Adriyatik kıyısındaki Balkan ülkelerinden bir olan Karadağ, gerek doğası gerek gezilecek yerler , eğlence ve mutfak anlamında gidilmeye değer küçük bir ülke. Gittiğimiz yıl vizesiz olması nedeniyle ayrı cazibe noktası olmasına karşın vize uygulaması başlattı ama yine de mutlaka gezi planlarına eklenmesi gereken bir rota.
Ekim ayında 5 gece olarak planladığımız gezimiz, havaların güzel olması sayesinde hem kültür turu hem de deniz tatili yapmamıza olanak tanıdı. Deniz gerçekten muhteşem, tertemiz, tuz oranı ve ısısı oldukça iyi. Temmuz-Ağustos aylarında hava çok sıcak, turistik bölgeler çok kalabalık ve plajlarda yer bulma sorunu yaşanabilir. İdeal zaman Haziran ve Eylül ayları olabilir.
İstanbul’dan Montenegro’ya hem başkent Podgorica hem de Tivat havaalanlarına direk uçuş bulunmakta. Air Montenegro ile İstanbul’dan Tivat’a uçtuk. Uçuş yaklaşık 1.5 saat. Türkiye ile 1 saat zaman farkı var.
Konaklama için Budva’yı seçtik ve gezilecek yerler birbirine çok yakın olduğu için de otel değiştirmedik. Budva’da daha çok yapılaşma var. Eski halini korumuş olan Kotor ve Perast kimliğini daha iyi korumakta ama Budva hem daha oyalayıcı bir şehir hem yeme-içme cesitliligi açısından daha zengin, Kotor’a göre de daha uygun bütçeli.
Tivat havalimanı oldukça küçük. Otobüs kullanmak istiyorsanız havalimanı içinde otobüs durağı yok. Otobüs durağına havalimanı otoparkından çıkıp otoyolda sola dönüp yaklaşık 200 metre yürüdükten sonra ulaşabiliyorsunuz ancak yol gelişli gidişli bir yol ve yer yer kaldırım yok, dikkatli olmak gerek. Bu otoyol ülkede tüm beldeleri birbirine bağlayan otoyol.
Tivat-Budva otobüs ücreti 4 euro, 1 euro da bagaj toplam 5 euro, oldukça ekonomik. Tivat-Budva arası 20 km ve otobüsle yaklaşık 30 dakikada ulaşılıyor tabi bu söylediğim yoğunluğu düşük bir sezon için geçerli. Yazın trafik yoğunluğu arttığı için süre 40-60 dakika olabiliyormuş. Yaklaşık yarım saat arayla otobüs bulunuyor. Yine de dönüşünüzde uçağınızı kaçırmamak için temkinli olmakta fayda var. H.limanı çıkışında taksiciler sizi almak için yarış halinde oluyor. Ücret yaklaşık 25 euro. Limanda araç kiralamak da mümkün. Taksi ile yaklaşık 20-25 dakikada Budva’ya ulaşabiliyorsunuz.
Korsan taksicilik de yaygın. Havalimanı çıkışında beklediğinizde yanınıza yanaşıyorlar, biz de bu şekilde limandan Budva’ya gittik, kişi başı 5 euro ödedik. Binerken Budva otobüs durağına kadar anlaşmamıza rağmen kalacağımız otele kadar bıraktı. Ama binmeden önce mutlaka fiyat alın.
Karadağ Haritası
Karadağ kaç günde gezilir? Karadağ’a yapılacak 5-6 günlük bir gezi hem sahil şeridini hem de iç kesimlerde kalan bölgeleri gezmek için yeterli olacaktır. Deniz tatili için Budva’nın en iyi şehir olduğunu düşünüyorum.
Karadağ’da gezilecek yerler : Gezimiz sırasında Budva, Kotor, Perast, Tivat ve Herceg Novi şehirlerini gezme imkanı bulduk.
Kotor gezilecek yerler, Budva Gezilecek yerler, Perast Gezilecek Yerler ve Karadağ’da ne yenir? yazılarımız aşağıda bulunmaktadır.
Kotor Körfezinde yer alan Perast esşiz bir sahil kasabası. O kadar güzel ki anlatmaya kelimeler gerçekten yetersiz kalır, görsel bir şölen. Çok küçük bir yer olmasına rağmen ama ayrı bir başlık altında anlatılmayı hakediyor. Gerçekten kartpostal kıvamında, Unesco koruması altında, çok güzel bir ortaçağ köyü. Karadağ’a gidildiyse mutlaka görülmeli.
Budva’dan ya da Kotor’dan otobüsle gidilmekte. Budva otobüs terminalinden kalkan otobüsler önce Kotor ardından Perast’a gidiyor. Gittiğimizde ücreti 4 euro idi. Budva-Kotor arası yaklaşık 20 km ve otobüsle 30 dakika sürüyor ama yüksek sezonda yolculuk 45 dakikaya kadar çıkabilir. Perast’a giderken dönüş otobüsünün saatini sormakta fayda va. Düşük sezonda seferler daha seyrek oluyor.
Perast gezilecek yerler
Perast St.George ve Our Lady of the Rocks adacıklarına en yakın yerleşim yeri. Sahilde dizili restoran ve kafeler var. Çok büyük bir yer olmadığından fazla mekan bulunmamakta. Ana caddesi trafiğe kapalı. Denize girmeyecekseniz yapacak pek bir şey yok. 2 saatten az bir sürede rahatlıkla turlanabilir. St.George ve Our Lady of the Rocks adalarını bir sonraki gün alacağımız tekne turunda gezeceğimiz için fazla oyalanmadık. Eğer Karadağ’da büyük tekne tura almayacaksanız, Perast’tan da bu adacıklara tekne ile geçebilirsiniz, ücreti kişi başı 2 euro. Kotor’dan da aynı şekilde bu adalara tekne turları var.
Perast’ta iki küçük ada dışında gezilebilecek yerler şehir müzesi (giriş 4 euro) ve St.Nicholas Church. Ayrıca denize girilebilecek harika plajlara sahip.
Perast St.Nicholas Kilisesinin çan kulesine 1 euro karşılığında çıkabiliyorsunuz. Kilise her gün 12.00’de açılıyor. 150 merdivenli çan kulesine ulaşınca gördüğünüz manzara tarifsiz güzel. Şayet çan kulesine çıkmak istemezseniz, kilisenin sol yanındaki merdivenleri tırmanarak da harika fotolar çekebileceğiniz, muhteşem manzaralı sokaklara ulaşabilirsiniz.
Perast St.Nicholas Kilisesiçan kulesi
St.George ve Our Lady of the Rocks adaları
St. George adası yada Sveti Djordje ibadethane olarak kullanıldığından ziyarete kapalı, gezilemiyor. İçinde manastır ve çan kulesi var.
Perast Kayaların Leydisi
Our Lady of the Rocks ya da Kayaların Leydisi ise insan eliyle 600 yıl önce yapılmış bir ada. Adadaki kilise ziyarete açık. Kiliseyi gezmek isterseniz ücreti 5 euro.
Hikayesine gelince geçmiş zamanda burada birçok balıkçı yaşarmış. Balıkçılar bu bölgeyi gezdiğinde bir gün Meryem Ana figürlü bir ikon bulunuyor. Bu ikonu alıp manastıra getiriyorlar. Fakat bu ikon yine sabahları aynı yere geliyormuş. Bu birkaç gün böyle devam etmiş. Sonradan din adamları ve balıkçılar bunun bir işaret olduğuna karar vermişler ve burada bir kilise inşa etmeye karar vermişler. Fakat ada kayalıklardan ibaret olduğu için burada kilise inşa edilmesi çok zormuş. Daha sonra gemilerle buraya taş taşımışlar ancak getirilen taşlar bir türlü yerinde tutunamayıp suyun taşınmasıyla yer değiştiriyorlarmış. Daha sonra farklı tekniklerle taşları tutturup burayı yapay ada haline getirmişler ve en sonunda bu yapay ada üzerinde Our Lady Of The Rocks kilisesini inşa etmişler (1722 yıllında).
Adadaki chapel ve müze gerçekten ziyaret edilmeyi sonuna kadar hak ediyor. Tavan süslemeleri ve özellikle üst kattaki el yapımı goblen sanırım müzedeki en meşhur eser. Eşi uzun seyahatlere çıkan Jacinta isimli bir kadının gümüş ve altın tellerin yanı sıra kendi saç telini kullanarak işlediği ve yapımı 25 yıl kadar süren bir goblen yapmış. İşlemeyi bitirdiğinde gözlerinin görme yetisini kaybetmiş. İşlemenin alt sırasında kullandığı saç telleri koyu renkli iken ilerleyen yıllarda saçlarının beyazladığı, işleme üzerindeki motiflerde kullanılan saç tellerinden kolaylıkla görülebilmektedir. Elektriğin ve teknolojinin olmadığı zamanlarda yapılmış bu eser kadının ne kadar iyi bir sanatçı olduğunun da göstergesi.
Kotor gezilecek yerler, Budva gezilecek yerler ve Karadağ’da ne yenir? başlıklı yazılarımız aşağıdadır.
1979 yılından bu yana Unesco Dünya Mirası listesinde yer alan Kotor, Karadağ’da en çok turist çeken yerlerden biri olup, gerçekten de çok güzel bir sahil kasabasıdır.Konum olarak Adriyatik denizinde Boka olarak adlandırılan körfezde yer alır ve yemyeşil yüksek dağlarla çevrilidir.
Adriyatikle iç içe, etrafı yeşil dağlarla çevrili ve Orta Çağ mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan Strari Grad (Old Town) Karadağ’ın en güzel yerlerinden biri. Kotor Körfezi doğal limanıyla büyük yolcu gemilerinin Avrupa’daki en önemli destinasyonlarından. Ayrıca sahip olduğu harika plajları nedeniyle deniz turizmi açısından çok iddialı. Deneyimleyemesek de eteklerinde kurulduğu Lovcen dağı yürüyüş sevenler için harika rotalar sunmakta.
Sahip olduğu konum nedeniyle tarihte hep fethedilmek istenen ve Romalılar tarafından M.Ö.168 yılında kurulan Kotor, Bulgarlar, Sırplar, Macarlar ve Venedik hakimiyetine girmiş. Osmanlı tarafından da kuşatılan şehir, şehrin Venedikle yaptığı işbirliği neticesinde çok iyi korunduğu için Osmanlı hakimiyetine hiç girmeyen Karadağ şehri olmuş. Yugoslavya döneminde bir süre Yugoslavya’nın bir parçası olmakla birlikte dağılmadan sonra kendi başına Karadağ sınırları içinde kalmış. Şehrin nüfusununu büyük bölümünü Karadağlılar, Sırplar, Hırvat ve Yugoslavlar oluşturmakta bu da şehre farklı bir zenginlik katmakta.
Budva’daki üçüncü günümüzü Kotor ve Perast’a ayırdık. Budva otobüs terminalinden kalkan otobüslerle ulaşılmakta.
Budva-Kotor arası yaklaşık 20 km ve otobüsle gidiş bizim gittiğimiz dönemde en fazla 30 dakika sürüyor ama yüksek sezonda yoğun trafik nedeniyle yol 45 dakikaya kadar çıkabiliyormuş.
Kotor gezilecek yerler :
Eski şehir surlarla çevrili alan yani sur içinde kalan kısım. Uzun süre Venedik hakimiyetinde kaldığını hemen anlaşılıyor.
Old Town (Eski Şehir)
Kampana Kulesi
Kotor Katedrali
Kotor Saat Kulesi
Sveti Luka Kilisesi
St. Nikola Kilisesi
Pima Sarayı
Denizcilik Müzesi
Napolyon Tiyatrosu
Eski şehire 3 adet kapıdan girilebiliyor. Kuzey, Güney ve Deniz Tarafı Kapısı. Deniz Tarafı kapısı sonradan açılmış bir kapı. Aracınızla gelecekseniz bu kapının dışında yolun karşısında araç park yeri var. Ayrıca bu kapının girişindeki turist infodan Kotor Old Town’daki gezilecek noktaları ve planını gösteren harita edinebilirsiniz (Türkçe harita da var). Kapının üzerinde Yugoslavya Devlet Başkanı Tito’nun “Bizim olanı vermeyiz, başkasına ait olanı istemeyiz” sözü bulunmakta. Kuzey kapısına Skurda Nehri üzerindeki kapıdan ulaşılabiliyor. Kotor’da konaklayacaksanız Deniz kapısı önünden kalkan otobüslerle Tivat ve Perast’a gidebilirsiniz. Budva’ya gidecekseniz Güney kapısına 5 dakika yürüme mesafesindeki otobüs terminalinden kalkan otobüslere binmeniz gerekmekte. Karadağ küçük bir ülke ve mesafeler çok yakın. Araç kiralarsanız elbette daha kolay ve vakit kaybetmeden gezme imkanına sahip olursunuz. Özellikle şehir merkezleri dışındaki plajlara ulaşmanız çok daha pratik ancak bizim yaptığımız gibi otobüs kullanarak da Kotor’u rahatlıkla gezebilirsiniz. Güney Kapısı ise 13. yüzyıl tarihli ve şehrin en sakin kapısı. Fotoluk harika bir kapı.
Kotor
Kotor Kampana Tower -Şehrin Skurda Nehri köşesinde kalan burç, 13. ve 14. yüzyıllarda kalenin güçlendirilmesi için yapılmış. Kotor Kalesi’ni gören, fotoğraf için güzel bir açıya sahip
Kotor Kalesi
Kotor Kalesi Tepesi (St.John) : Kotor’un körfezinin fyort benzeri manzarasını en iyi görebileceğiniz yer. Tepeye merdivenle çıkmak yaklaşık 35-40 dakika sürüyor. 1355 basamak var. Stari Grad içinden çıkılıyor ve merdivenlere nasıl gidileceğini gösteren tabelalar mevcut ancak çıkış kişi başı 8 Euro. Her ne kadar eşsiz bir manzarası olduğunu paylaşım yapanların fotolarından görsek de açıkçası gereksiz pahalı bulduk ve çıkmadık. Bununla beraber sabah 08:00’den önce tırmanışa geçerseniz bilet kesen görevlinin henüz iş başı yapmadığı için ücret ödemek zorunda kalınmadığını bir yerlerde okumuştuk. Erken gidip şansınızı deneyebilirsiniz. Zaten sıcaklarda Kotor’a gittiyseniz en iyisi erkenden çıkmak. Ayrıca ücret ödemeden çıkılan bir yol daha olduğunu bir sonraki gün aldığımız Boka By tekne turundaki yerel rehberimiz söyledi ve yolu tarif etti. Kendisi bizzat buradan tepeye çıkmış, onun yalancısıyız:)
Tarifine göre Deniz Kapısı ve turist info noktası sağınızda kalacak şekilde yolda yürüyorsunuz. Skurda nehrini geçtikten ileride 2.sağdan dönüyorsunuz. Saptığınız bu yolda sol tarafta Kamelinja shopping center’ı göreceksiniz. Bu yolda dümdüz ilerliyorsunuz. Burası merdivenli bir çıkış değil, patika o nedenle tırmanmak daha uzun sürüyor. Yalnız tırmanışa geçtiğinizde yol ne zaman ikiye ayrılsa siz solu değil sağ tarafı seçeceksiniz. Tepeye ulaştıktan sonra dönüş yolunda bilet sorulmadığı için inişi paralı yoldan yapabiliyorsunuz.
Kaleye ücretsiz çıkmak için takip edilecek yol
Kotor Lady of Remedy Kilisesi : Kotor kalesine merdivenli yoldan çıkarsanız yolun yarısında bulunan kilise. Ücretsiz tırmanma yolunu tercih ederseniz de dönüşte uğrayıp eşsiz fotolar çekebileceğiniz harika bir nokta. Biz çıkmadığımız için fazla yorumda bulunamayacağız.
Silah Meydanı (Square of Arm) ve Saat Kulesi: Eski şehre Deniz Kapısından girdiğinizde solunuzda kalan meydan ve burada bulunan saat kulesi. Meydan oldukça kalabalık ve güzel. Soluklanmak için kafeler ve restoranlar bulunmakta. Silah meydanı Eski şehir Belediye Binası, Presin sarayı, Bizanti ve Beskuca Sarayları ve Venedik cephaneliği ile çevrili.
Kotor Saat Kulesi : Silah meydanında (Square of Arms) her iki yüzünde de saat bulunan dikdörtgen yapıdaki kule. (Clock tower) 1602 yılında yapılmış. Ön cephesinde Karadağ prensliğine ait arma bulunmakta. Saat kulesi yapıldığından beri üzerindeki saatlerin hiç şaşmadan doğru zamanı göstermekte ayrıca tamir ve bakımları nesiller boyu hep aynı aile tarafından yapılmakta.
Pima Sarayı: Un meydanında yer Pima ailesinin sarayı. 17.yy da yapılmış ve cephesindeki koyu yeşil panjurları ile çok güzel bir yapı
Saint Thyrphon Katedrali– (Aziz Thyrphon) Roma Katolik katedrali. Kotor Old town’daki en gösterişli ve en önemli yapılardan biri diyebiliriz. Kotor şehrinin koruyucusu olduğuna inanılan Aziz Thyrpon’un kemikleri İstanbul’dan getirilmiş ve katedral inşa edilince buraya konmuş. Getirildiği günden beri Kotor’un en önemli festivallerinden biri olan St.Tripun Day düzenlemekteymiş. Katedralin üst katıda kıyafetler, haçlar ve tabloların bulunduğu bir müze var. Yanında ise piskoposluk sarayı ve konutu bulunmakta
Kotor Denizcilik Müzesi-Biz gezmedik ancak vaktiniz varsa gezilebilir. Giriş 4 euro
St. Luke Meydanı: Sveti Luke ve St.Nicholas Kiliseleri
St. Luke kilisesi Katolik kilisesi olarak yapılmasına rağmen 17. yüzyılda Kotor’a gelen Sırp ortodokslarının da kullanmalarına izin verilmiş ve içinde hem Katolik hem de Ortodoks mihrabı bulunmakta. Buradan da Kotor şehri halkının din farkı gözetmeksiniz tüm inananlara kapılarını açtığını görmekteyiz. Eskiden Kotor şehrinde yaşayanlar kilisenin içine defnedildiğinde zemin mezar taşları ile kaplı
St. Nicholas Kilisesi meydandaki en gösterişli yapı. Denizlerin koruyucu azizi St.Nicholas’a ithafen 20.yy başında yapılmış Ortodoks kilisesi. Etkileyici bir yapı ve mutlaka gezilmeli
Kotor Old Town içinde ayrıca “women talks a lot” (kadınlar çok konuşur) çeşmesini de gezebilirsiniz. Eskiden su ihtiyacının sokaklardaki/meydanlardaki çeşmelerden karşılandığı ve bu noktaların kadınlar için sosyalleşme, konuşma yeri olmasından dolayı bu isim verilmiş.
Günümüzde otel olarak kullanılmakta olan, Fransızlar tarafından inşa edilmiş Napolyon Tiyatrosu
Budva gezilecek yerler ve Karadağ’da ne yenir yazılarımıza aşağıdaki linklerde ulaşılabilir.
Karadağ mutfağı gerçekten insanı mutlu edecek türden bir mutfak. Dilediğiniz her şeye ulaşmak mümkün. Özellikle et ve deniz mahsulleri gerçekten başarılı. Bunların haricinde etkileşimden dolayı ülkede Türk ve İtalyan mutfağı da yaygın olarak karşınıza çıkmakta. Unlu mamuller, peynirler, kebap çeşitleri ve baklava gibi lezzetlere ulaşmak gayet kolay.
Karadağ’da ne yenir ?
Old Fisherman’s Pub- Budva’daki ilk günümüzde hem yorgun hem de oldukça acıkmış olmamız nedeniyle ilk denediğimiz ve de oldukça memnun kaldığımız bir pub. Sahilde, manzarası güzel, porsiyonları doyurucu ve lezzetli, keyifli bir mekan. Üstelik uygun fiyatlı. İki adet büyük boy Niksicko eşliğinde (Karadağ birası) ortaya söylediğimiz ve iki kişinin rahatlıkla doyacağı deniz mahsulleri tabağı bizi fazlasıyla mutlu etti. Hepsine 15 euro ödedik.
Jadran Kod Krsta-Budva-Budva sahildeki marinada restoranlar peş peşe sıralanmış durumdalar. Açıkçası bir birlerine benzer hizmet kalitesi ve menülere sahipler. Biz popüler restoranlardan biri olan Jadran Kod Krsta’da Karadağ’ın meşhur Cevappici köftesini salata ve birkaç meze eşliğinde yedik. Gerçekten başarılı bir restoran. Akşamları deniz kenarında canlı müzik eşliğinde oldukça keyifli vakit geçirmenizi sağlayacak bir mekan.
Jadran Kod Krsta
Porto Restoran, Budva– Yine marina da tabakları oldukça lezzetli ve diğerlerine göre biraz daha şık bir restoran diyebilirim. Fiyatlar Türkiye’ye göre oldukça hesaplı . Yediğimiz her şeyden çok memnun kaldık. Burayı oteldeki görevlinin tavsiyesi üzerinde denemek istedik. Yine yüksek sezonda mutlaka rezervasyon yapılmalı. Karadağ’ın meşhur ahtapot salatası, ızgara balık, paella ve bir şişe şarap sipariş ettik. Toplam 55 euro hesap geldi. Ahtapot salatası ve ızgara balık gerçekten muhteşemdi ancak paellası ortalama lezzette. Tabakları doyurucu.
BBQ TANJGA, Kotor: Kotor ana otobüs terminaline yakın bir aile işletmesi. Tabakları oldukça doyurucu ve gerçekten et işini biliyorlar. Izgaraları çok çok lezzetli, yanında meze ile sunuyorlar. İki kişilik menü söyleyecektik ancak siparişi alan kişi bizi bir süzdü, ölçtü, tarttı ve size tek kişilik tabak yeterli dedi:) İyi ki dinlemişiz kendisini, gerçekten bitirmekte zorlandık. İçeri girince kasap bölümü ve kapalı alanda kısıtlı masası var ancak arka kapıdan bahçeye açılan bölüm daha geniş. Oldukça dolu, yüksek sezonda yer bulma zorluğu yaşanabilir ve doluluktan dolayı servis biraz yavaş. Öyle romantik bir yemek ya da uzun uzun oturulacak bir restoran olmadığını da belirtmek isterim ama yolunuz düşerse mutlaka deneyin derim.
BBQ Tanjga
Fish Express-Salaş, sokak lezzetleri ya da fast food diye tanımlayabileceğimiz türden bir mekan. Tahta masalar, sandalyelerde oturarak deniz mahsulleri yiyebileceğiniz bir yer. Oldukça hesaplı, dilerseniz yemeğinizin yanında ev yapımı şarap ikram ediyorlar. Elbette restoranlardaki lezzet ve porsiyon büyüklüğünü bulamıyorsunuz ancak çok da pahalı olmasın, hızlı bir şekilde bir şeyler yiyelim derseniz tavsiye ederim. Porsiyonlar yaklaşık 5 Euro civarı.
Ayrıca her yerde uygun bütçeli oldukça doyurucu dilimi 2 euro’ya pizza satan dükkanlar ve birçok ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz marketler mevcut.
Hemingway Pub-Slovenska Obala caddesinde, Majestik otelin giriş katında bulunmakta. Kokteylleri oldukça iyi hazırlıyorlar, en azından bizim içtiklerimiz başarılıydı.
Milli içecekler
Niksicko ülkenin yerli birası ve biz çok beğendik, lezzetli ve içimi kolay. Marketlerde de uygun fiyatlı satılmakta.
Karadağ birası
Rakija-Karadağ halkı tarafından evlerde de üretilen yerli içki. Adı benzemekle birlikte bizim rakıya benzemiyor açıkçası, şat bardağı olarak tanımlayabileceğimiz küçük bardaklarda sek olarak sunulup, içiliyor ve oldukça sert. Yudum yudum içilmekte. Evlerde yapılanların alkol oranı oldukça yüksek ama marketlerde ya da restoranlarda sunulanların alkol oranları ev üretimine göre daha düşük seviyede.
Bunun dışında marketlerde küçük meyve suyu şişelerinde kokteyl içkiler bulabilirsiniz. Güzel hazırlanmış bir kokteylin yerini tutmamakla birlikte, sahilde oturup dinlenirken ya da güneşlenirken yanında atıştırmalıklarla güzel gidiyor .
Budva gezilecek yerler başlıklı yazımızın linki aşağıda bulunmaktadır.