ancak arka kapıdan bahçeye açılan bölüm daha geniş. Oldukça dolu, yüksek sezonda yer bulma zorluğu yaşanabilir ve doluluktan dolayı servis biraz yavaş. Öyle romantik bir yemek ya da uzun uzun oturulacak bir restoran olmadığını da belirtmek isterim ama yolunuz düşerse mutlaka deneyin derim.
BBQ Tanjga
Fish Express-Salaş, sokak lezzetleri ya da fast food diye tanımlayabileceğimiz türden bir mekan. Tahta masalar, sandalyelerde oturarak deniz mahsulleri yiyebileceğiniz bir yer. Oldukça hesaplı, dilerseniz yemeğinizin yanında ev yapımı şarap ikram ediyorlar. Elbette restoranlardaki lezzet ve porsiyon büyüklüğünü bulamıyorsunuz ancak çok da pahalı olmasın, hızlı bir şekilde bir şeyler yiyelim derseniz tavsiye ederim. Porsiyonlar yaklaşık 5 Euro civarı.
Ayrıca her yerde uygun bütçeli oldukça doyurucu dilimi 2 euro’ya pizza satan dükkanlar ve birçok ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz marketler mevcut.
Hemingway Pub-Slovenska Obala caddesinde, Majestik otelin giriş katında bulunmakta. Kokteylleri oldukça iyi hazırlıyorlar, en azından bizim içtiklerimiz başarılıydı.
Milli içecekler
Niksicko ülkenin yerli birası ve biz çok beğendik, lezzetli ve içimi kolay. Marketlerde de uygun fiyatlı satılmakta.
Karadağ birası
Rakija-Karadağ halkı tarafından evlerde de üretilen yerli içki. Adı benzemekle birlikte bizim rakıya benzemiyor açıkçası, şat bardağı olarak tanımlayabileceğimiz küçük bardaklarda sek olarak sunulup, içiliyor ve oldukça sert. Yudum yudum içilmekte. Evlerde yapılanların alkol oranı oldukça yüksek ama marketlerde ya da restoranlarda sunulanların alkol oranları ev üretimine göre daha düşük seviyede.
Bunun dışında marketlerde küçük meyve suyu şişelerinde kokteyl içkiler bulabilirsiniz. Güzel hazırlanmış bir kokteylin yerini tutmamakla birlikte, sahilde oturup dinlenirken ya da güneşlenirken yanında atıştırmalıklarla güzel gidiyor .
Budva gezilecek yerler başlıklı yazımızın linki aşağıda bulunmaktadır.